Bugün, 23 Ocak 2026 Cuma

Muzaffer GÜNAY (GİZEMLİ HİKAYELER)


UÇURUMUN BAŞINDAKİ MERSEDES -4-

GİZEMLİ HİKAYELER


Kadın, açık bordo mersedesi tam uçurumun başında görünce bir, “eyvaah” çekti ve koştu. Polisler de arkasından tabii.

Sami kendinden tamamı ile geçmiş bir haldeydi. Yaralı ve hala kanlar sızan kafasını direksiyona bırakmıştı ve gözleri kapalıydı.

Bedriye hanım vira vaveylalar koparıyordu. Poyraz çıkmış ve deniz kabarmıştı.

Polisler, arabayı hiç sallamadan büyük bir dik kat ve özenle Sami’yi arabanın içinden çıkardılar.

Mersedese dokunmadılar. Doğruca hastaneye gittiler.

Yapılan müdahele ile Sami kendisine geldi.

Annesi, baş ucunda ağlıyordu.

Sami, bir an için nerede olduğunu, neden bu hale geldiğini anlayamadı. Alık alık annesine bakındı ki, neden sonra, kollarını açarak annesine sarılmak istedi. Bedriye hanım, ağlamaklı olarak (hıçkırarak ağlayacaktı ama kendini tutması gerekiyordu, farkındaydı durumun) oğlunu kucakladı:

-Samiciğim, yavrum, canım evladım!.. Dedi.

-Anneciğim, canım anneciğim..

Polis memurları, “geçmiş olsun“ diyerek gittiler. 

Doktor:

-Bir saat daha gecikseydiniz, kan kaybından...  Ötesini söylemedi.

Sami, zihnini toparlamaya başlamıştı:

-Anne, dedi, beni kim kurtardı?

-Sonra konuşuruz yavrum.

Doktor bile merakta kalmıştı:

- Nasıl yani? Bedriye hanım, siz oğlunuzla be raber değil miydiniz?

-Hayır..

Sami:

-Anne, söyle lütfen. Nasıl öğrendin, benim ora da olduğumu?

Kadının gözleri daldı:

-Sen karşıma geldin ve imdat, yardıma ihtiyacım var, diye bağırdın.

Doktor, alık alık bakındı. Bir şey anlamamıştı.

Sami:

-Evet, ben imdaat diye bağırdığımı biliyorum. Ama, bunu senin nasıl duyduğunu bir türlü anlayamıyorum.. Dedi.

Bedriye Hanım, hala yaşadığı bu gizemli olayın etkisi altındaydı.

-Ben de hiç bir mana veremiyorum.. Diye mırıldandı.

Anne ve oğlu üç gün daha hastanede kaldılar ve kendi istekleriyle resmi muameleleri tamamladıktan sonra evlerine döndüler.