Derler ki hani kardeş, kardeşi bıçaklamış,
Sonra dönmüş geriye, sıkıca kucaklamış.
Yapmışsanız bir yanlış, Rabbim fırsat verecek,
Tevbe ile istiğfar günahları silecek.
Gönülden diliyorum Mevlam sizi affetsin,
Kirli olan işlerin vebali sizden gitsin.
O Yakup peygamber ki dinlenmedi sözleri,
Oğluna ağlamaktan, kör olmuştu gözleri.
Ümit en büyük azık, bizim gibi kullara,
Allahım düşürmesin ayrı gayrı yollara
O rahmetin kaynağı, ümit kesilmez ondan,
Ondan ümit kesenler, habersiz kötü sondan.
Aciz ve çaresizce tekrar geri döndüler,
Her şey çıktı ortaya, bir mum gibi söndüler.
Ey gerçek güçlü vezir, aç kaldık açık kaldık,
Tek umut bize sensin, soluğu sende aldık.
Doğru paramız da yok, sadaka ver sen bize,
Yaptığımız ortada, bakamıyoruz yüze.
Siz cahil kimselerken, Yusuf’a ne yaptınız?
Allah’ı terk ederek, şeytana mı taptınız?
Bu sözleri duyunca donup kaldılar orda,
Allah’ım da koymasın kimseyi böyle zorda.
Dediler ki ey vezir, bunu nerden bilirsin?
Doğrusu çok şaşırdık, Allah iyilik versin.
Ey mübarek dost insan, yoksa sen Yusuf musun?
Çok iyiliğin gördük, Allah seni korusun.
İşte ben o Yusuf’um, Allah korudu bizi,
Bünyamin de kardeşim, Allah affetsin sizi.
Allah doğru yapanı, sabredenleri bilir,
Emekleri zay etmez, mükafatı bol verir.
Bu utanç yeter bize, keşke hiç yapmasaydık,
Doğru yolu bırakıp, şeytana uymasaydık.
Hem de öyle eyvah ki, yazıklar olsun bize,
Utanmadan nankörce, bakıyoruz yüz yüze.
İbret olsun halimiz, insan olan kullara,
Düşürmesin Allahım böyle kötü yollara.
