"Allah içinizden iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapan kimselere vaat etti ki, kendilerinden öncekilere verdiği gibi onlara da yeryüzünde iktidar verecek, onlar için hoşnutluğuna vesile kıldığı dinlerinin yerleşip yayılmasını sağlayacak, şu andaki korkularını güvenliğe çevirecektir; çünkü onlar bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk etmektedirler. Bütün bunlardan sonra kim inkara saparsa yoldan çıkmış kimseler işte bunlardır."
"Namazı hakkıyla kılın, zekatı verin ve resule itaat edin ki esirgenesiniz."
"İnkarcıların yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabileceklerini zannetme, onların gideceği yer ateştir, bu gerçekten kötü bir son!" (Nur Suresi 55-56-57. ayetler)
Anahtar sizin elinizde Allah'ın ve resulünün yolundan gidenlere belki yaşadığımız bu dünyada pek çok zorluklar ve engeller var. Bunları kolayca aşmanın yolu bizlerin samimiyet ve ihlasına bağlı. Eğri yoldan doğru menzile varmak mümkün değil. Müslümanlar olarak yürüdüğümüz yola bakmak zorundayız.
Herkes fıtratının gereğini yapacak, yapıyor. Yılanın görevi insanı sokup zehirlemek, ondan size gül demeti vermesini beklemek kadar ahmakça bir şey olamaz. Hakeza aslanın görevi belli, rızkını temin etmek için önüne geleni avlamak ve parçalamak, siz ondan dostluk ve arkadaşlık beklerseniz beyhude bir çaba göstermiş olursunuz.
İnsanlarda böyledir; ruhunu şeytana kiralamış birinden siz müslümanlara karşı iyilik ve merhamet beklerseniz, çok beklersiniz. Münafığın görevi düzgün insanları aldatmak, emanet ihanet etmek, yalan konuşmaktır, siz ondan bundan fazlasını bekleyerek Müslümanla samimi dost olmasını bekleyemezsiniz. Onun dostluğu seni yoldan çıkarmak için sahte bir dostluktur.
Samimi ve ihlaslı Müslümanın görevi de dinini bütün samimiyeti ile yaşamaya gayret etmektir. Birtakım dünyevi ve süfli emellerle inancını ve imanını kıyısından köşesinden tırtıklamak değildir. Hele kendine göre bir din icat ederek hem şeytanı hem de Rahmanı memnun etmeye çalışmamaktır.
Lütfen yaşadığınız hayatı şöyle bir gözden geçirin, ne kadarı İslam'ın çercevesi içinde. Biz dünyalık için neleri ıskalayıp, nelerden vazgeçmişiz bir kontrol edelim.Abdestsiz, namazsız, zekatsız, camisiz ve cemaatsiz bir Müslümanlık olmuyor ne yazık ki. Çevrenize bakın özellikle ezan saatinde, kahvehaneler mi kalabalık yoksa camiler mi? Meyhaneler mi kalabalık yoksa mescitler mi?
Kahvehanedekiler de, meyhanedekilerde yeri geldiğinde bir numaralı Müslüman, hatta onuların İslamla ilgili konuşmalarını dinlerseniz kendi Müslümanlığınızı sorgulamaya başlarsınız.
Halbuki Müslümanın içi dışı bir olmalı ve Allah ve resulüne verdiği sözde sadık olmalıdır.
Siz gerçek anlamda Müslüman olur ve Allah'ın dinini hakkıyla yaşarsanız mutlaka Allah'da size yardımını esirgemeyeck, hem dünya hemde ahiret saadeti nasip edecektir. Bunun başka bir yolu yok.
Hem Rahmanı hemde şeytanı memnun etmeye boşuna uğraşmayın bunun mümkünü yok. Birinin memnun olduğu şeyden diğerinin memnun olması mümkün değil, eşyanın tabiatına aykırı.
Hangisinin tercih ettiyseniz onun üzerinde samimi olun. Allah'ın yardımını umanlar ancak onun yolundan gidenlerdir. İki yüzlü bir yaşantı ile Allah'tan yardım istemek beyhude bir çaba olur. Allah kendisne inanaları yolda bırakmaz, bütün engelleri aştırır. Şeytana uşaklık edenleri de şeytan doğru yoldan uzaklaştırır.
