Bugün savaştan bahsetmek istemiyordum. Ancak devam etmekte olan Ukrayna-Rusya Savaşını izledikçe içimden başka konuları yazmak gelmiyor. Hâlbuki yazmayı planladığım o kadar çok konular var ki. Tarih, mitoloji, antik çağlar vs. uzayıp gidiyor. Bu daha dördüncü yazım. Umarım yazmaya fırsatım olur. Bugün de böyle devam edelim. Herkesin malumu olduğu üzere Ukrayna direniyor. Zaten ABD tarafından bu savaş Ukrayna’nın direnmesi üzerine kurgulanmıştı. Planda bir sapma yok. Ukrayna’da ölen Rus askerlerinin genelde Türk kaynaklı olduğundan bahsediliyor ki bu durum, Rusya’daki etnik ayrımcılığın yaratacağı hoşnutsuzluk nedeniyle herhangi bir kalkışmanın sebebi de olabilir. Muhtemelen Rusya’daki önemli karın ağrılarından birisi bu olacaktır.
Suriye ve Çeçenistan’dan getirilen mayın eşekleri ne kadar başarılı olacaklar, göreceğiz. Eskiden sınırlarda kaçakçılar mayın döşeli alanları geçmek için önden eşekleri sürerler, mayına basan eşekler ölür, sağ kalanların arkasından ise ayak izleri takip edilerek sınır geçilirdi. Tam da buna benzer bir şekilde Rusya, Suriye’den 16.000, Çeçenistan’dan ise 10.000 paralı savaşçı getirerek, bunları KİEV’de ki şehir savaşlarında önden gönderip yol açmak için, mayın eşeği olarak kullanacaklar. Süper güç Rusya’nın düştüğü durum budur.
Rusya’nın istila harekâtıyla birlikte Avrupa Birliği ülkelerinde yoğun hareketlilik yaşanıyor. Yüksek refah düzeylerini muhafaza edebilmek için askeri harcamalarını gelirlerine göre çok düşük tutan Batı Avrupa ülkeleri ürkmüş durumdalar. 32 yıl önce Sovyet tanklarını ancak Türkler durdurur şeklinde bizlere sürekli gaz verdiklerini hatırlıyorum. Malum bizde Avrupa Birliğine gireceğimizi düşünüyor ve sattıkları hayali hemen alıyorduk. Köprülerin altından çok sular geçti ve biz artık milli güvenliğimize en büyük tehdidin AB ve ABD olduğunu dehşetle görerek uyandık. Eskiden Türk sağı Amerikancı, Türk Solu ise Rusçuydu. Bugün ise Türk sağı Amerikan karşıtlığının kalesi haline geldi. Enteresan bir şekilde Türk solu ise ABD politikalarına paralel seyir izliyorlarmış gibi izlenim yaratıyorlar. Eskiden Güneydoğu’da görev yaparken operasyonlar esnasında komünizmin, Marksist Leninist doktrinleriyle beyinleri yıkanmış PKK’lılar, bizim telsiz kanallarımıza girer, “gelin Amerikan köpekleri gelin” diyerek slogan atarlardı. O dönem onlar komünist PKK’lılardı. Bugün ise ABD ve AB’nin açıktan desteklediği donattığı, eğittiği, taktiklerini ve stratejilerini kurguladıkları PKK’ya karşı mücadele veriyoruz.
Asil Türk çocukları, 1999 yılına kadar yani Öcalan’ın yakalandığı döneme kadar 35.000 teröristi, o günün imkânlarıyla etkisiz hale getirdi. Onlar intihar etmediler. Benimde içinde olduğum Türk Ordu’su etkisiz hale getirdi. Biz bu savaşı kazanmıştık. Bunun bedelini ise gençliğimizi feda ederek, beyin ve vücutlarımızda hatıra olarak kalan hasarlarımızla ödedik. Bir kısmımız da bunların yanı sıra, Yüce Milletimizin gözleri önünde Ergenekon Balyoz ihanet davalarıyla ödedi. Tüm bu kazanımlar, dönemin cemaati, şimdinin FETÖ’sünün kurguladığı, siyasi iradenin de arkasında durmadığını söyleyemeyeceğim açılım, saçılım politikalarıyla birlikte heba edilmiştir. Neyse ki, yanlış politikadan dönüldü ve ABD Ordusu’na karşı savaşmamaları için Irak Ordu’suna sokulan Kesnizani Tarikatı mensubu subaylar gibi olması için, Türk Ordusu’na sokulan FETÖ’cü subay ve astsubaylardan temizlenen Türk Ordu’sunun Türk Çocukları, yeni savaşlarını yeniden kazandılar. Bu savaş aynı zamanda emperyalist güçlere karşı da kazanılan zaferlerdir. Allah hepsini korusun. Şehitlerimize Rahmet eylesin. Bu arada başka Kesnizanilerden de Allah bu Milleti korusun. Çeçenistan’da etkin olan Kadiri Tarikatı’nın temsilcileri Kadirov ailesidir. Ramazan Kadirov şeyh konumundadır. Putin tarafından Çeçenistan’a başkan ve paraya boğularak oligark yapılmıştır. Türkiye’de de ismi çok geçen tarikatlardan biridir. Çeçenler 25 sene önce kime karşı savaşmışlardı? Umarım anladınız.
2003 yılında ABD ve İngiliz Ordusu’nun Irak’ın otobanlarındaki intikal görüntülerini hatırlayın. ABD Ordusu hiç bir direnç görmeden sadece intikallerle ilerleyerek Irak’ı işgal ettiler. Bu gün ise Rus Ordusu’nun Ukrayna otobanlarındaki haline bakın. İşte Kesnizani etkisi olmayan küçücük Ordu’nun, kendi etnik milletinden ve dininden olmasına rağmen, ülkesinin bağımsızlığını korumak ve ülkesinin işgalini önlemek için devasa Ordu’ya yaşattığı şoku izliyoruz. Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte Rus Ordusu’nun en az 8.000 den fazla can kaybının olduğu yönünde ortak görüş var. Ukrayna Liderinin politikası doğrudur, yanlıştır ondan bahsetmiyorum. Ayrı bir yazı konusudur.
Bu savaş Türkiye’yi yeniden Batı’nın gündemine taşıdı. Avrupalı liderlerin biri geliyor biri gidiyor. Modern donanıma ve dünyanın en fazla savaş deneyimine sahip, 40 yıldır sahalarda savaşan ve zaferlerle çıkan Türk Ordu’su onlar için NATO üyesi bulunmaz nimet. Fakat sırtımız terli ve gaza gelmiyoruz. Açıkçası bu günlerin kriz ortamında izlenmekte olan dış politikayı beğeniyor ve doğru buluyorum. Türkiye bölgesel bir güç olarak bölgesinde, kendini merkeze alan ve kendi politikasını ortaya koyan bir duruş sergiliyor. Her şeyin farkında oldukları da gözleniyor. Doğu Avrupa’ya konuşlanan ABD, Batı Avrupa’yı da vesayet altına aldı. Tost olmuş ve ABD politikalarının esiri olmuş durumdalar. Ruslara karşı yaptırım dışında hiçbir argümanları yok. Korkarım sarı ırkın savaşları, eskiden olduğu gibi genişleyerek devam edecek. Almanya eğer yetiştirebilirse, her yıl 150 Milyar euro harcayacağı bir Ordu hazırlıyor. Aklıma ilk gelen Almanya’daki işsiz TÜRK çocukları yakın gelecekte bu ordunun ana savaşçılarıdır. Şimdiden söyleyeyim. Kafamda acayip sorular, Kalın sağlıcakla…
