Bugün, 10 Mart 2026 Salı

Olgun YÜKSEL


TARİHE NOT DÜŞMEK

TARİHE NOT DÜŞMEK


Savaş başladığından beri hemen her akşam kendi sayfamda bir şeyler yazarak aklımdan geçenleri öngörülerimi paylaşmaya devam ediyorum. Aynı başlık altında bir hafta önce başka bir yazımı paylaşmıştım. Kişisel sayfamda okuyanlar için başlık olarak tekrara düştüğümün fakındayım. Ancak içerik olarak bir kısmı önceki yazımdan alıntı olsa da geneli itibari ile güncel yorumlarımdır. Bu anekdotu düştükten sonra yazımızın ana temasına geçebiliriz. Malumunuz olduğu üzere, tüm Dünya’nın ana gündemi devam etmekte olan Ukrayna-Rusya Savaşıdır. Haliyle bende aynı gündemi takip ederek, bizi bekleyen olası sıkıntılara vurgu yapmaya ve önden uyarmaya devam edeceğim. Burada ki amacım Devlet Ricaline ya da siyasete ayar vermek değildir. Haddimizi biliriz. Yazımın başlığından da anlaşılacağı gibi amacım görmek isteyen hemşerilerimize dokunmak ve uyandırmak aynı zamanda tarihe not düşmek ve yazılı kayıt bırakmaktır.

 Azıcık kendimden bahsetme ihtiyacı duyuyorum. Yaklaşık 7-8 yıldır kişisel sayfalarımda yazıyorum. Son iki yıldır sürekli Yeni Dünya Düzeninden bahsettim. 1945 yılından sonra kurulan dolarizasyon sistemine bağlı, kapitalizmin tükendiğini ve yeni bir sistemin kurgulanmakta olduğundan bahsederek gelmekte olan zorlu günleri anlattım. Bir yıl önce çok güzel ve keyifli bir hayatım olmasına rağmen ikamet etmekte olduğum Çanakkale’den radikal bir kararla bir daha dönmemek üzere Memleketim Ordu’ya kesin dönüş yaptım. Amacım gelmekte olan zorlu günleri atadan kalma topraklarım üzerinde karşılamak, akrabalarım ve komşularımla olmak, toprakla meşgul olarak üretmek ve hemşerilerimi bu sürece hazır olmaları için uyarmaktı. Dilim döndüğünce onların anlayabileceği şekilde karşılaştığım tüm akrabalarıma ve komşularıma yaşanılan Pandemiyi, bunun yaratacağı ekonomik krizleri ve her krizin büyük savaşlara neden olduğunu, şehir hayatından mümkün olduğunca uzaklaşılarak kapitalist sistemden bağımsız hayatın idamesi için bazı yeteneklerin kazanılmasının önemini anlattım. Bir gün tüm sistemin fişinin çekilip ortada kalmamak için alternatiflerin neler olabileceğini örnekleriyle anlattım. Bu alternatiflerin neler olabileceğini anlatmak için çok geriye gitmeye gerek yok. Bunlar 55-60 yıl önceki büyüklerimizin köylerimizdeki yaşam standartlarında gizliydi. Sürekli bu yeteneklerin geri kazanılmasının önemini anlattım. Artık, yaşanmakta olan gerek savaş gerekse ekonomik krizin içinde olmamız nedeniyle akrabalarım ve komşularım arasında bana felaket tellalı lakabını yakıştırmaya başladılar. Şimdi ise onlara Kassandra Sendromunu anlatıyorum. Aslında kendimden bahsederken bayağı mesajlar da vermiş oldum.  Neyse ben yine savaş ve etkilerine döneyim. Devam.

      Süreç o kadar dolu ve hızlı ilerliyor ki yetişmek ve tamamını bu sayfalara taşımak mümkün değil. İlk etapta sırasıyla not düşeyim.

1. Bir önceki yazımda Çin’in pozisyon değiştirdiğinden bahsetmiştim. Çin, kapitalist sistemin içinde dolaşan kendisine ait 3 trilyon doların bir anda yaptırımlarla buharlaşmasından çekinerek Tayvan etrafından geriye çekildi. Batı’yı şimdilik karşısına almayı göze alamıyor. Rusya’nın en büyük destekçisi gibi görünse de tarihsel olarak Rus-Çin ittifakı eşyanın tabiatına aykırıdır. Ruslar görünüm itibariyle bu savaştan bir çıkış yolu bulamazlarsa Çin’in kucağına iyice yerleşiyor.  

