reklamy

Dr. Öğr. Üy. Deniz DENİZ ÖZTURAN


SOSYAL FOBİ

SOSYAL FOBİ


 

Kalabalık bir ortama girdiğinizde ne hissedersiniz? Toplum içinde konuşma yapmak, yemek yemek sizi endişelendirir mi? Toplum içinde eleştirilmekten, küçük düşürülmekten korkar mısınız? Peki ya bu kaygı ve korkularınız nedeniyle bu tür durumlardan kaçındığınız oldu mu? Bu sorulara ‘evet’ diye cevap veriyorsanız , sosyal fobi diğer adıyla toplumsal kaygı bozukluğunuz olabilir.

Nedir sosyal fobi?

Sosyal fobi (SF) bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur. Kişiler başkalarıyla etkileşimde bulunmalarını gerektiren ya da bir eylemi başkalarının yanında yerine getirmeleri gereken durumlardan korkarlar ve bunlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar. Başkalarının kendileriyle ilgili olarak anksiyeteli, zayıf, kaçık ya da aptal gibi yargılarda bulunacağını düşünürler. 

Sosyal fobi iki şekilde görülür. Korkular birçok toplumsal durumları kapsıyorsa yaygın tip, bazı durumları kapsıyorsa (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, konuşma yapmak gibi) yaygın olmayan tiptir.

SF’nin yaşam boyu görülme oranı % 2-13 arasındadır. En sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir. Türkiye’de üniversite öğrencilerinde yapılan araştırmada %24’ünde bu hastalığın olduğu saptanmıştır, genellikle erken ve geç ergenlik dönemi (10-17 yaş) arasında başlar.

Çekingenlik mi? Sosyal fobi mi?

Toplulukta konuşma, sosyal ortamlarda kendini ifade etme durumunda hepimiz kaygı yaşarız. Bu durumların büyük kısmı hastalık boyutunda değildir. Ancak biz bu ortamlara girmekten çekiniyor, kaygımız nedeniyle çok büyük sıkıntı yaşıyorsak bu sosyal kaygı olarak değerlendirilebilir.

SF’de korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar yüz  kızarması, terleme, ağız kuruluğu, nefes kesilmesi, nefes darlığı, mide barsak sisteminde rahatsızlık, kas gerginliği, titreme gibi belirtiler bunlardan bazılarıdır. Bu sırada aklından geçen düşünceler “yetersizim, çirkinim, beceriksizim, hata yapmamalıyım, mükemmel olmalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim, kusursuz görünmeliyim, herkesin beğenisini kazanmalıyım” şeklindedir. Bu düşünceler sonrasında oluşan kaçınma belirtileri ise korkulan ortama girmeme, korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma, ilgisiz şeyler düşünme şeklinde olabilir.

Akrabaları arasında sosyal fobik olan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski bir miktar daha yüksektir. Geçmiş yaşantılar da sosyal fobiye neden olabilir. Örneğin öğrenci sınıfta ders anlatırken bir hata yapmış ve arkadaşları ona gülmüştür. Çocuk yetiştirme biçimi de hastalığın oluşmasında önemli etmendir. Genelde aşırı koruyucu ya da duygusal sıcaklıktan yoksun, katı anne babalar olabilir.

SOSYAL FOBİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

SF’de ilaç tedavisi ve psikoterapi ( konuşmaya dayalı ruhsal tedavi) uygulanır. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisi uygulansa da genelde her ikisinin beraber uygulanmasında başarı daha yüksektir. Eğer tedavi edilmezse okul ya da akademik performansta düşüşe, kişinin iş performansının engellenmesine neden olur. Bu nedenlerle eğer kendinizde ya da yakınlarınızda böyle bir rahatsızlıktan şüpheleniyorsanız hastanelerimizin psikiyatri ya da psikoloji bölümlerine başvurmanız faydalı olacaktır.