Bugün, 7 Ocak 2026 Çarşamba

Abdullah ALTAŞ


ZERAFET Mİ? ZARAFET Mİ?

ZERAFET Mİ? ZARAFET Mİ?


 

Türk Dil Kurumu Sözlükleri'ne göre gündelik yaşantımızda, dilimizde, "Zerafet" diye kullandığımız kelimenin doğru yazılışı "Zarafet" miş. 

Peki "Zarafet" ne demek?  "Zarafet" kelimesinin, hoşluk, incelik ve güzellik anlamlarına geldiğini görmekteyiz.

Hoşluk, incelik ve güzellik önce nereden başlar?

Tabiiki "Dil" den başlar. Kendimizden başka diğer İnsanlarla "Dil" ile iletişime geçeriz. İşte zarafet'in ilk basamağı, önemi burada ortaya çıkmaktadır.. 

Sesin tonu, konuşmayı oluşturan cümlenin içeriği dilbilgisi kuralları, telaffuz, diksiyon, güleryüz, dil ile iletişimde zarafetin oluşmasını sağlayan unsurlardır.  

"Zarafet" aslında dinimizin bir emirdir, ayetle sabittir. Allah teala Kur'an-Kerim' de şöyle buyurmaktadır. "İnsanlara güzel söz söyleyin!" 

(Bakara suresi 83. Ayet) 

Peygamberimiz Aleyhisselam 'da bu ayetin emri doğrultusunda güleryüzlü bir şekilde iletişim dilini çok iyi kullanmış bundan dolayı etrafındaki insanlar O' nun çevresinde kümelenmiş ve toplanmışlardır. 

Gene, Kur'an - ı Kerim 'den bir zarafet örneği. Çağımızda bile kötülüğün sembolü olarak gösterilen Firavun 'un iman etmesi doğru yola gelmesi için Allahu Teala peygamberleri Hz. Mûsâ ile Hz. Harun' u o'na gönderiyor peygamberlerine şu tenbihte bulunuyor. 

"O'nunla (Firavun ile)  konuşurken, o'nu(Firavun 'u) imana davet ederken yumuşak bir dil ile konuşun! 

Gönül alıcı bir şekilde konuşun! Belki bundan dola yı yola gelir, inanır, kendini düzeltir, saygı duyar!" 

(Taha suresi 44. Ayet) 

Tüm peygamberler hep zarafet dilini kullanmışlardır. Doğru olan bir hakikati, bir gerçeği hoşluk, güzellik, ve incelikle anlatmışlardır. Bir konunun önemi kadar onu iyi anlatmak, arz edebilmekte o kadar önemlidir. 

Hz. Yakup oğlu Hz. Yusuf 'a hitabında "Oğlum" değil de, "Oğulcuğum" diye hitap ettiğini görüyoruz! 

(Yusuf suresi 5. Ayet) 

Gene aynı şekilde Hz. Lokman' ın aynı tarzda, aynı kelime ile oğluna seslendiğini görmekteyiz. 

(Lokman suresi 13. Ayet) 

"Sözü süz de söyle, gönlü bulandırmasın. Sözü diz de söyle, kulağa inci diye takılsın." 

(Şemsi Tebrizi) 

"Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağulu aşı, bal ile yağ  ede bir söz" 

(Yunus Emre) 

Zarafet ve zariflik muhatabının hatasını ona tatlılık ile söylemektir. 

Zarafetin ikinci kuralı, davranışlarda zarafettir. İnsanlar toplu halde yaşamaya mahkum ve mecbur varlıklardır ve birbirleriyle devamlı iletişim halindedirler. Toplumun fertleri sırf birbirlerini sevdikleri için iletişim kuruyor değildirler. Kişi, karşısındaki muhatabını sevmese bile ihtiyaç gereği iletişim kurmak durumunda olabilmektedir. Kişi, karşısındaki kişiyi veya toplumu sevmese bile davranışında nezaket kurallarından zarafetten ayrılmamalıdır. 

Peygamberimizi sevenler olduğu gibi, hak yoluna davet ettiği için, haksız kazanç elde etmelerinden böyle haksız elde edilen kazançlarının sona ereceği endişesinden dolayı peygamberimizi sevmeyen insanlarda vardı. Peygamberimiz onlara gerçeği anlatma söz konusu olduğu tebliğ için sık sık iletişim kurmuş onlara gerçeği en güzel şekilde anlatmıştır. 

Zarafet ve inceliğe muhatab olmaya herkesin ihtiyacı vardır. Bazı meslekler vardır ki, onlar topluma daha çok hitap eder, toplumla iç içedir, toplum üzerinde yönlendirici durumları vardır herkes tarafından tanınır. Onların yaptıkları zarif bir davranış milyonlarca kişi tarafından takdir görürken, yaptıkları kaba, zarafet dışı bir davranış milyonlar tarafından tenkit görmektedir. 

Zarafet, kahve fincanını tutarken serçe parmağını yukarı kaldırmak değildir. Zarafet göze batmak değil akılda kalmaktır.