Bugün, 10 Mart 2026 Salı

Olgun YÜKSEL


SON 80 YILIN EN BÜYÜK MEYDAN MUHAREBESİ

SON 80 YILIN EN BÜYÜK MEYDAN MUHAREBESİ


Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov; “Savaşta ciddi şekilde asker kaybettik. Bu bizim için tamiri güç büyük bir trjedi.” Dedi. Birçok analistlere göre Ukrayna’nın açıklamaları abartılı bulunuyordu. En son hatırladığım açıklamalarına göre Ukrayna, Rusya’nın kaybını 19 binin üzerinde bir rakam olarak açıklamıştı. Diğer savaş teçhizatlarına konuyu uzatmamak için girmiyorum. ABD İstihbaratına göre ise Rusya’nın asker kaybının 13 bini geçtiği yönündedir. ABD’nin, savaşın dışında olması ve uzaydan muharebe alanlarının tamamını 30 cm. karelik hata oranıyla izleme kabiliyetini sonuna kadar kullandığından ve sürekli Ukrayna’ya istihbarat sağladığından dolayı açıklamalarının daha güvenli olduğuna itibar edebiliriz. Açıkçası Ukrayna-Rusya Savaşı’nın her sahasının, ABD için “Biri Bizi Gözetliyor” programından farkı yoktur.

Rusya, Ukrayna’nın Kuzey şehirlerine yaptığı kuşatmaları kaldırarak tüm güçlerini doğuya yığdı. Her iki tarafta doğuda tüm güçlerini birleştirerek 2. Dünya Savaşından sonraki en büyük cephe savaşına hazırlanıyor. İlerleyen günlerde son 80 yılın en kanlı muharebesine tanıklık edeceğimizi değerlendiriyorum. Askeri açıdan böylesine ağır sonuçları olacak bir muharebeyi yönetmek, bir komutan için en zor iştir. Gerçek komutanları ve gerçek liderleri bu tür ağır koşullar yaratır. Vaktiyle Çanakkale’deki koşullar Mustafa Kemal’i yaratmıştır. İşte o koşullar Çanakkale Muharebeleri başlamadan önce cephedeki komutanlar arasında hiyerarşinin 71. Sırasındaki adamı alıp, cephe komutanı yapmak zorunda bırakarak bir numarasına yükseltir. Bunlar tabi ki durduk yere olmuyor. Almış olduğunuz inisiyatif ve bu inisiyatif doğrultusunda vermiş olduğunuz kararlar sizi darağacına da götürebilir veya kahramanlaştırabilirdi. İşte Vatan’ın selameti için cephede vurulma riskinin yanında hatalı emirleri görüp, emir komutanın dışında hareket ederek kendi kararınızı uygulamanız sonucundaki olası başarısızlığın bedeli de kurşuna dizilmekti. Bu kararları vermek öyle her askerin harcı değildir. Onun için Mustafa Kemal olmak gerekir.

Değerli okurlar, gerçek muharebelerin bizzat ortasında yer almış askerler kadar barış isteyen insanlar yoktur. 40 yıldır düşük yoğunluklu bazen de yüksek yoğunluğa bürünen operasyonların yani savaşların bizzat uygulayıcısı olmak zorunda kalan Türk Ordusu kadar tecrübeli ve savaşçı bir Ordu ve bir o kadarda barışçı bir Ordu henüz yeryüzünde mevcut değildir. Ülkesine karşı aidiyet duygusu olan her yurttaşımız Ordusuyla gurur duymalıdır. 2003 yılında Kuzey Irak Bölgesinde konuşlu Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu askerlerimize çuval geçiren ABD’li General David Patreus, ABD Ordusundan ayrılmasına müteakip CIA Başkanı olmuştu. 9 Ekim 2019 tarihinde Suriye’nin kuzeyinde Ordumuz tarafından başlatılan Barış Pınarı Harekâtı esnasında NATO müttefikimiz ABD’nin Senato Meclisinde Türkiye’ye karşı bir askeri harekât tartışmaya açıldı. Kendilerini konu hakkında bilgilendirmesi için bu generali Senato’ya çağırdılar. Patreus’un Türkiye ve Türk Ordusu hakkında, Senato ve ABD Ordusuna tavsiyesi ne olmuş bakalım.

