Bu cümleyi ilk okuduğumuzda veya ilk duyduğumuzda, “Allah Allah! Şeytanın da erdemi mi olur?” diye şaşırabiliriz.
Özellikle ilk şeytanın Allah ile diyaloglarını Kur’an-ı Kerim’de okuduğumuzda ve öğrendiğimizde, “ilk şeytan”ın bir miktar saygı içerisinde olduğunu görmekteyiz. İlk şeytandan sonra gelen şeytanlarda ise bu saygıyı göremiyoruz.Dinin kaynağı Allahu Teâlâ’dır. Allahu Teâlâ, yaratmış olduğu insanın kendisinin gösterdiği yoldan gitmesini, karanlıklardan aydınlığa ulaşmasını ister. Şeytan ise insanı ayartıp kendi yolundan gitmesini, aydınlıktan karanlığa geçmesini ister.Allahu Teâlâ kulunu kendi yoluna iletmek istediği zaman meleklerini gönderir. Melekler de insanlara iyilik konusunda doğru yolu bulmaları için ilham ve dürtü verirler. Şeytan da kulu doğru yoldan çıkarmak istediğinde vesvese verir ve kötülüğe yönlendirmeye çalışır.Allahu Teâlâ yaratmış olduğu kulunun daima iyiliğini ister; şeytan ise insanın hep kötülüğünü ister.Bu arada şeytanın hakkını yemeyelim. Şeytan, Allahu Teâlâ ile olan diyaloglarında O’nu “Rab” ve “Yaratıcı” olarak kabul eder:“Rabbim!...” (Hicr Suresi, 36. ayet)“Rabbim!...” (Sad Suresi, 79. ayet)İblîs: “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan.” (Sad Suresi, 76. ayet)“Senin mutlak kudretine yemin olsun ki...” (Sad Suresi, 82. ayet)İblîs, “Bana insanların yeniden diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.” dedi. (A‘raf Suresi, 14. ayet)Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de geçen ve şeytanın Allahu Teâlâ’ya karşı kullandığı sözlerdir.Yukarıdaki ifadeleri özetlersek; şeytan, Allahu Teâlâ’yı “Rab”, “Yaratıcı”, kudret ve üstünlük sahibi olarak kabul ve itiraf etmektedir. Hatta O’ndan izin istemektedir.Zamanımızın bazı insanları, şu ilk şeytandan bile bir ders almazlar mı? Bu kadar da mı insafları yoktur? Ağızlarından “Allah”, “Rabbim”, “Ey kudret sahibi”, “İznin olursa” gibi sözler hiç çıkmaz mı? Belki de bu sözleri söyleseler doğru yolu bulmaları için bir vesile olacak, kurtuluşlarına anahtar olacaktır.Yoksa karşı tarafa taviz vermiş olurlar diye mi bu kelimeleri bilerek ağızlarına almıyorlar? Kendileri bu ulvî kelimeleri kullanmadıkları gibi, başkalarının da kullanmasını istemiyorlar. Hayat süreçlerinde şeytanlığın her boyutunu yaşamak ve yaşatmak ister gibiler.Eğer bir konuda din kokusu, İslam’a dair bir iz varsa, onu dahi istemiyorlar. Sonraki şeytanları bu kadar yoldan çıkaran nedir?Bir arkadaşım anlatmıştı: Sigarayı bırakacağına dair yemin etmiş. Abisi de ona, “Yemin etme; ‘Sigarayı bırakacağıma dair kendime söz verdim’ de,” demiş. Hani “şeytana pabucunu ters giydirmek” diye bir ifade vardır ya; işte bu deyim tam da böyle durumlar için söylenmiştir. Bu deyim biz uydurmadık. Tecrübe edile edile, süzüle süzüle günümüze kadar gelmiştir.Allahu Teâlâ ıslah etsin, hidayet versin.
