Bugün, 15 Mart 2026 Pazar

Olgun YÜKSEL


UKRAYNA-RUSYA SAVAŞININ GÖSTERDİKLERİ

UKRAYNA-RUSYA SAVAŞININ GÖSTERDİKLERİ


   Yazdığım her yazı ile yayınlandığı tarih arasında genelde zaman farkı oluyor. Dünya ve Ülkemizin gündemine yetişmek ise mümkün değil. Bu yazım yayınlandığında gündemi meşgul edecek olaylar ve konuların neler olacağını bilemiyorum. Yazıyı yazdığım günün konusu Osman Kavala davasıydı. Bu konu hakkında dava dosyasındaki iddia ve savunma makamlarının delillerini ve savunmalarını görmeden yorum yapamayacağım.  Ümit ediyorum ki, FETÖ kumpaslarıyla başlayan ve 15 yıldır devam eden Türk Adalet sisteminin yıpranmışlığına ve güvensizliğine yeni bir halka daha eklenmemiştir. İktidar veya muhalefetten ziyade devlet aklına itibar ederim. Adalet er ya da geç haklının yanında tecelli edecektir. Buna itikadım tamdır. Bu bahsi bu şekilde kendi nazarımda kapatıyorum.

    Ukrayna-Rusya Savaşının uzun süre devam edeceğinin emarelerini daha önceden yazmıştım. Bu öngörümü aynen muhafaza ediyorum. Yeni Dünya Düzenini kurgulayan şeytani aklı okumaya çalıştığımızda Pandemi’yi ve arkasından savaşların çıkacağını zaten öngörmüştük. Fakat savaşların önce nereden çıkacağını anlamaya çalışıyorduk. Pasifiklerde Çin-Tayvan arasında, Avrupa’da Ukrayna-Rusya arasında ya da Suriye’de ise Rusya destekli Rejim-Türk Ordusu ya da ABD destekli PYD-Türk Ordusu arasında çıkması muhtemel en gerilimli bölgelerdi. Rusya’nın Ukrayna’nın kuzeyine ve doğusuna yaptığı askeri sevkiyatların sonucunun savaş olacağından şüphe etmedik. Nitekim öyle oldu. 2 aydır devam eden savaş tüm Dünya’yı küresel kıtlığa son sürat götürüyor. Şeytani aklın ne yapmak istediğini biliyorsanız buna şaşırmamız mümkün değil. Amaç halkların nazarında devletlerine olan güvenlerini kaybederek şirketlerin devlet üstü yapılara bürünerek inisiyatifleri ele almasıdır. Plan saat gibi işliyor.

     Bir dost sohbetinde Cumhur ittifakını destekleyen bir arkadaşıma İktidara güveniyor musun? diye sordum. Hayır fakat başka da bir alternatif görmüyorum. Dedi. muhalefete güveniyormusun? Diye sordum. Hayır diye cevap verdi. Peki, kurumlarına güveniyormusun örneğin yargı, yasama yani meclise, kolluğuna, bayındırlığına milli eğitim kurumları vs. gibi bu kurumlarına güveniyor musun? Hayır, güvenmiyorum dedi. Devlete güvenin nasıl kaybolduğunu bu şekilde izah ederek anlatmaya çalıştım.  İktidarların ve muhalefetinin birbirlerini yaşatarak parlak zekâlı gerçek lider potansiyeli olan insanların önünü kapattığını ya da çeşitli şekilde yıpratılarak daha çıkmadan cesaretinin kırıldığını, hatta iktidarların, liyakatsiz insanları, kurumların başına getirerek devleti tamamen işlevsiz hale getirerek bu sürece katkı sağladığını belirttim.

     Bugün, Rusya-Ukrayna Savaşının sona ermesi için bizden başka çaba gösterenin olmadığını da görüyoruz.  Kalibreli liderlerin çıkmaması, Dünya’nın en büyük sorunu haline geldi. Ülkemizde ki ayrışmanın ve bunu iktidarın özellikle körüklüyor olmasını da küresel üst akla göre hareket edildiği kanaatimi güçlendiriyor. Zira ülkemizde iktidara oy verenin dahi devletine güveni kaybolurken muhalefeti destekleyen yurttaşlarımızdan devlete güven beklenebilir mi? Belki iktidar, kurgulanan Yeni Dünya Düzeninde güçlü bir konum elde etmek için eş güdümlü hareket ediyor olabilir. Bilemiyorum. Tedarik zincirinin kırıldığı günümüz koşullarında ithal malın anormal fiyat artışını anlarım. Fakat ortada herhangi bir afet, tabiat olayı yokken, yaş sebze ve meyve üretimi iç piyasaya yettiği gibi ihraç dahi edilirken örneğin, bir çarliston biberinin kilosunu yedi liradan 40 liraya kadar vurduran sistem denetimsiz sistemdir. Denetim ise devlet erkinin görevidir. Devlet erki denetim görevini layıkıyla yerine getiremez ise ki bu kurumların görevidir, kurumlar görevini yerine getirmiyor demektir. O zaman bürokratların da kime ne şekilde hizmet ettiği de araştırılmalıdır. Tüm bu olanlar tesadüf olarak değerlendirilemez. Eğer bu sürecin selametle atlatılması isteniyorsa her alanda denetim mekanizmaları hızla hayata geçirilmelidir.

       Savaşla ilgili en sağlam değerlendirmeler genelde İngilizlerden geliyor. Şu ana kadar İngiliz Genel Kurmay Başkanının ön görüleri ile cereyan eden savaşın şekli aynen örtüşmeye devam ediyor. İngiliz aklının Ukrayna’da çok önceden beri hazırlandığı anlaşılıyor. 1-3 yıl arası süreceğini de onlar önceden açıklamışlardı. Şimdi ise süper güç Rusya’nın yenilgisi üzerine odaklanmış görünüyorlar. Rusya’nın konvansiyonel anlamda caydırıcılığı neredeyse bitti. Batı Rusya’ya karşı coşmuş görünüyor. Bunun Türkiye için sakıncalarından daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Şu anda Türk Ordusu en zor coğrafi bölgelerde hiç bir Ordu’nun yapamayacağı harekâtları başarı ile icra ediyor.  Hatta gerçek gücünü saklıyor. ABD dâhil herhangi bir süper güç olarak nitelendirebileceğimiz hangi ülke olursa olsun Türkiye ile sıcak bir çatışmayı göze alabileceklerine artık ihtimal vermiyorum. Hatta hibrit savaşı dahi göze alabileceklerini sanmıyorum. Bu savaşın uzun vadede, Türkiye’nin önünü açtığını düşünüyorum.

        Değerli okurlar, savaşın Ukrayna ile sınırlı kalacağını düşünmek oldukça saflık olur. Kıtlığın tüm Dünya’ya yayılması için daha fazlasına ihtiyaç var. Susuzluk ve kıtlık nedeniyle İç isyanlar ya da başka ülkelerinde savaşını öngörebiliriz. Türkiye coğrafyası, olabilecek en avantajlı konumdadır. Gıda da kendimize yeteriz. Boş topraklarımızın da acilen ekilmesi, işlenmesi gerekir. İmkânı olan herkes kendi ihtiyaçları içinde olsa mutlaka ekmelidir. Kalın Sağlıcakla.