“Orada durup iki defa düşünmeleri lazım. Türklerden bahsediyoruz, kontrolümüzde ki Araplardan değil. Düzenli taktik ve biz de bile olmayan disiplinli bir orduya sahipler. Geri çekilme gibi bir huyları yok ve bu olasılığı hiç düşünmüyorlar. Topyekun savaşan bir millet. Olasılık hesapları yapmıyorlar, akıllarında toprakları ve dinleri varsa kaygılanıp sonlarını düşünmüyorlar. Son iki yıl içinde ABD, PYD’ye teknik bilgi aktarımı yapmış ancak Türkiye karşısında hiçbir başarı sağlanamamıştır. Bunu söylememem gerekir ama sırf bu yüzden onlarca ABD’li general ya emekli edildi ya da kovuldu. Ülkeye giriş yapan her ABD ve Avrupalı turist adım adım izleniyor. Şuan böyle kritik bir durum hem bizim için hem dünyanın geri kalanı için çok büyük bir risk teşkil eder."

Metnin içindeki “Şuan böyle kritik bir durum” ibaresi bizim için anahtar kelimedir ve ileride amaç ve hedeflerin neler olabileceği hakkında ipuçlarını veriyor. Batı’nın Türkiye’yi hedefe koyduğunu ve asla vazgeçmeyeceklerini, zaaf ve zayıflık gösterdiğimiz anda derhal harekete geçeceklerinden kesinlikle şüphe etmemeliyiz. David Patreus’un Ukrayna-Rusya Savaşı ile ilgili yapmış olduğu açıklamaları, Savaş Muhabiri ve Gazeteci Ardan Zentürk’ün ağzından alıntılayarak yazımı bitireyim.

“Bir ordunun beş hafta gibi bir zaman diliminde, 15 bin askeri nasıl kaybettiğini anlamak mümkün değil. Esasında Ruslar Kiev’de, Çernihiv’de ve Sumy’de açık ve net şekilde alanda yenildiler.”

Buradaki 15 bin kaybı doğrudan söyleyen David Patreus ise, bunun doğruluğu, doğru olmamasından daha kuvvetlidir. Bir başka soruya şöyle cevap vermiş. “Askerlik hayatımın en zor kararı ve en zor işi, Irak’ın Merkezine (Bağdat) 20 bin askerle girmekti” Kaldı ki ABD Ordusuna direnen Irak kuvvetleri de yoktu. Zira Irak’ta İslami bir cemaat olan Kesnizaniler ABD’nin fonlamasıyla ele geçirilmiş, cemaate mensup kişiler Irak Ordu’suna sızdırılarak komutan yapılmışlar ve yine Kesnizani Tarikatı Liderinin ABD Ordusuna karşı savaşmamaları talimatı sonucunda, ABD Ordusu otobanlardan ilerleyerek Irak’ın işgalini tamamlamışlardı. Patreus, buna rağmen hayatının en zor kararının Bağdat’a girilmesiydi diyor. Meskun mahal savaşları savaşın en zorudur. Öyle 30-40 bin askerle gerçekten kendini savunan 3-4 milyonluk şehirleri ele geçiremezsiniz. Ele geçirseniz de taş üstünde taş kalmayan araziyi ele geçirmiş olursunuz. Artık o bir şehir değildir. Rusların önlerindeki seçenekte bundan farklı değildi. Nitekim 15 bin kayıpla kuzey şehirlerine yapılan kuşatmayı bırakıp çekildiler. Şimdi her iki taraf 21. Yüzyılın en büyük, en yıkıcı ve en can alıcı meydan muharebesine hazırlanıyor. Bu savaş bu yüzyıla asla yakışmıyor. Bizim genetik yapımız daima zayıftan ve garibandan yana çalışıyor. Ukrayna halkının Allah yar ve yardımcısı olsun. Kalın Sağlıcakla…