Menü Ordu Hürses Gazetesi
Olgun YÜKSEL

Olgun YÜKSEL

Tarih: 04.08.2022 07:11

ARAP BAHARI

Facebook Twitter Linked-in

2010 Yılında Tunus’tan başlayıp, Kuzey Afrika hattında ilerleyip, bu hat üzerinde bulunan tüm diktaörlerin sonunu getirerek, en son Suriye’ye sıçradı. İşte o günden itibaren Ülkemizin küçük küçük etinin koparılmaya başlandığı, devamında ise kendimizi kemiklerimizin sıyırılması gibi bir sürecin içinde bulduk. Anlayacağınız Stratejik Derinlik’ten stratejik garabatin pençesine düştük. Düşürüldük. Şam’daki Emevi Camii’nde Cuma namazı kılmayı hayal edenlerin bu beyanlarının üzerinden 12 yıl geçti. Muhtemelen Şam’a gittiğinde oradaki halka yapacağı konuşma metnini dahi hazırlayanlar, şimdi ise Hatay, Antep, Kilis şehirlerimize gidip  nutuk atıyorlar. Ne de olsa Suriye’den gelen misafirlerimiz sayesinde buraların Şam’dan farkı ne ola ki? Biz onlara gidemediysekte onları bize getiririz. Bu konudaki yüceliğimize söz söylenemez. Hamdolsun.

     Yazımın konusu Suriye değil, Tunus iken kendimizi Suriye’de bulmamızdan doğal ne olabilir? Yaşadıklarımız, travmalarımız. Ekonomik zorluklarımız, verdiğimiz canlarımız nedeniyle Tunus’tan denize girdiğimizde bir bakmışız hooop Doğu Akdeniz’deyiz ve Suriye’deyiz.  Neyse Tunus’tayız. Geçtiğimiz Pazar günü Tunus’ta bir Anayasa değişikliği referandumu yapıldı. Malumunuz olduğu üzere 2010 yılında Tunus’ta başlayan Arap Baharı demokratikleşme hareketinin tek başarılı olduğu ülke Tunus’tur. Batı Dünyasının Arap ülkelerinde halkının vicdanlarının sesi olacak yönetimlere müsaade etmeleri mümkün müdür? Tabi ki değildir. Filistin’de yaşanan dramlara hangi Müslüman arabın vicdanı sızlamaz? Sadece yöneticilerinin umurunda değildir. İşte o yöneticilerin yerine halkının vicdanını taşıyan kişilerin işbaşında olması demek direkt İsrail’in güvenliğinin sorgulanması demektir. O nedenle Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde demokrasinin oluşmasına asla müsaade edilmez. Tunus’ta da demokrasinin sonunu getirecek bir anayasa değişikliği referandumu yapıldı. Tunus Cumhurbaşkanı İsmi ise Kays Said’miş. Efendim Başbakanlığı kaldırıp tüm yetkileri Cumhurbaşkanı'nda toplayan yeni bir Anayasa taslağı hazırlayıp halk oyuna sundu. Ne oldu?

TUNUS Halkı tüm yetkileri Cumhurbaşkanı’nda toplayan Anayasa değişikliğini REDDETTİ.

Tunus Halkı Demokrasisine sahip çıktı. Tek adam rejimi yerine, parlamenter yönetim şeklini tercih etti. Bu referandum, Afrika ve Orta doğu coğrafyasında demokratikleşme olgusuna, demokratik bilincinin oluşmasına karşı yapılmış bir referandum idi. Tunus Halkı başardı.

     Eski asker olduğumdanmıdır nedir bana tepeden bakan iki dudak arası sistemlere karşı alerjim var. İki dudak arası rejimler, ister tek adam rejimleri olsun, isterse diktatoryal rejimler olsun, isterse monarşi rejimleri olsun, şöyle bir yakın tarihimizi gezinelim. Irak’ta Saddam Hüseyin vardı. Libya’da Muammer Kaddafi vardı. Mısır’da Hüsnü Mübarek vardı. Daha nicelerini sayabiliriz. Bu ülkelerin halkı, diktatörlerin zulümlerini yaşarken değil, asıl giderken ve gittikten sonra yaşadılar. Çünkü kurdukları yolsuzluk ve yoksulluk sistemi ile halkın fakirleşerek onlara muhtaç kalması lazımdır ki bir lokma için efendilerine şükredip biat etsinler. İşte o sistem yıkıldığında bir anda enkaza dönüşüyor ve halkın tümü bu enkazın altında kalıyor Fakat bu sadece Müslüman coğrafyasında böyle çalışıyor. Vaktiyle İspanya’da bir diktatörlük iken diktatör öldü. İspanya demokrasiye döndü ve AB üyesi oldu.  Öyle ümit ediyorum ki var olan Demokrasimizi korur,  hukuku hakim kılar ve daha iyiye götürürüz. Batının kıskandığı üst seviyedeki refahımızı muhafaza ederken, hayat pahalılığı enflasyon, ekonomik kriz yaşamayız. Bununla birlikte olası, tüm cuntalardan, tek adam ve diktatoryal sistemlerden uzak dururuz. Dedim diyebildim. Kalın sağlıcakla.

Not: Fındık nedeniyle Köy’e taşınacağımdan 1 ay süre ile yazılarımı düzenli gönderemeyeceğim. Ancak fırsat buldukça yazacağım. Hepinize bol kazançlar ve kolaylıklar diliyorum.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —