Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaşlanma yaşının 65 ile başladığını söyler. Bir başka ifade ile 65 yaşına giren artık yaşlılar kategorisine dahil olmuş demektir. İlahi Yasa uyarınca yaşlanmak kaçınılmazdır. Öyle ise mesele, yaşlanmaya kafa takmak yerine hem biyolojik ve fiziksel hem de psikolojik ve sosyal manada hayatın kalan kısmını olabildiğince sağlıklı ve dahası verimli geçirmek için gereken neler ise onları harfiyyen yerine getirmek olarak özetlenebilir.
Benim gibi 65 ve yukarısında olanlar için uzmanların önerilerine kulak vermek, sağlıklı yaşlılığın temel prensibi olarak kabul edilmeli ve bu minval üzere lazım gelen standartlara uyulmalıdır. Uyulmazsa nelerin kaçınılmaz olarak başa geleceğini soğukkanlılıkla düşünülmeli ve tavsiyeler çerçevesinde ömrü tamamlamalıdır.Ve bu; aynı zamana bilimin ve aklın gereklerindendir.
İşin bilimsel boyutu ayrı.
Tecrübelerimiz üzerinden gidelim:
65’in üzerine çıkmış bir fani olarak yaşlanmaya takılmadım ve takılmayacağım. Çünkü, takıntı hali fena bir illettir. Yakasına yapıştığını iflah etmez, aksine itlaf ve hatta imha eder. Bu temel kural çerçevesinde yaşın adeta dikte ettiği psikolojik baskının altında böcekleşmemek için uyulması icap eden tıbbi, sosyal, psikolojik kuralları ıskalamadan tatbik etmek kaçınılmazdır.
Şimdi, şahsi tecrübelerimle konuya devam etmeyi deneyeceğim:
Şahsen yaşlanma sürecine girmiş olmamın psikolojimde bir takım değişiklikler meydana getirdiğini itiraf etmem gerekir. Bunlardan biri uzun emel peşinde olma çağımın benden koptuğu, diğeri fani hayatın mukadderliğini sarsıcı biçimde hissetmiş hatta kabullenmiş olmamdır. Kanaatimce bu bakışım,sağlıklı bir hayat felsefesinin olmazsa olmazlarındandır.
Bir çok arkadaşım benim gibi düşünürken, çoğunluğun negatif bakış halinde olduğunu üzülerek gözlemlemekteyim. Yaşlanmayı , hayatın dışına atılmış olmakla eş değer görenler çoğunlukta. Devamlı bir şikayetlenme psikolojisinin baskısından bunalmış halde yediğinden, içtiğinden, yattığından, kalktığından artık keyif almama psikozu…
Şahsen ben şöyle düşünüyor ve değerlendiriyorum:
Allah dışında her varlık fani/sonludur.Tıpkı Hz. Emine annemizin dediği gibi; ‘her doğan ölür, her yeni eskir.’
Doğduk ki öleceğiz. Meselenin özü budur. Hangi yaşta ise insan, o yaş neyi. nasıl yaşamayı gerektiriyorsa uçlardan uzak durarak yerine getirmektir.
Kabul etmeye yanaşmamak, yaşlanmaya etki etmez. Kös kös düşünmekle yaşlanmanın önüne geçilemez. Tam aksine hayatını dolu dolu geçiren, topluma rehberlik yapmanın doyumsuz huzurunu yaşar, yaşatır.
Ebedi Hakikat şudur:
Allah Bâkî, kalanı fanidir.
