Bugün, 28 Eylül 2021 Salı

Mehmet Ali AYDIN


ÜNİVERSİTE SINAVLARINI DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ÜNİVERSİTE SINAVLARINI DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


Ülkelerin uygarlık, gelişme, sosyal ve kültürel düzeyleri ile eğitim ve öğretim ile yakından ilgilidir. Eğitilmiş insan sayınız sizin geleceğinizi önemli ölçüde belirler. Hani derler ya “ne kadar emek, o kadar köfte”. İyi eğitilmiş, milletinin değerlerini içselleştirmiş, benimsemiş, kültürel, sosyal ve manevi değerler ile bezenmiş nesiller milli devletin geleceği için son derece önemlidir. Yıllarca eğitim ordusu içinde gerek öğrenci gerek öğretmen gerek idareci ve şimdide gönüllü bir fert olarak görev alan birisi olarak durumdan ve eğitim sisteminden hiç olumlu bir sinyal alamadım. Bulunduğum her platformda da bunu dile getirdim. Çoğu zamanda bu eleştirilerim yüzünden tenkide uğradım.

Adı milli olduğu halde milli değerlere bağlı bir nesil yetiştirme konusunda Millî Eğitim Bakanlığımız her zaman sınıfta kaldı. Yetiştirdiğimiz nesile bakınca bunu çok daha iyi anlamak mümkün. Kendi benliğini unutmuş, başkalarına hayran, onları taklit eden ve onlar gibi yaşamaya çalışan bir nesil. Bunun içinde şu ana kadar gereken tedbirleri almak için bir çaba gösterilmiyor ya da çabalar yeterli değil. Kendi eğitim sistemimizi oluşturmak yerine bize yutturulan sistemlerle bu ülkenin gençlerini yetiştirmeye çalışıyoruz ve bu üretim bandından memleketin ve milletin istediği ve özlediği bir nesil yetişmiyor maalesef.

Sistem eğitimi ikinci plana atıp, kaliteli insan yerine öğretimi birinci plana alıp imtihanlarda başarılı olsunlar diye çocuklarımızı yarış atına çeviriyor. Ve bunda da istenilen sonuçların elde edilemediğini her yıl çeşitli adlar altında yapılan imtihanların sonuçları ortaya koyuyor ve acı gerçeği bizim gözümüze sokuyor. Ama hala ders almamakta inat ediyoruz.

Bu böyle devam ederse ne yazık ki geleceğimiz karanlık. Aşağıdaki tablo bu yıl yapılan Yüksek Öğretim sınavlarının sonuçlarını gösteren ve derslere göre başarı ortalamalarını veren istatistiki bilgiler. Bu bilgilere bakarak zaten sınıfta kaldığımız eğitimin yanında öğretimde de ne kadar başarısız olduğumuzu anlamız çok olmasa gerek. Bu arada bazı kısalmalarla verilenlerin açıklamasını yapmamız daha kolay anlamamıza yardımcı olacaktır.

YKS: Yükseköğretim Kurumları Sınavı

TYT: Temel Yeterlilik sınavı

AYT: Alan yeterlilik sınavı

YDT: Yabancı Dil Testi

Şimdi buna göre istatistikleri gözden geçirebiliriz.

YKS'ye giren adaylardan TYT ile sayısal, sözel ve eşit ağırlık puan türlerinde birer, yabancı dilde ise 5 aday 500 tam puan alma başarısı gösterdi. (Sınava 2 milyon607bin 903 aday girmiş)

Ortaöğretim Başarı Puanı'nın 0,12 ile çarpılarak sınav puanına eklenmesiyle elde edilen puanlara göre, TYT'de 13, sayısalda 38, sözelde 3, eşit ağırlıkta 5 ve dilde 26 aday, 550 ve üzerinde puan aldı.

TYT'de sınavı geçerli olan 2 milyon 390 bin 188 adayın testlerdeki ortalama net sayıları şöyle:

"Türkçe 40 soruda 14,673 ortalama, sosyal bilimler 20 soruda 6,687 ortalama, temel matematik 40 soruda 5,672 ortalama, fen bilimleri 20 soruda 2,243 ortalama."

NET SAYILARI

AYT'ye girip sınavı geçerli kabul edilen 1 milyon 880 bin 711 adayın ortalama net sayıları ise şu şekilde:

"Türk dili ve edebiyatı 24 soruda 4,985 ortalama, tarih-1 10 soruda 2,035 ortalama, coğrafya-1 6 soruda 2,184 ortalama, tarih-2 11 soruda 1,982 ortalama, coğrafya-2 11 soruda 2,397 ortalama, felsefe grubu testinde 12 soruda 2,477 ortalama, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ek felsefe grubu testinde 6 soruda ortalama 1,070, matematik 40 soruda ortalama 4,775, fizik 14 soruda 1,034 ortalama, kimya 13 soruda 0,963 ortalama, biyoloji 13 soruda 1,298 ortalama."

Sınavda 80 sorunun yöneltildiği YDT'nin Almanca oturumuna giren 2 bin 73 adayın ortalaması 28,894, Arapça oturumuna katılan 4 bin 222 adayın ortalaması 13,228, Fransızca oturumunda yer alan 865 adayın ortalaması 28,242, İngilizce oturumuna giren 106 bin 363 adayın ortalaması 29,755, Rusça oturumundaki 428 adayın ortalaması ise 33,095 olarak hesaplandı.

İstatistikleri iyice okudunuz mu bilmem ama bir gerçek var ki eğitemediğimiz çocuklarımıza çok şey de öğretememişiz. Türk çocukları Girdikleri sınavda sorulan Türk Dili ve Edebiyatından 24 soruda ortalama 5 tanesine cevap verebilmiş. Tarihten 10 soruda 2’sine, Coğrafyadan 11 sorudan 2,4’üne Felsefe grubundan 12 sorudan 2,5’ğuna, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinden 6 sorudan 1’ine cevap verebilmiş. Sözel alanda durum bu. Bir de Fen alanına bakalım isterseniz.

Matematikten sorulan 40 sorudan ortala doğru cevap 5 civarında, Fizikten 14 soruda doğru cevap sadece 1, Kimyadan 13 soruda doğru cevap 1’e yakın, Biyolojiden ortalama 1,2 doğru cevap sayısı.

Şimdi soralım biz bu çocuklara 12 yıllık eğitim süresinde bunu mu öğrettik. Her sene her dersten birer doğru soru öğretmiş olsaydık ortalama her dersten 12 şer soru çözmeleri gerekirdi. Demek ki okullarda bir şey öğretilmiyor, o zaman bu sisten kökten yanlış. Zararın neresinden dönerseniz kar oradan başlar. Bir an önce bu milletin değerleri ile barışık ve en azından milli ve manevi değerlere bağlı bir nesil yetiştirmek için yeni ve yeniden bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Aksi takdirde geleceğimiz elimizden sabun köpüğü gibi kayıp gidiyor.

Yazıyı çok uzattım, biliyorum ki çoğumuz okuma özürlü ve okumayacak ama en azından birkaç kişi okusa o da kardır diyerek burada noktalıyorum ve ne yapabiliriz konusunu bir sonraki yazıya bırakıyorum.