Bugün, 17 Mart 2026 Salı

Muzaffer GÜNAY (ÇOCUK MASALLARI)


YOKSUL KIZ

ÇOCUK MASALLARI


Bir varmış, bir yokmuş, eski zamanların birinde bir padişah varmış. Padişah, istekleri tuhaf ve bitmek bilmeyen bir adammış. Bir gün vezirini çağırtmış ve şu isteklerde bulunmuş:

- Sana şu bir lirayı veriyorum.

- Bununla ne yapacağım padişahım?

- Bu parayla bir koç alacaksın.

Koçun etinden et, derisinden kürk getireceksin. Ayrıca, verdiğim parayı ve koçu da geri isterim.

Vezir, derin derin düşünmeye başlamış.

Padişah:

- İsteklerimi yerine getirmezsen, cellatlara boynunu vurdururum, bilmiş ol!

Veziri almış bir kara düşünce. Bu isteklerin hiç biri yerine getirilecek gibi değilmiş. Sabahlara kadar düşünmüş, taşınmış. Sonunda, uzak ülkelere gitmeye karar vermiş. Belki, akıllı birini bulurum diye düşünmüş.

Vezir, yol hazırlığını tamamlamış. Bir sabah erkenden yola çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş.

Geriye dönüp bakmış ki, meğer bir arpa boyu kadar yol gidememiş. Sabretmiş, yoluna devam etmiş. Bir köylüye rastlamış, selamdan sonra:

-Çok yorgunum. Şu yokuşun başına kadar sen, beni taşı. Oradan köye kadar da ben, seni taşırım, demiş.

Köylü, bir şey anlamamış. Birlikte biraz yürümüşler. Bir ormana girerlerken, vezir:

-Bu ormana tek girip çift çıkalım, demiş.

Köylü, yine bir şey anlamamış ve birlikte yürümeye devam etmişler. Sonunda köye varmışlar. Köylü kendi evinin kapısına gelmiş. Kızı kapıyı açmış, köylü vezire dönerek:

-İşte benim evim bu, demiş.

Vezir:

-İyi ama demiş, evin dümeni eğri duruyor.

Köylü içeri girmiş. Vezir geceyi köy odasında geçirmek üzere oradan ayrılmış. Akşam yemeğini babasının önüne getiren kız:

-Baba, o adam kimdi? Demiş.

-Boş ver kızım...

-Merak ediyorum baba, lütfen söyler misin kim o ihtiyar?

Köylü, kızını kıramamış ve adamla arasında geçen tüm konuşmaları anlatmış.

Kız:

-Yanlış davranmışsın baba, o adamın sözlerinin büyük anlamı var. Dinle, sana bir bir anlatayım, demiş.  

Köylü, büyük bir dikkatle kızını dinliyormuş.

Kız:

-Sen beni taşı, ben seni taşıyayım, demesi; sıra ile konuşalım demektir. Ormana girince, tek girelim, çift çıkalım demesi; değneklerimiz olsun, demektir. Evin dümeni eğri sözü ise, benim burnumun hafif eğri olmasına işaret eder.

Köylü, ertesi sabah veziri bulmuş. Dünkü söylediği sözlerin anlamlarını söylemiş. Vezir, bunu nereden öğrendiğini sormuş. Köylü önce "Ben çözdüm” demiş. Vezir inanmayınca, kızının söylediğini anlatmış. Vezir, hemen kızını getirmesini rica etmiş. Kız gelmiş. Vezir, kıza çok akıllı olduğunu söyledikten sonra, padişahın kendisine söylediklerini anlatarak çözüm bulmasını istemiş.

Kız:

-Bir liraya yünlü koç alırsın. Yününü kırkar iki liraya satarsın. Bir lirayı saklar, bir lira ile bir kürk alırsın. Koçun kuyruğundan bir parça kesip, verdiği para ile birlikte bir tabağa koyup padişaha sunarsın.

Vezir, kıza bin bir teşekkür ettikten sonra hemen oradan ayrılmış. Kızın dediklerini aynen yerine getirmiş.

Sonra, padişahın huzuruna çıkmış. Olup bitenleri ve kızı överek anlatmış. Padişah, o kızın hemen bulunup getirilmesini emretmiş. Yoksul kız, göz açıp kapayıncaya kadar, padişahın huzuruna getirilmiş. Kıza, övgüler yağdıran padişah, kızdan şu isteklerini de yerine getirmesini istemiş:

- Kısrağıma üç gün içinde iki tay doğurtacaksın. Şu kavanozda doksan dokuz altınım var. Ağzı kapalı ve mühürlüdür. Açıp yüz altın vereceksin. Bunları yaptıktan sonra,            yetmişlik bir kadın olacaksın. Yoksa, seni zindana attırırım. Yalnız, benden bir isteğin varsa, iki kelimeyi geçmemesi şartıyla söyle.

Kız, hemen isteğini söylemiş:

- Güneşi söndürünüz.

Padişah, bunun mümkün olmadığını söylemiş. Kız da, kendisinden istenenlerin yapılabilir şeyler olmadığını söylemiş. Kızın oldukça akıllı olduğunu gören padişah, yoksul kızın babasına büyük bir tarla, iki çift öküz bağışlamış ve bir miktar da altın vermiş. Kıza ise, okula gidip gelmesi için altın döşemeli bir araba alıp armağan etmiş.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...

(Anadolu Masalı)