Oturduğu koltuk sayesinde adam yerine konulan, koltuk altından çekilince boşlukta kaybolanların itibar gördüğü bir dünyadayız. Bu tiplerin ilk işi de kendisini koltuğa getirenlere yalakalık yapmak, koltuk altlarından alınınca da kendisini o makam ve mevkie getirenlere küfretmektir.
Koltuğa oturmadan önce herkesle arası iyi olan, koltuğa oturunca da babasını bile tanımayan bu tipler koltukta itibar görür, düşünce de kimse merhaba demez. Bu tür mahlukatın değeri oturduğu koltukla doğru orantılıdır. Koltuk gitti mi değer de biter.
Kendisi beş para etmeyen bu tiplerden hiç kimseye hayır gelmediği gibi insanlara şerleri dokunur. Makama gelinceye kadar veya seçilinceye kadar sizleri baş üstünde tutarlar, emellerine nail olunca da sizleri unuturlar. Adeta kibir denizinin şampiyon yüzücüsü olurlar.
Gözden düşünce de tekrar sizlerin yanındayız numarasına yatarlar. Bukalemun bile bunlar kadar ortama uyum sağlayıp renk değiştiremezler. Her devrin adamıdırlar ve her merdiveni bir makama çıkmak için kullanırlar. Sonra da birilerine merdiven olup ayak altında paspas olurlar.
Bir makama gelinceye kadar sizi her gün arayacaklarına söz verirler, sonra da bir daha size muhtaç oluncaya kadar sizi defterden silerler. İşiniz düşsün, düşmesin siz samimiyetinizden dolayı ararsınız ama onun size ihtiyacı olmadığı için sizi arama gereği duymaz. Kimileri vardır ki size ben özel telefonumu veriyorum beni oradan ara, diğer telefondan ulaşamazsın der ama verdiği telefona da hiç bakmaz.
İşin kötüsü de bu tip adamların her zaman yukarılarda onları koruyup kollayan kendileri gibi "koruk" adamlarının olmasıdır. Ve o büyük geçinen küçükler yüzünden milletin anası ağlar ama onlar bıyık altından gülerler.
Rahmetli Nasrettin Hoca ile Timur arasında geçen fıkralık pek çok olay nakledilir. Bunlardan biri de: Hoca Nasrettin ile Timur bir gün hamama giderler. Timur'un üzerinde de atlas kumaştan bir bornoz vardır. Timur Hocaya sorar: Hocam senin gözünde benim değerin ne kadardır. Der.
Hoca Timur'u şöyle aşağıdan yukarıya bir süzer ve der ki: Senin değerin benim gözümde on akçe. Der.
Timur: Yapma hocam, sen ne diyorsun.? Şu üzerimdeki kıyafet zaten on akçe ediyor.
Hoca bu lafın altında kalır mı? Zaten ben ona göre değer biçmiştim. O olmazsa senin değerin sıfır. Der
O misal şu an makam ve mevki işgal edenlerin büyük çoğunluğunun değeri altındaki koltuk kadar. Koltuk olmasa beş para etmeyecek adam yerine koyduğumuz çok mahlukat var.
Yeri gelince de bu adamlar ehliyet, liyakat ve samimiyetten bahsederler, ehliyet ve liyakati rafa kaldırım samimi olduğuna inandıkları adamları göreve getirirler. Getirdikleri adamlarda ilk fırsatta getirenleri satarlar.
Bu yazının siyaset, parti ve pırtı ile alakası yoktur. Çünkü hiç birinin diğerinden bir farkı yoktur. Sadece isimler değişik, zihniyet aynıdır. Siz sadece kendi adamınız zannederek desteklersiniz.
Ne acı bir durum.