Bugün, 7 Şubat 2026 Cumartesi

Abdullah ALTAŞ


SİYASİ AHLAK !

SİYASİ AHLAK !


 

Gündelik yaşantımızın, önemini hiç kaybetmeyen aktüelliğini daima koruyan bir konusu var, o da siyaset.... Misafirliklerde, arkadaş sohbetlerinde, alışverişte, kahvehanelerde, otobüste, minibüste aklımıza gelmeyen çeşitli mekan ve karşılaşmalarda konuşmalarımızın bir kısmını siyaset ve siyasi konuşmalar oluşturmaktadır.

İnsanlararası iletişimde, diyalog ve sohbetlerde siyasi konular önem sırası itibariyle birinci sırayı işgal etmekte ve çok tatlı olmaktadır. Bu durum belki de önemine binaen olmaktadır... Siyasetin, hakikaten, yaşam boyutlarımızın her biri ile alakalı ve önemli olduğunu görmekteyiz... Yaşam boyutumuzun her çeşidinde siyasi iradenin ne denli önemli olduğunu günümüzde daha iyi hissetmekteyiz... 

Örneğin, yaşamsal önemi haiz olan sağlığımızı koruyabilmemiz şifa bulabilmemiz için gerekli mekanlar olan hastanelerin yapılabilmesi için siyasi irade başta gelmektedir. Vatanımızın korunması için gerekli tedbirlerin alınmasında siyasi iradenin önemi tartışılmazdır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz... 

Kısacası bir ülkenin, bir insanın yaşam boyutu ile ilgili, onları iyileştirme konusunda ne varsa hepsinin siyasi irade ilgili olduğunu görmekteyiz...

Bundan dolayı siyaset ve politika sohbeti gerek görsel gerek yazılı basında, gerek sokakta, çarşı pazarda konunun önemine binaen işlenmektedir.

Tüm bunlar bize siyaset kurumunun ciddi,  ahlaki ve önemli olduğu fikrini vermektedir. 

Bir zat şöyle demektedir. "Aslında geçmişler, geleceğimizdir!".    "Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha fazla benzerler" 

Fransız imparatoru Napolyon iktidara geldiğinde çok sayıda generalini mareşal yapmıştı. Napolyon bu konuda tenkit edilmiş ve kendisi için, "Bu işi çocuk oyuncağına çevirdi!"  diyenlere, Napolyon, "Çocuklar da oyuncaklarla avutulurlar!"  demiştir. 

Bu tarihi olay bana günümüzdeki bazı siyasilerin avunabilmek için birtakım makam beklentilerini hatırlatmaktadır . 

Bir genç erkek evlenmek istediği bir genç kıza, evlenme teklifini kabul ettirmek için, genç kızın her türlü isteğine, şartına " evet" der. Genç kız da buna inanır beklenti içine girer ve evlenme teklifini kabul eder. Fakat, evlilik gerçeklikten sonra, damat, verdiği sözlerin hiçbirini tutmaz. Artık, atı alan Üsküdarı geçmiştir. 

Bu, yaşanan, yaşanması mümkün olan olaylar, bize bir fikir ve ders vermektedir. Bazı siyasilerin amacına ulaşmak için herkese "evet" demesi, bol keseden mavi boncuk dağıtması şüphelidir.  

Eğer bu tarz siyasi planı yapan organizatörün başı başarılı olursa, diğerlerine dirsek gösterip, "Hadi oradan! sizin etiniz budunuz ne? diyecektir.  Gözlerini makam ve mevki hırsı bürümüş bazı balık hafızalı siyasiler bu oltaya düşeceklerdir. 

Vatan ve millet kaygısından önce, paylaşmayı öncelikli hale getirmiş," Bana düşen payımı ver de ne yaparsan yap! " diyen oltaya takılmaya hazır, yalama yapmış, milli hassasiyeti kalmamış, miras yediler, çıkarlarına odaklanmış siyasiler, düğün tarihleri belli olmuş damatlar gibi, sevinçle, dörtgözle beklemektedir. 

"Siyasetle ahlâkı ayıranlar, ikisinden de bir şey anlamamışlar demektir."  (John Morley)

"Dürüstlük en iyi siyasettir." (japon Atasözü)

“Kahpe içerden olunca

Kapı kilit tutmaz oğul!

Halk içinde bozgunculuk yapan, haindir oğul! "

                                   (Dede Korkut)