Menü Ordu Hürses Gazetesi
Mehmet Ali AYDIN

Mehmet Ali AYDIN

Tarih: 25.12.2021 07:03

AKRABALARINIZLA ARANIZ NASIL?

Facebook Twitter Linked-in

Peygamberimiz (SAV) bir hadislerinde şöyle buyuruyorlar:

"Yüce Allah şöyle buyurur: 'Ben Rahman'ım, o (akrabalık bağlarının adı) da rahimdir. Ona kendi ismimden türeyen bir isim verdim. Onunla ilişkiyi sürdürenle ben de ilişkimi sürdürürüm, onunla ilişkiyi kesenle bende ilişkimi keserim'"

Rabbinizle ilişkilerinizin devamını istiyor musunuz? Yoksa kesilmesini mi istiyorsunuz? Hepimiz istiyoruz değil mi? Madem istiyoruz da memlekette bu kadar "Huzur Evinin ne işi var?

Kocaman, kocaman evlerimiz var ama içinde yalnızları oynuyoruz. Evin neşesi çocuklarımız kreşlerde çoğu merhametsiz ellere teslim edilmiş. Evimizin huzur kaynağı yaşlılarımız da huzursuzluğun, mutsuzluğun kol gezdiği ve yaşlılara merhametsizce muamele eden ellerin bulunduğu huzur evlerinde...

Bu nasıl iştir anlayan bana da anlatsın.

Biz anne-baba, dede-nine ve torunların bir arada yaşadığı 60-70 metre karelik evlerde huzurlu ve mutlu büyüdük. Şimdi 150-160 metrekarelik evlerde bir kadın ve erkek mutsuz ve huzursuzuz. Acaba neden?

Biz çocukluğumuzda arkadaşlarımızla kavga eder ama sonra barışır bir parça ekmeği arkadaşlarımızla bölüşürdük. Şimdi ise her şey de bolluk olduğu halde bizim gönlümüzde, sevgimizde, hoşgörümüzde ve insanlığımızda bir kıtlık var ki sadece kendimizi düşünmekten başka bir şeyi düşünemez hale geldik.

Kendimizden başka düşündüğümüz başka bir şey yok kocaman dünyamızda. Hep benim olsun, hep bende bulunsun ama kimsede olmasın derdindeyiz. Bu nedenle de isteklerimizin ve arzularımızın sonu olmayınca hırsımız aklımızın önünde bizi felakete doğru sürüklüyor ama haberimiz yok. Hemen yanı başımızda komşumuz, arkadaşımız ya da tanımadığımız ama ortak paydamız olan insan olanlar var ama biz onları görmezden geliyoruz.

Son zamanlarda ise Suriyeli muhacirlere kin ve nefret duyan insanlıktan nasibi olmayanlar türediler. Her olumsuzluğu onların varlığına bağlar oldular. Ben onlara muhacir diyorum. Çünkü yaşadıkları yerlerde, öz vatanlarında emperyalizmin maşası olan uşak ruhlu insanların birbirleri ile olan bitmez tükenmez kavgaları yüzünden yerlerini ve yurtları terk edip daha emin beldelere göç etmek durumunda kaldılar.

Hz. Peygamber (SAV) de doğup, büyüdüğü ve yaşadığı Mekke’den Medine’ye göç etmedi mi? Medineliler O’nu bizim Suriyeli, Iraklı, Afgan veya başka başka ülkelerden ülkemize gelenler gibi mi karşıladı? Öyle bir güruh var ki yeri geldiğin de:” Allah istemese, yeryüzünde yaprak bile kımıldamaz” diyor. Sonra da bütün olumsuzlukları ülkemize sığınan insanlara bağlıyor. Sebepleri müsebbip gibi görme gafletine düşüyor. İmanı zafiyet bu galiba. Allah’tan geleni kullara bağlamak.

Bilmiyor belki de bu başımıza gelecek daha büyük belaları önlüyor. Fakat gafletimiz ve delaletimiz gözümüze perde çekmiş haberimiz yok.

Öyle bir günde yaşıyoruz ki evlat anne ve babasını tanımıyor. Anne ve baba evladına sahip çıkamıyor. Aynı evin içinde yabancılar gibiyiz. Bu kadar özümüzden, örfümüzden, geleneklerimizden ve inançlarımızdan uzaklaştık ki Allah sonumuzu hayırlı eylesin. Aynı apartmanda, sitede yaşıyoruz güya komşuyuz ama birbirimizden haberimiz yok. Komşumuz ölmüş, cenazesi var ama bizim haberimiz bile olmuyor. Aynı şey bizim başımıza gelse, bu defa da komşularımızın haberi olmuyor.

Teknolojinin, haberleşmenin, ulaşımın bu kadar yaygın olmadığı çok değil 50-60 sene önce insanlar bugünkünden birbirlerine çok daha yakındılar. Rahmetli anacığım kapımızdan geçen hiç kimseyi boş çevirmezdi. Elinde avucunda ne varsa onu paylaşırdı. Şimdi biz aynı evde birlikte oturduğumuz insanlarla bile çoğu şeyimizi paylaşamıyoruz.

Dostluk, arkadaşlık, hısımlık, akrabalık ve kardeşlik ikliminden ne kadar uzaklaştığımızın farkında mıyız? Halbuki bizim inancımızda “sıla-i rahim” yani eşi dostu ve akrabaları unutmamak, hatırlamak ve ziyaret etmek ne kadar önemli değil mi? Fakat hani nerede kaldı bu hasletimiz.

Acaba bu kadar bela, musibet, felaket ve uğursuzlukların sebebi bizim aramızdaki bağların kopması ve bu nedenle de Rabbimizin bizi unutması olmasın? Başka sözüm yok!..

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —