reklamy

Muzaffer GÖZÜTOK


SOSYAL MEDYA OLMASA, BİZ NE YAPARDIK!!


Sosyal Medya artık hayatın vazgeçilmezleri arasında geliyor. Telefonlar, tabletler, insanların elinden düşmüyor, ama artık bağımlılık haline gelen bu platform, sosyalleşme konusunda da olumsuz etkiler oluşturuyor.

Nedir bu sosyal medya merakı? Sabah ilk kalktığımızda yüzümüzü yıkamadan telefona bakıyoruz. Yemek yapıp, "ay bugün bu yemeği" yaptım diyoruz. Bir arkadaşımızla buluşsak, telefona sarılıp selfie çekiyoruz. Neredeyse özel hayatımız, bizi esir almış durumda!!

Ne yazık ki sosyalleşmek isterken, bazen de sosyallikten uzaklaşılabiliyoruz. Misafir geldiğinde herkesin elinde bir telefon, muhabbetin içine ediyoruz. Artık aile bağlarımızı unutmuş, birbirimizin halini hatrını, derdini dinlemeyi unutmuşuz da haberimiz yok!

Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal paylaşım sitelerinde çok fazla zaman harcayarak aslında günlük hayattan geri kalıyoruz. Bazen de sorumluluklarımıza ayıracağımız zamanı bunlarla harcıyoruz. Zamanımızın neredeyse çoğunu bu platformlarda geçiriyoruz.

Sosyal medya olmasaydı, yeri mutlaka başka şeyler ile doldurulurdu. Eskiden telefonlar, bilgisayarlar, tabletler yokken ne yapıyorduk? Bir hatırlasanıza! Bence insanların birbirinin derdini, sorununu dinlediği, eşlerin birbirine şimdiki zamandan daha çok vakit ayırdığı, daha çok vakit geçirdikleri bambaşka bir zamandı yaşadığımız...

Sosyal medya sayesinde özel hayatın hiç bir hükmü kalmadı. Nereye gitsek, ne yesek, ne giysek telefona sarılıp hemen paylaşmak istiyoruz. İşte o yüzden uzakta olan aile fertlerimiz bile bizi arayıp sormaz oldu. Haa, bir de beğeni ve yorum yapmazsak olmaz! Ayrıca onlara yanıt vermekte bambaşka bir durum.

Eğer sosyal medyada yemek resmi paylaşma alışkanlığımız olmasaydı; hem yenilen yemeğin tam anlamı ile tadına varılacak, hem de arkadaşlar ile daha fazla iletişim kurularak, paylaşım sağlayacaktık.

Bütün bir yıl boyunca çalışmaktan, oradan oraya koşturmaktan zaten çok bunalmışız. Biraz dinlenip yorgunluk atmak varken, ortamın güzelliklerinin tadını çıkartmak dururken, sosyal medyada zaman harcıyoruz. İşte sosyal medyanın bizi hayattan kopartmasına olumsuz bir örnek daha.

Aile üyelerinin birlikte olduğu akşam saatlerinde, özellikle genç yaştakilerin kendi odalarına çekilip, bilgisayar ya da cep telefonu ile ilgilenmeleri, aile bağlarının da gelişmesini engelleyebildiğini söylemek durumundayım.

Eskiden, çocukların ev dışında oyun oynamaktan eve getirme konusunda sorun yaşayan aile büyükleri, günümüzde evden dışarı çıkarma konusunda sorun yaşadıklarını söylüyorlar. Devamlı dijital ortamlar ile iletişim halinde bulunan çocuklar, ailesine ve dış dünyaya karşı daha pasif ve isteksiz kalabiliyorlar. Her ne kadar bu gibi durumların olmaması için aile içinde özellikle internetin kısıtlanması bir çözüm gibi dursa da, çözüm için bir uzman ile görüşmekte yarar olduğunu düşünüyorum. Genç yaştaki aile bireylerine internet bilinci, sosyal medya kavramları, iyi ve kötü yönleri konusunda uzmanlardan bilgi alıp, bilinçli davranmak oldukça önemli.

Bir de paylaştığımız fotoğrafın ya da durumun ruh halimizi yansıtmadığı, yalandan yere 'iyiyim, mutluyum' pozları vermekte aslında bir tür hastalık olmalı.

İletişim çağında olsakta, elimizden geldiğince bu tür platformlara fazla zaman ayırmamak ve yaşadığımız hayatın farkına vararak zamanımızı çok daha güzel şeylere ayırabiliriz. Çoğu boşanmaların, ev içindeki bağların kopmasının, evdeki genç bireylerin aileden göremediği desteği dışarıda aramasının en büyük nedenlerinden biri de bu.

Bence hayata sıkı sıkıya sarılıp, sevdiklerimize zaman ayırıp, iletişime bağlımlı olmadan da bir hayat yaşayabiliriz. Ya sizce?