Ülkemizde, malum olduğu üzere, "asrın felaketi" olarak adlandırılan, neticesinde binlerce vatandaşımızın ölümüne ve yıkımlara sebep olan on ilimizde deprem yaşanmıştır.
Deprem enkazından arama kurtarma çalışmaları, depremde yaralanan, evini, yakınlarını kaybeden yiyecek ve yakacaksız kalan vatandaşlarımızın barınma ihtiyaçlarını karşılamada, devlet ve milletimiz elbirliğiyle, hayırsever, fedakar yardım guruplarıyla hala devam etmektedir. Böyle bir özelliği başka bir kültür ve devlette göremeyiz.
Ülkemiz dışından gelen dost ülkelerin yardım ve destekleri de söz konusudur.
Ülkemizin yaşadığı acı ve felaket ortamı ve atmos ferinde şeytanı bile geride bırakan "şeytanlaşmış" görünürde insan suretine bürünmüş şeytanlar, her yerde olduğu gibi bu elim tablo ve manzara karşısında adeta fırsatı kaçırmıyor, "yumurtadan yün kırpar" misali bu felaketten hangi şeytanlıkları çıkarabiliriz diye çalışıyorlar.
Binlerce kişi , depremzedelerin yanında, depremzedelerin acılarına ortak olurken, gece gündüz aç susuz, uykusuz, depremzede vatandaşlarımızı enkaz altından çıkarırken, gözyaşı akıtırken; Bu insan görünümlü şeytanlar, depremin acı sonuçlarının yaşandığı yerlerde ellerine bir kazma ve kürek almadan, uzaktan sıcak kaloriferlerinin başında kebaplarını yedikten sonra çaylarını ve kahvelerini yudumlarken klavye başında kahramanlık! Yaparlar...
Şeytanı geride bırakmış bu insan suretliler bu acı deprem olayının her boyutundan karşı tarafa oy kaybettirme, kendilerine bir bir oy devşirebilme çabası içindedirler ... Hükümetin, deprem hadise sinde yetersiz kaldığını, deprem bölgesine ve depremzedelere gereken yardımın yapılmadığı propagandasını yaparlar...
Şeytanın bineği olmuş, oyuncağı olmuş bu zavallılar! şeytanın kendilerine verdiği içgüdü ile, deprem bölgesinde, depremzedeleri enkaz altından kurtarmaya çalışan yardımsever guruplar için, bunlar "öncelikli olarak falan partili olanları enkazdan kurtarıyor" diye iftira atmaktan kaçınmazlar...
Şeytanın bineği olmuş, şeytan "deeh!" dedikçe koşan, koştukça coşan, insan suretinde aramızda dolaşan, iyi insanların imtihan vesilesi olan birtakım nesneler, deprem bölgesinde birtakım müesseseleri görmemişler! Basında böyle propaganda yapmışlar... İnsan, görmek istemediği hakikate karşı kördür! Bunların gözünde katarakt olabilir...
Bu zihniyet, olayın içinde, mücadelenin, yorgunluğun içinde bulunmaz! Ama sahiplenir... Etrafa bu algıyı verir! Bunlar geçmişte de böyleydi...
Bu insan görünümlü şeytanlaşmış şeyler, baraj patladı balonunu uçurup depremzede ve o bölgenin insanların moralini bozma, telaşa sevketme, kendi devletine olan güveni sarsıp, isyana teşvik etme psikolojik harbini yaparak ellerini ovuşturma eylemi içinde olurlar...
Bu insan görünümlü şeytanlardan, sonucu yıkım ve üzüntü olan deprem hadisesinde her boyutun da kendilerine devşirelecek bir şey ararlar...
Siyasi boyut, ekonomik boyut, psikolojik boyut, kültürel boyut, dini boyut...
Bu şeytan suretine bürünmüş nesneler hiçbir boyutu ihmal etmezler. Şeytanın bineği olmuş bu zavallılar, arama kurtarma ekibinin, enkaz altında kalmış olan depremzedeleri sağ olarak kurtardık ları zaman bir sevinç ifadesi olarak, bir şükür ifadesi olarak "En büyük olan Allah'tır." anlamına gelen "Allahu Ekber" diye haykırmasını hazmedemezler. Halbuki bu cümle bize uzak olan, yabancı olan bir cümle değildir. Günde 5 vakit 30 defa minarelerden duyduğumuz bir cümle ve çağrıdır. Haykırılan cümleden ben rahatsız olmuyorum da, sen neden rahatsız oluyorsun? Unutma ki! Sen, tekbirlerle düşmana karşı konulmuş, tekbirlerle kurtarılmış bir vatanda rahat bir şekilde yaşıyorsun!
Eğer sen "Allahu Ekber" cümlesinden hoşlanmıyorsan deprem bölgesine gel! Al eline kazma ve küreği! Enkazdan kurtar bir depremzedeyi, istediğin hoşlandığın, seni mutlu eden sloganı ve cümleyi haykır!
Biz anlayışlı insanlarız! Söz! Sana ve atacağın slogana saygı gösteririz!..

