Bugün, 7 Mart 2026 Cumartesi

Olgun YÜKSEL


SÖZÜN BİTTİĞİ YER     

SÖZÜN BİTTİĞİ YER     


Değerli okurlar, işim gereği il dışına çıkmam nedeniyle yazılarımı erken yazmayı tercih ediyorum. Perşembe günü için yazımı yetiştiremedim. Genelde güncel yazmaya çalıştığımdan il dışında olmam, çok hızlı değişen gündemi takip etmemi de engelledi. Yetmedi, eşimin kalp rahatsızlığı da ayrıca endişe kaynağı oldu. Hastanelerde kalmak zorunda kaldım. Şükürler olsun ki şu anda eşim daha iyi. Doktorlarımızdan Allah razı olsun. Buradan AKP’lilere ve muktedirlere sesleniyorum. Giderlerse gitsinler demek, üst perdeden konuşarak hor ve hakir görmek çözüm değil. Bu ülkenin en iyi şekilde yetiştirdiği çok zeki evlatlarına her daim çok ihtiyacı var. Yetmiyor, hayatında zerre başarı öyküsü olmayan tek başarı öyküleri kurtlar vadisini izleyip onlar gibi davranmaya çalışan rol çalan zibidilerin saldırılarına uğrayan doktorlarımıza, mutlaka gerekli hukuki koruma ve hak ettikleri geliri sağlanmalıdır. Aksi takdirde o yeni yapılan ve yapılmakta olan şehir hastanelerine doktor bulamayacaksınız.   Mevcut koşullarda onlara tüm Dünya’nın ihtiyacı var ve çok daha iyi imkânlarda çalışma koşulları sağlanırken bu çocuklar neden sizin kaprislerinizi çeksinler ki? Yapmayın, lütfen bu Ülkenin çocuklarına Ülkenin geleceğine sahip çıkın. Sizin gibi düşünmeyenlere, bu Ülke de fazlalıkmış gibi davranmayın.  Ben biricik evladımı sırf bu yüzden yurt dışına göndermek zorunda kaldım. Giderken ona sadece şunu söyleyebildim.” Kızım arkana bakma, 4 dili ana dilin gibi konuşuyorsun, öğretmen olmuşsun, yüksek lisans yapmışsın ama işsizsin. AKP’den güçlü referansa ihtiyacın var, o da bende yok. Maalesef senin için bu kadar masraf yapan devletimizin sana ihtiyacı yok. Yolun açık olsun!” Hanımefendiler, Efendiler, bir yıldır içim yanıyor.

      Bu mağduriyetleri yaşayan bir ben değilim. Onmilyonlarca insanlar bu ümitsizliği yaşıyor. Ne hissettiklerini bizzat hissediyorum. Size İran görüntülerini örnekleyebilirim. Bir kıvılcım, her an her yeri alev topuna döndürebilir. Bizim oylarımızla bize karşı bu kadar kasılmak ve yetmedi, çocuklarımızın partizanlığın ayrımcılığına uğramasını hiç hayra alamet görmüyorum. Dahası Ülkem adına endişeliyim.

      Haberleri izlerken genç bir doktorumuzun 17 yaşında bir serserinin kullandığı kamyonun sebep olduğu trafik kazası nedeniyle yolun kenarında beklerken başka aracın altında kalarak vefat ettiğini öğrendim.  Dahası bu genç Doktor,  Buğra Kağan YÜCEBAŞ, Askeri Lise den okul arkadaşım Cengiz YÜCEBAŞ’ın sevgili oğlu, göz bebeği  evladıydı. Acımız çok büyük. Gece vakti hastaneye gelmiş  ve evine gitmek için babasına kendisini almasını söylüyor, Babası da Annesini de yanına alarak oğlunu almaya giderken buluşma yerinde evlatlarının naaşıyla karşılaşıyorlar. Bu acı tarifsizdir. O gencecik doktorun hangi emeklerle yetiştiğini,  evlat yetiştirmek için çaba göstermeyenler anlayamazlar. O yaşta ölüm ona asla yakışmadı. Allah mekanını cennet eylesin. Annesine, Sevgili devre arkadaşım Cengiz YÜCEBAŞ’a sabırlar versin.

       Değerli okurlar moral olarak bu günlerde zor zamanlar geçiriyorum. Eşim için endişeli saatler yaşarken, üstüne devre arkadaşımın doktor evladının vefatını hastanede iken öğrendim. Empati dahi kuramıyorsun. Resmen dehşeti yaşıyorsunuz. Allah hepimize kazasız belasız sağlıklı günler nasip etsin, kalın sağlıcakla.