Mevlana Hazretlerinin mesnevisinde geçen bir hikaye…
Büyük mürşit, aşkı, şevki yol edinmiş gönül sultanı, bir gün, dergâhın işlerini yürüten talebesini çağırdı ve dedi ki:
“Dergâhın eşeğini satınız.”
Eşek, dergâhın kıdemli hizmetkarı idi. Hayvana bile vefa dersi verilen mektebin öğrencisi, bu isteği anlayamadı ve sordu:
“Efendim, dergahımıza herhalde bir eşek lazımdır.”
Gönül sultanı, sözünü kesti ve isteğini vurguladı:
“Evladım, bu eşeği satın ve başka bir eşek alın.”
“Ama neden?” dedi Öğrencisi ve ekledi:
“Biniyoruz, götürüyor, yüklüyoruz, taşıyor. Üstelik nereden bıraksak, dergâhın yolunu şaşırmadan bulup yerine geliyor...”
Bunun üzerine, Allah dostu, gerekçesini açıklamak zorunda kaldı ve buyurdu ki:
“Evladım, dikkatimi çekti, bu eşek bir haftadan beri anırmadı. Aşksız ve şevksiz... Şevksizliğin size bulaşmasından korkarım! Bu sebeple satın bu eşeği de bir başkasını alın.”
Bugün devlet dairelerinde de aynı durumu görüyor musunuz? Ununu elemiş eleğini asmış sadece mesai doldurmaya bakan ve yıllarca aynı yerde çalışan şevksizler yok mu?
Ya da sırtını birine dayamış onu tavassutu ile hak etmediği makam ve mevkileri işgal eden hiçbir işe yaramayan adamlar yok mu?
Görev yeri değiştiğinde sanki daha önceki görev yeri babasından miras kalmış gibi hareket eden sonra da yeni görevlendirdiği yerde görevinin hakkını vermeyen yok mu?
“Devletin malı deniz yemeyen domuz” felsefesi ile hareket eden ve cukkasını doldurmaktan başka amaç ve hedefi olmayanlar yok mu?
Bununla ilgili daha pek çok örnek vermek mümkündür ama anlayan anladı benim demek istediğimi. O zaman ne duruyorsunuz satın gitsin bunları da yerine yenilerini alın!
Bu arada görevini layıkıyla yaptığı için böyüklerin(!) hışmına uğrayanları da unutmamak lazım. Ayrıca görevini layıkıyla yapan bütün görevlilere saygılarımı sunuyorum. Onlar bu anlattıklarımın dışında, üzerlerine alınmasınlar.


