Bugün, 17 Mart 2026 Salı

Muzaffer GÜNAY (GİZEMLİ HİKAYELER)


SU ÇİÇEĞİ -3-

GİZEMLİ HİKAYELER


 

Nami, karısının elinden tuttu. Çocuğun başacunda terlere batmış vaziyette öylece kalakaldılar. Gece boyu bir kaç saniye bile uyuyamadılar. Evren sürekli sayıklamakta.. Ateşi asla düşmemektedir. Nami ve karısı, çaresizliğin bu kadarını ne yaşamışlar, ne de gözlemlemişlerdi. Meğer bu ne katlanılamaz bir ruh burkuntusu imiş. Şimdi kendi çocuklarının, biricik yavrularının öleceği saati ve anı beklemek. Bundan daha elim acılar muhakkak vardı ama, binde birdi, şu anki çektikleri sıkıntılı vakalar gibisinden daha beterleri.

Kadın ağlıyor: “Çocuğumun altıncı yaşını göremiyeceğim.” diyordu.

Nami, karısını teskin etmek için yürek çırpıntısı ile kıvranmaktadır. Oysa, kendisi de bir teselliye muhtaç. İşin aslı, “muhtac-ı himmet dede, nerede kaldı ki gayrıya himmet ede..” özlü sözündeki gibiydi.

Bu sırada elli beş, altmış yaşlarında gösteren bir adam içeri girdi. Elindeki paketi uzatarak:

-Lütfen şunu alın, çoktan beridir, bir şey yemediğiniz belli, içinde aç karnınıza göre yiyecek var.

Çağla:

-Siz kimsiniz beyefendi?

Adam, hafifçe gülümseyerek:

-Hiç önemi yok, dedi, benim de burada bir hastam var ve sizin burada aç olduğunuzu biliyorum.

Çağla:

-Teşekkür ederim, dedi, sağ olunuz.

Nami de teşekkür etti adama.

Adamın gideceğini sandılar ama yanıldılar. Kağıtla sarılı gümüş çerçeveli bir fotoğraf çıkardı ve:

-Şunu da alın, bu gibi hastalıklara iyi gelir, dedi.  Yalnız sakın açmayın. Evinize varınca açarsınız.

Karı koca hayretle birbırlerine baktılar. Tuhaf şeyler oluyordu. Bir adam hiç tanımadıkları, sonra uzatılan bir yiyecek paketi  ve şaşılası olanı, uzatılan bir yiyecek  ve daha bir şaşılası olanı, gümüş çerçeveli ve açılması daha sonraya ertelenen bir fotoğraf ve bitmedi, bunlardan dahagaribi, anlaşılamazı; çerçeveli fotoğrafın, (adam ona madalyon dadedi arada bir) bu gibi hastalıklara iyi geldiği.. Hangi hastalıklara acaba?  Böyly fiziki mi? Yoksa ruhi mi? Burası belli değildi. Sonra, bu madalyon (çerçeve ve fotoğraf) ne şekilde ve nasıl kullanılacaktı, hasta için? Tüm bu cevapsız sorular, kederli kalplerini, bulanıklaşan akıllannı büsbütün cenderesine almış, habire yoğurmaktaydı.

 

Adam, bir şey daha söyledi ki, zihinleri ikisinin de, tamamen karmaşık bir harita gibi bir hale dönüştü. Şöyle dedi adam:

- Bu madalyon, bir emanettir.

Ve odadan çıktı gitti adam.

Yiyecek paketini açtılar. Çıka çıka bir kutu kremasız bisküvi çıktı. Bir tekini bile yiyemediler. İştahsızlıktan mİdderinin acıktığının bile ayırdında değillerdi.

 

Çağla hıçkırıklarla ağlıyor ve oğlunun baş ucunda , bütünüyle hayatının son demlerini yaşadığının işaretlerini veren yüzüne bakkıyor ve elleri avuçlarında öylece oturuyordu.  Nami de karısından farklı ve daha hafif bir ruh durumunda gözükmüyordu ama, işte, hani derler ya Anadolu’da “erkekler ağlamaz” diye;  bunun gibi bir şeydi Nami’ninkisi..

Karısının ısrarı üzerine Naimi dinlenmek üzere evine gitti.

 >>devam edecek…