Bugün, 13 Şubat 2026 Cuma

Muzaffer GÜNAY (ÇOCUK MASALLARI)


YARDIMIN BEDELİ

ÇOCUK MASALLARI


 

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber iken, develer tellal iken, cinler cirit oynarken, eski hamam içinde…

Çok eski zamanlarmış. Ormanlar çok genişmiş. İçinde sayısız hayvan yaşarmış. Kurtlar, kuşlar, aslanlar, kaplanlar, sincaplar, tilkiler hatta eşekler, atlar bile ormanlarda yaşarmış.

Henüz atın, eşeğin insanla dost olmadığı bir zamanmış. Bir gün bir at, bir geyiğin peşine düşmüş. Geyik kaçmış, at kovalamış. Fakat at, geyiği bir türlü yakalayamamış.

At, buna çok öfkelenmiş. Nasıl olurda, bir geyiği yakalayamazmış? Bazı hayvanlar, kendisine bakarak alay ederlermiş. İşte, bu manzara, atı çileden çıkarmış. Büyük bir hızla ileri atılmış. Fakat, geyik, dalga geçer gibi, önünde bir oyana bir buyana koşarak uzaklaşmış. Bir süre sonra at, bir insanla karşılaşmış. Ona yalvarmış:

-Ey insan! Bana yardım et. Şu alaycı geyiği yakalayayım.

İnsan, atı tutmuş. Ağzına gem, sırtına eğer diye bir şey vurmuş. Dizgini eline almış. Atın sırtına binmiş. Geyiğin ardı sıra koşturmaya başlamış. Sonunda geyik pes etmiş, ata teslim olmuş. At, insana teşekkür etmiş. Tam ormana döneceği sırada, insan:

-Seni bırakmam, çok güçlü ve akıllısın. Bana her zaman gereklisin, demiş.

At, bakmış ki kurtuluş yok. “Ah, keşke geyiğin peşine hiç düşmeseydim. Özgürlüğümü bu adama kendi elimle teslim etmeseydim.” Demiş.

(Türk Masalı)

Gerçekten özgürlük kadar tatlı bir şey yoktur. Ancak başkasından yardım dilenmek, bazen özgürlüğün yitirilmesi anlamına gelir.