Bugün, 12 Mart 2026 Perşembe

Abdullah ALTAŞ


ŞEHİT BABASI

ŞEHİT BABASI


İnancımızda ve kültürümüzde "Şehit" kavramının çok önemli ve üstün bir yeri vardır. Şehit, normal bir müslümanın üstünde Allah'ın lütfuna büyük ölçüde mazhardır. Hatta, peygamberlikten sonra gelen bir makamı vardır. Vatan uğruna en çok sevdiği varlığı "Canını" vermekten çekinmemiş, "Bir gül bahçesine girercesine" kara toprağa girmiştir.

Şehidin, Allah katında derecesi bu kadar yüksektir. 

"Allah, kendi yolunda çarpışırken öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında cennet vermek üzere satın almıştır. Bu, Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da yer almış gerçek bir vaadidir. Kim Allah’tan daha fazla sözüne bağlı olabilir! O halde yaptığınız bu alışverişten ötürü sevinin. İşte büyük bahtiyarlık da budur. "    (Tevbe suresi 111. Ayet)

" Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve keremin den kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar." (Al-i İmran suresi 169, 170.Ayet)

Peygamberimiz bir sözünde üç defa ;" Allah yolunda öldürülseydim, tekrar dirilseydim, tekrar öldürülseydim" buyurmuştur. Peygamberimiz'in bu sözü üç defa arzu edip söylemesi, yukarıda ayetlerde verilen müjde ve eşsiz mükafatların lezzetini tat mak ve bu lezzeti tekrar tekrar yaşamak içindir. 

Şehitliğin dinimizde saygın bir yeri olmasına ilave olarak kültürümüzde "Şehit babası" olmakta ayrı bir önem ve saygıya sahiptir. Allah, izin verdiği takdirde şehit, anne ve babasına Ahirette "Şefaat" edecektir. 

Geçtiğimiz hafta ülkemizi, vatanımızı müdafaada şehit olan bir askerimizin babası, gayet olgun ve efendi, vakarını korur bir şekilde, hiç taşkınlık yapmadan "Teröre destek verenlere hakkını helal etmeyeceğini!"  belirtti. O acı içinde bu ifade ancak bu kadar güzel söylenebilirdi... 

Şehit babasının bu ifadesi bir gazeteci müsveddesinin çok zoruna gitmiş olmalı ki, şehit babasına "Sen kim oluyorsun ulan!"  ifadesinde bulundu. 

Evladı şehit olan bir babayı teselli etmesi ona moral vermesi gerekirken, onun acısına adeta tuz bastı. 

Öyle anlaşılıyor ki bu gazeteci müsveddesi "Ulan" kelimesinin çokça sarfedildiği bir aile ortamında büyüdüğü, "Ulan" kelimesinin çokça kullanıldığı  bir çevreden geldiği anlaşılıyor!  Bu gazeteci müsveddesi, şehit babasının "Teröre destek verenlere hakkımı helal etmiyorum!" Sözünden niye bu kadar alındı ve bu sözü üzerine aldı ?  Burası çok dikkat edilecek konu! 

Bizim toplumumuzun kültüründe "Helalleşmek" "Helal etmek" "Helal etmemek" yadırganacak bir konu değil!  Bu gazeteci müsveddesi ve gazeteci zarafetinden uzak aynı zamanda kaba olan bu şahıs, şehit babasının sözünden niye bu kadar alınganlık yaptı?  Kısacası bu gazeteci müsveddesi kendini ele vermiştir! Gerisi hukukun işi!.... 

 

Nasrettin Hoca 'ya birisi gelir, ve şöyle der :

-Hocam!  Hergün bir tavuğum çalınıyor!  Bana bu konuda yardım et, hırsızı bulalım! 

  Hoca, tamam dedikten sonra camide vaaz vermeye başlar. Hoca vaaz esnasında şöyle der. 

-O ne utanmaz adamdır! Hem komşusunun tavuğunu çalar, bir de o tavuğun başında kalmış tüyü ile camiye gelir! 

Bunu duyan cemaatten biri gayri ihtiyari elini başına götürür. 

(Hırsız ortaya çıkmıştır)