Değerli okurlar 2023 yılı bizim için çok önemli bir yıl olarak 20 yıldır zihnimize kazınmış olsa da aynı zamanda son bir yıldır Dünya’nın geleceğinin şekilleneceği yıl olarak da uluslararası arenada sıkça bahsedilir oldu.
Son bir hafta içinde Türkiye’ye gelenlerin, gidenlerin hesabı tutulamaz oldu. ABD’nin büyük çiftliklerinde büyük baş hayvanlar yani sığır koyun gibi, et için yetiştirilen hayvanların katledildiğine ilişkin fotoğraflar düştü. Efendim neymiş, iklim değişikliği nedeniyle kuraklıktan dolayı hayvanlar telef olmuşlar. Türkiye’de kasıtlı olarak ormanlar ateşe veriliyor, hatta yetmedi buğday tarlalarını da yakmaya başladılar. Tabi ki ben ve benim gibiler olan biten bu olaylara şaşırmıyoruz. Hatta bundan önceki Tarım ve Orman Bakanı’nı bundan böyle büyükbaş hayvan yetiştiricilerine devlet desteği verilmeyeceğini açıklamıştı. Nedenini hatırlayalım, bu hayvanlar küresel ısınmaya neden oluyormuş! Sanki aklımızla alay ediliyor. İklim değişikliği sorunu varmıdır? Kesinlikle evet. Ancak bu sorunun doğanın binlerce yıllık döngüsü ile alakalı olduğunu 3-5 kişi hariç hiç kimseden duymuyoruz. Küreselciler bu olayı Yeni Dünya Düzeni için bir fırsat olarak kullanarak, devletlerin fonksiyonlarını yok etmeyi ve insanları kıtlığa zorlayarak tamamen kontrolleri altına aldıkları gıdaları devletler üstü yapılar olarak tekel oluşturup kendileri insanlara sunmayı planlıyorlar. Kontrollü savaşlar sadece bu yapıların amaçlarına hizmet ediyor. ÇİN’i bunlar geliştirdiler ve yeni üsleri Çin oldu. Dünya’nın en büyük buğday üreticisi ve ihracatçısı olan Çin 2022 yılı dahil artık Dünya’ya Buğday ihraç etmeyeceğini açıkladı. Hemen arkasından Hindistan ikinci en büyük buğday ihracatçısı olarak, buğday ihracat etmeyeceğini açıkladı. Gerekçe olarak kendi halkına yetmiyormuş. Bundan önceki yıllarda kendi halklarını düşünmeyip yoksulluktan kırılan vatandaşlarına rağmen ihracata devam ediyorlardı. Şimdi ne oldu da kendi halklarına yöneldiler? Yoksa bunlara bir akıl buğday ihracatını durdurmaları talimatı mı verdi? Neden?
Dünya’ya sürekli en büyük buğday üreticisi ülkelerin Ukrayna ve Rusya olduğu bilgisi pompalanıyor. 35 yıl öncesine kadar Sovyetler Birliği, ABD’den buğday ithal etmiyor olsalardı açlıktan kırılırlardı. Son yirmi yıldır buralarda buğday üretilmeye başlandı. Ukrayna’nın yıllık Buğday üretimi 24 milyon ton iken, Çin 150 Milyon ton üretiyor. Hindistan 80 milyon ton üretiyor. Türkiye ise ortalama 20 milyon ton buğday üretiyor. Yaklaşık 4 milyon ton buğdayı ise dışarıdan ithal ediyor. Eğer un ya da makarna gibi işlenmiş gıdalar haline dönüştürerek ihraç etmiyor olsak bizim buğdayımız bize yetiyor. Ülkemiz de bu yaz, buğday tarlalarına neden sabotaj düzenleniyor? Hükümetin hemen yapması gereken en acil eylem, gıda seferberliği ilan edip, kritik kuru gıda ihracatını hemen sınırlandırmalıdır. Yapılıyor mu? Bilmiyorum, bildiğim acil dolar lazım ve dolar gelsin de ne satılırsa satılsın.
Eski Tarım Bakanının beyanını duyduğum günden beri o şahsa takıntılıyım. Küreselcilerin adamı olabileceği konusunda, şüphelerimi hala muhafaza ediyorum. Neyse ki görevden alındı. İklim değişikliğini insanlara ve canlılara bağlayıp savaşları da bahane ederek devletlerin kontrol edemeyeceği şekilde yapay gıda ve enerji krizleri çıkararak bu sorunun üstesinden gelinebilmesi için acilen Dünya hükümeti adı altında Küreselcilere bağlı Dünya Devleti kurulması konuşuluyor. Şaşırıyor muyum? Hayır. Millet kavramları yok edilip her Dünya vatandaşına “Evrensel Gelir Sistemi” adı altında kurallara uyan, iyi vatandaş olanların android akıllı telefonlarına rakamlar yüklenecek. Eğer birinden, çalışan çalışmayan, tüm vatandaşlara gelir sistemi gibi vaatleri duyarsanız biliniz ki bu proje onların eline tutuşturulmuş dosyadır.
Büyük resete doğru süreç daha da hızla ilerliyor. Her savaş bu sürecin bir parçasıdır. Her yangın bu sürecin parçasıdır. İklim Değişikliği, küresel ısınma sorunları, insanlara ve canlılara bağlanarak her gün önümüze konulması bu sürecin parçasıdır. Tüm Dünya’yı saran ve bizi daha çok sarsan hiper enflasyon sorunu bu sürecin parçasıdır. Yalnız bizi daha çok sarsmasının nedeni %30’u küresel ise % 70’i kuru inattan kaynaklanıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın çok zamansız ve gereksiz inatlaşmasının bedelini milletimiz ödüyor. Umarım bir an önce her şey yoluna girer. Kim ne görüyor bilemiyorum fakat ben gözlerde ışıltı göremiyorum.
Hanımefendiler, efendiler ben bu konuları inatla yazıyorum ve yazmaya devam edeceğim. Topraklar! Aman ihmal etmeyin. Bana İl dışında çalışmam koşulu ile kariyeri düzgün, maaş geliri idare eder, şahsıma yapılan iş teklifini sırf topraklarımı bırakmamak adına reddettim. Nenelerimizin yeteneklerini yeniden edinmeyi öğrenelim. Kafayı yemedim, paranoyak değilim. Etrafımı gördükçe sanki Kassandra Sendromunu yaşadığımı hissediyorum. Kalın sağlıcakla…