2. Eğer anlaşamazlar ise Ukrayna’nın İşgali bir şekilde tamamlanacaktır. Fakat Ukrayna halkının direnişi ve savaşı devam edecektir. 

3. İkinci Dünya savaşında efsaneleşen Kızıl Ordu ilk yenilgisini Afganistan'da almıştı. Zaten oraya bulaşan rezil olarak çıkıyor. Ukrayna ise ikinci Afganistan olmaya adaydır. Bu kadar yaptırımlarla bu savaş sürdürülebilir değildir. Kaldı ki anlaşma olsa dahi bu yaptırımlar hemen kaldırılacak değildir. Kanaatimce bu savaş Rusya’nın değil ama Putin'in son savaşıdır.

4. Putin kendi halkından da darbe yemeye başlarsa Savaşı daha da yaymak gibi bir girişimde bulunabilir. Çünkü diktatörlerin ne yapacağının sınırı yoktur. O nedenle tek adam üzerinde tüm güçlerin toplanmasını sakıncalı bulurum. Tarih Diktatörlerin halkına yaşattığı felaket örnekleriyle doludur. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Irak’ı, Libya’yı, Suriye’yi hatırlayın.

5. Eğer Rus halkı erken uyanmaz ve erken harekete geçemezler ise, ya da Rus derin devleti diyelim, gerekli tasfiyeyi yapamazlar ise nükleer silahların düğmeleriyle oynayan bu adam çok sıkıştırılmaya devam ederse Rusya’nın da, Avrupa’nın da, ABD’nin de, Asya’nın da sonunu getirebilir. Bunu yapabileceğini Nükleer santrallere saldırarak gösterdi.  Hâlbuki Birleşmiş Milletler de yapılan antlaşma gereği hangi savaş olursa olsun hiç bir devlet Nükleer Santralleri hedef almayacaktır. Savaş esnasında buralara yaklaşmayacaktır. Adamlar bırakın yaklaşmayı füzelerle saldırdılar. Bu büyük bir suçtur. Eğer Dünya kalırsa bunun hesabı da sorulur. 

6. Türkiye'nin Rusya ile bugüne kadar ticari, enerji yatırımları, nükleer santrallerin yapımı vs. askeri anlaşmaları ne varsa akamete uğrayabilir. Çok önemli bir enerji partneri olarak eğer anlaşamazlar ise son 10 yıldaki politikaların tamamı hiç beklenmedik bir anda bitebilir. Bu süreci Rusya’nın savaştaki tarzı gösterecektir. Eğer eskiden olduğu gibi tüm insanları öldürerek ve tüm şehirleri yok ederek savaşı sürdürme yoluna girerse mevcut politikaların ve projelerin devamı mümkün değildir. Türkiye’nin bunlara olmamış gibi davranması da mümkün değildir. Her halükarda uluslar arası tepkilere uymak zorunda kalacaktır. Türkiye’de bu süreçte proaktif politikalardan geriye çekilerek kendi içine kapanmak zorunda kalacaktır. Kalmaz ise sıkıntılardan zorluklardan hangisini beğenirseniz onu seçin derim.

7.  Yönümüzü mecburen Batı'ya döneceğiz ya da döndürüleceğiz. Rusya ile bir savaşı öngörmüyorum. Ancak Ukrayna'da herkesin ağzında Bayraktar’ın sakız olması, geçmişte düşürülen uçağın, öldürülen büyükelçinin, 34 Askerimizin şehit edilişinden sonra Suriye'de verdirilen kayıplar ile ilgili Ruslarla henüz mahsuplaşmadık. Rusların bir yerlerinde bunların yazdığından hiç şüphem yok. Ne zaman olacağını kestirememekle birlikte zafiyetimiz halinde defterler açılacaktır.

8. Yönünü Batıya dönse de, Türkiye, ne olursa olsun Ordu'sunu güçlü tutmaya, savunma sanayisini geliştirmeye ve bu alanda proaktif olmaya mutlaka devam etmek zorundadır. Bu iç siyasete malzeme olacak ve tartışmaya açılacak konu değildir. Netice de iktidar değişse dahi gelecek olanlarda Türk çocuklarıdır. Asla unutulmamalıdır. 

 Sonuç olarak bu savaşla, ABD Ukrayna'yı gözden çıkararak NATO'yu ve kendisini uzun bir süreliğine dağılmaktan kurtardı. Bakacağız,

Kalın sağlıcakla...