Olgun YÜKSEL

Tarih: 03.04.2025 10:14

TRUMP’IN ÇOÇUKLARI, SOROS’UN ÇOCUKLARINA KARŞI

Facebook Twitter Linked-in

 

Değerli okurlar, Dünya’da dönen olayları, jeopolitik kırılmaları hep birlikte izliyoruz. Ülkemiz de de beklenmeyen hamleler, tutuklamalar, gözaltılar furyası başladı. Sanki birileri düğmeye bastı. Hukuk sistemi içinde savcıların deliller üzerinden değerlendirmeleri ve mahkemelerin kararlarına saygı göstermek esastır. Ancak bu saygı eleştirmemize engel değildir. 

Ülkemizde, son 3 ay içinde başlayan ve sesini yükselten, yüksek perdeden eleştiren herkesin hakaret ettiği gerekçesiyle yolu, mutlaka polis karakolundan geçiyor. Sonra darp muayenesi için devlet hastanelerinden birinin aciline ve sonra da cezaevine ıslah edilmek üzere gönderiliyor. Ülkemizde ki atmosfer, 1940’lardan başlayıp 1960’lara kadar devam eden komünist avı dönemine benziyor. O gün onları avlatan güç bugün, onlarla birlikte hareket ediyor. Böylede bir ironi yaşanıyor. Neler oluyor?

Dünya’nın kaynaklarına hükmeden,  para sistemini kontrol eden  devletler üstü güçler, yani bildiğiniz o çok zengin aileler bölündü ve savaşa tutuştu. En çok bilinen, bankacılık sistemine, basın, yayın,  sosyal medya, internet, sağlık ve ilaç sektörüne, paraya hükmeden taraf; Rothschild’lerin tarafındaki elitler , biz bunları küreselciler olarak biliyoruz diğer tarafa ise, Dünya enerji sistemine, özellikle fosil enerji kaynakları olarak isimlendirilen petrol, doğalgaz ve onlarla çalışan sanayiler ve teknolojilere hükmeden grup Rockefeller grubu, onlara ise emperyalistler olarak söyleniyor, bana göre hepsi emperyalist olmakla birlikte yorumcuların telaffuzu üzerinden devam edelim,  iki devletler üstü güç grubunun savaşının yansımalarını yaşıyoruz. ABD’de TRUMP’ın işbaşına gelmesiyle birlikte, güç şimdilik Rockefeller grubu lehine değişmiş gibi görünüyor. Rothschild’lerin son iki yüzyıldır kurguladığı küresel müesses nizam ilk kez bu kadar şiddetli sarsılıyor. Onlara bağlı SOROS olarak bilinen yaşlı bir piyon var. Yine en popüler memurları birkaç sene önce ölen Hanry Kissinger, yazarları Samuel Huntington vs. gibi çok meşhur elemanları vardır. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, nüfus çoğalması vb. sorunlar ana temalarıdır. Fosil yakıtların kullanılmasının önüne geçmek, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek, doğayı korumak gibi misyonları üstlenerek ülkelere yaptırımlar uygularlar. Her iki tarafta siyonisttir.  Kağıt parayı icat ederek, Dünya finans sistemini tamamen kontrol altına almışlardır. Günümüzde Dünya ticaretinde değişim aracı olarak kullanılan kağıtlara biz DOLAR diyoruz. Bu değişim aracının maliyeti, ABD Merkez Bankasının (FED) ki devlete ait değildir. Sadece matbaa maliyeti vardır. Dolar denilen para matbaadan çıkar ve üzerinde yazan rakamlar üzerinden değer kazandırılarak Dünya soyulur.  O nedenle Dünya’nın en borçlu ülkesi ABD Devleti, FED’e borçludur.  Müesses Nizam buna göre ayarlanmıştı. Gelinen noktada bu müesses nizam Atlantik Okyanusunun ortasından çatladı. Rothschild’lerin kontrol altında tuttuğu Avrupa ile Rockefeller grubunun şimdilik kontrol altına almaya çalıştığı ABD tam ortadan ayrıldı.

Yukarıda bunlar olurken Ülkemizde yaşanılanları, bunlardan ayrı düşünmek oldukça saflık olur. Her iki tarafla da kavgalı olmakla birlikte Dostum Donald ile daha az kavgalı olan Türkiye’min muktediri Sayın Reis’imizin 200 yılda ancak bir defa ele geçen fırsatı değerlendirdiğini düşünüyorum. Özellikle halka korku verecek tarzdaki yönetim sistemiyle sabaha karşı operasyonları kimlerden öğrendiyse baskın tarzında, rencide eden göz altıları,  Ülkemiz deki Küreselcilerin tasfiyesine yönelik eylemler olarak nitelendiriyorum.  Bu gözaltılar normal şartlarda, önümüzdeki seçim döneminde iktidarı tasfiyeden kurtaracak eylemler değildir.  Bunu herkes bilmelidir. CHP’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığı için şimdiden aday adaylarına yönelik sandık açması büyük hatadır.  Şimdi Ne olacak? Sandığı çekmediniz. Devammı edeceksiniz?  Devam ederseniz Ekrem İmamoğlu’mu diyeceksiniz? Büyük ihtimalle öyle olacak ve sonuçta olacak olan şudur;  İktidarın istediği de zaten tam budur.  Seçime bir hafta kala adaylığı iptal edilen ana muhalefetin adayı kalmayacak ve göstermelik, geçen seçimde aday olan Sinan OĞAN gibi figürlerin benzerleriyle,  güçlü iktidar adayının yarıştığı seçim olacak. Kim kazanır? Tahmin etmek güç değil.

Bunlar seçimler ile ilgili öngörülerimdi. Peki ya diğerleri, Dünya Müesses Nizamı çatlamışken  itiraz edebilecek Dünya örgütleri de bitmişken ülkemize özgü otokratik rejim kalıcı hale gelecektir.  Bir Kuva-i Milliyeci ruhu ile diyorum ki, 1945 yılından itibaren kurulan Müesses Nizama uyarak Milliyetçiliği tamamen terk ederek Siyasetin solunda yerini alan CHP, geleceği okuyamıyor,  Tuzağa düşüyor, Strateji üretemiyor,  Parti örgütleri halen dahi Bolşevik artıkları fosillerle dolu ve yenilenemiyor. Ön plana çıkarılan Lider görünümlülerin ise daha önceden örneğin Özgür ÖZEL’in CHP’nin başına geçeceğini küreselci olmasına bağlayarak öngördüysem, şimdi de diyorum ki, CHP,  Kuva-i Milliye Ruhuna, kuruluşunda ki felsefeye dönmediği ve Küreselcilerin elinde kaldığı sürece,  İktidara bağlı tüm güçleri, elinde tutan Ümmetçi  Trump’çıların figüranı olarak kalacaktır.

Büyük ihtimalle ben göremeyeceğim. Ancak, bir gün herkes bu Ülke de önce TÜRK olmayı öğrenecektir. 

Kalın Sağlıcakla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —