86 milyon nüfusumuz var.
Son verilere göre, ülkemizde genç nüfustaki artış hızı, giderek azalmaktadır.
Nüfus azalması, bir ülke için savaştan daha tehlikelidir. Çünkü, ilerleyen zaman zarfında artış olması gerekirken , aksine ürkütücü bir azalma, hatta, eksilere düşme ihtimali çok yüksek.
İhtimal bile olmaktan çıktı bu iş, nüfus artmıyor, ciddi biçimde düşüyor.
Doğurganlık oranı ülke çapında sürekli azalıyor. Doğu vilayetlerinde doğurganlık hızı, batı illerine nispetle iyi durumda. Ancak, bu sağlıklı bir artış değil. Doğurganlık oranları bakımından bölgeler arası dengesizliğin mümkün olduğunca artış lehine giderilmesi doğru bir politika olur. Bunun nasıl olacağı işin uzmanlarına düşen bir görev kuşkusuz.
SESSİZ VE YOK EDİCİ TEHLİKE
Hem anne, hem çalışmak zorunda olan bayanların ciddi manada yıpranmakta olduğu da keza, istatistiklerle ortadadır. İş bırakmak, çözüm değil. İş bırakmak zorunda kalan insanın, ailesini geçindirmekten aciz kalması, neyle, nasıl telafi edilebilir? Bunu, belirlemeden, işten ayrılmalar da çare olmaz.
Herkesin üniversite bitirmesi boş bir beklentidir. Mühim olan, hem aile bütçesine , hem de işin sahibine parasal getiri sağlamak olmalıdır.
Branşlara ihtiyaç kadar öğrenci alınmalıdır. Mesela, 100 tarihçiye ihtiyacı olan bir fakülte, bir tane bile fazladan öğrenci alması, her bakımdan kayıptır.
Nitelikli su tesisatçısına daha çok ihtiyaç varken, lüzumundan çok tarım ve su mühendisi mezun etmenin reel bir karşılığının olduğunu söylemek, gerçekleri görmemek demektir.
Ara eleman ihtiyacı, iş ve çalışma dünyasının başlıca sorunlarındandır.
Avrupa'da üniversiteler üç yıla indirildi. Bizde ise, aynı tas aynı hamam..
Bilgisayar ve yapay zeka bir çok problemin kolayca çözüme kavuşturulmasında mükemmel imkanlar olarak hayatın içinde artık.
Bilim ve teknoloji, yerinde saymaz. Gelişir ve değişir sürekli.
Mühim olan, bu hız ve değişime ayak uydurmaktır.
Eğitim-öğretim, sık sık güncellenmeyi gerektiren bir süreçtir.
Bakmışsınız, bir kaç ay zarfında, bilim insanları, yeni yeni buluşlarla hayatın akışına dair ilginç, kalıcı ve rantabl katkılar sağlamış olabilirler.
Bilimin sınırı olmaz.
Bilimi ıskalayan ülkeler, pazar olmaktan kurtulamazlar.
