Bugün bir haber sitesinde ki haber hem dikkatimi çekti hem de canımı sıktı. İsraf dinimizce haram kılınmıştır. Hangi alanda olursa olsun, haddi aşmak israftır. Ve israf sadece, yemede içmede değil, var olan her şeyde haddi aşmak ve ihtiyacımızdan fazla tüketmek veya ziyan etmek. Sofraya oturdun, karnını doyuracak kadar değil, açlığını giderecek kadar yemek gerekir.
Haber sitesinden bahsetmiştim ve orada yer alan habere göre; Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde geçen yıl 7,7 milyon tondan fazla gıda israf edilmiş. Ve bu alanda da dünya da üçüncüyüz. Ne demek 7,7 milyon ton yiyecek. Ülkemizde bir taraftan çöplerden ekmek toplayan, pazarlardan çöpe atılmak üzere kenara yığılan sebzelerden seçerek evine sebze, meyve götürmeye çalışan fakir fukara insanlar, diğer tarafta aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyen ve fazlasını da çöpe atan sorumsuz, vurdum duymaz arsızlar topluluğu.
İşin garip tarafı da açlıktan ve fakirlikten dem vuranlarda bunlar. Bir taraftan memleketin kaymağını yerler, bir taraftan da açlık, sefillik edebiyatı yapar ve buradan da iktidara çakmaya çalışırlar.
İsraf eden ülkeler sıralamasında Afrika’nın açlıkla ve sefaletle boğuşan ülkesi Demokratik Kongo Cumhuriyeti birinci, İkinci sırada Meksika yer alıyor, bunların da al birini vur ötekine.
Dünya genelinde her yıl 931 milyon ton gıda israf ediliyormuş. Bu da toplam gıdanın %17’sine tekabül ediyormuş. Yani gıdalarımızın bu kadarı doğrudan çöpe gidiyor. Bir taraf çöpten ekmek topluyor, bir tarafta çöpe ekmek döküyor. Bu taksimi kur kuzuya yapmaz.
İsrafın %61’i evlerde yapılıyormuş iyi mi! Demek ki ev kadınları bu konuda sınıfta kalmış.
Yapılan israf 40 tonluk kamyonlara yüklendiğinde 23 milyon kamyon yükü ediyor, bu kamyonlara arka arkaya dizildiğinde ekvatorun etrafında yedi kere dolaşıyormuş. Ne diyeyim ki. Üstelik de bu sadece gıdadan israf ettiklerimiz. Ya diğer kullandıklarımızdan israf ettiklerimiz hesaplamaya kalksak, galiba matematiğimiz yetersiz kalacak.
Birileri aşırı tüketimle kilolarına kilo katıp, diyetisyen, diyetisyen dolaşırken, 2019 yılında dünyamızda 690 milyon insan açlıktan etkilenmiş. Kimilerini şişmanlığından kantarlar çekmiyor, kimileri de onların yüzünden bir deri bir kemik. Sizin insanlığınıza ne diyeyim ki!
Boşuna dememişler, “Fakirin ahı, düşürür şahı” diye. Böyle giderse buna halk da razı gelmez, hak da razı gelmez. Zaten gelmiyor ama bizim gafletimiz bunu anlamamızı engelliyor. Bir yanda sel felaketleri, bir yanda susuzluktan kavrulan yerler. Dünyanın her yerinde anarşi, terör, savaş ve katledilen milyonlarca insan, yerinden yurdundan çıkarılan milyonlarca muhacir.
Şiddetin her türlüsü günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş, aile yapımız çatırdıyor, eşlerin birbirine, saygısı, sevgisi ve muhabbeti tükenmiş, evde iki yabancı. Yetiştirdiğimiz, el bebek gül bebek diye sevdiğimiz çocuklarımız yaşlanınca bizi anne ve baba değil de “moruk” olarak görüp, huzur evlerine yerleştirdiği bir çağda yaşıyor.
Bunların hiçbiri sebepsiz değil ama bizim sebeplerle uğraşarak, çare bulma diye bir derdimiz yok. Bizim derdimiz Haram helal ver Allah, senin kulun yer Allah! Derdi. Unutmayalım k, “kimi yer kimi bakar, kıyamet ondan kopar!
