Bugün, 11 Şubat 2026 Çarşamba

Mehmet Ali AYDIN


ZAMAN DEĞİLDE BİZ GEÇİP GİDİYORUZ

ZAMAN DEĞİLDE BİZ GEÇİP GİDİYORUZ


 

Yaşı bizden küçük olanlar bunun ne olduğunu bilemezler. 1930'ların Köy İlkokulları prototip binaları. İki kat üzerine inşa edilir alt kat bir tarafı odunluk diğer tarafı depo ve arşiv olarak kullanılan iki bölümden oluşur. 

Sınıflar, başöğretmen ve öğretmen odasından oluşan yedi bölümlü kısım ikinci katı oluştururdu. Kimine taş merdivenle kimine de ahşap merdivenle çıkılırdı. Merdiven çıkışının solundaki oda Başöğretmenin odası (şimdiki müdür) sağdaki oda da öğretmenler odası idi. bu odaların haricinde de beş sınıf bulunurdu. Sınıf kapılarının açıldığı ortada geniş bir de salonu vardı. 

Bizde sabahçı-öğlenci de yoktu. Sabah sekiz buçukta ders başlar öğleden önce dört ders arada bir buçuk saatlik öğle teneffüsü ardından da üç ders sonra akşam evlere giderdik. Bizim evden okul iki kilometre idi. O zaman modern servis araçları olan tabanvaylarla biz her gün o yolu gider ve gelirdik. Ne günlerdi o günler.

Sahi unutuyordum; biz cumartesi günleri de öğleye kadar okula giderdik. Her gün okula giderken de sağlam birer dal odun da götürürdük. Kışlık yakacağımız böylece temin edilirdi. Odun götürmeyenin numarası alınır ertesi gün iki dal getirmek zorunda kalırdı. Getirmeyene ne mi olurdu? Valla aklımıza bile getirmezdik. Rahmetli Başöğretmenimiz Mehmet Türkoğlu'nun paparasını yerdiniz. Onu bir kez yediniz mi ömrü billah yemek istemezdiniz.

Bazen de haftanın ilk günü olan pazartesi günü altı dal odun götürür bir hafta rahat ederdiniz.

Sınıfların öğretmenleri değişmezdi çoğunlukla ve her öğretmen bir sınıfta uzmanlaşırdı. Beşinci sınıflar başöğretmenin olurdu. Ah o zamanın öğretmenleri, olduğu yerden geçebilen öğrenciye bravo demek lazımdı. Öğretmeni görünce saygıda kusur ederiz korkusu ile çoğu zaman yolumuzu değiştirirdik. 

Bizim okuduğumuz okul yıkılalı yıllar oldu ama bu okul binası Giresun- Merkez Akçalı Köyü'nde hala zamana direniyor. Son halini bilemiyorum ama inşallah restore ederek tarihe bir not düşmüş olmalarını diliyorum. Çok şirin ve insanın içini ısıtan alt kısmı taş üst kısmı genelde ahşap taş karışımı olurdu.

Hani şair demiş ya: "Geçmiş zaman olur hayali cihana değer" diye. Bazen böyle nostalji yaparak geçmişi yad edip bugünün insanlarına ulaştırmak gerekir diye düşünüyorum.