Menü Ordu Hürses Gazetesi
Olgun YÜKSEL

Olgun YÜKSEL

Tarih: 16.06.2022 07:10

BAŞARININ ÖLÇÜSÜ NEDİR?

Facebook Twitter Linked-in

Değerli okurlar bu konu ile ilgili daha önceden bir yazı kaleme almıştım. Tabi ki aynı yazıyı alıntılayıp nakletmiyorum. Her yazım günün ruhuna özgüdür. Bugün yaşadıklarımdan esinlenerek yazımı kaleme alıyorum. Beni takip edenlerin büyük kısmı son 3 yıldır felaket tellallığı yaptığımı düşünüyorlardı. Fakat son bir yıl içinde yaşanılan ekonomik kaos sonrası bunları nereden bildiğimi sormaya başladılar. (Bir yıl önce mazot 7 Tl idi. Bugün ise 28,40 Tl. Oldu. Daha ne göreceğiz ki demeyin,  bu daha başlangıç.) Ben de her defasında astrolog ya da kâhin olmadığımı hatta bunlarla alakalı hiçbir şey bilmediğimi her defasında aktarıyorum. Sadece ve sadece gelmekte olan zorlu günleri ön görerek çok sevdiğim ve orada yaşamaktan büyük keyif aldığım, geldikten sonra da ailece özlemini çektiğim Çanakkale’den 14 ay önce taşındım. Dönme nedenim, gelmekte olan zorlu süreci kendi topraklarım üzerinde karşılamak dışında hiçbir amacım yoktu.

     Atadan kalma topraklarım üzerinde kurulu kargir bir yapı ve yanına kendi imkânlarımla kurduğum sebzelikler vasıtasıyla akrabalarım ve komşularımın rehberliğinde 50 yıl öncesinde Annemin yeteneklerini yeniden kazanarak merkezi sistemlere bağımlı olmadan hayatımı idame edebilecek kabiliyetlere kavuşmaya çalışıyorum. Şu ana kadar bu yeteneklerin en fazla % 20’sini kazanmış olabilirim. Yapmam ve öğrenmem gereken daha çok işler var.

14 ay önce gelir gelmez fındık bahçelerime el atıp yoğun bir çalışma temposuna başladım. Yaklaşık 16 dönümlük araziler üzerinde yılların ihmalini telafi edecek yöntemleri araştırmaya başladım. Bu konu üzerine çekilmiş yüzlerce videoların her birini en az 4-5 kez izledim. Yine bu bitki üzerine yazılmış bilimsel makaleleri tarayıp okudum. Türkiye dışındaki üreticilerin yöntemlerini taradım. En önemlisi bitkileri tanımaya çalıştım. Hiç aklıma gelmeyecek şekilde bitkilerinde ruhunun olduğuna kanaat getirdim ve inandım. Bugün sebzelikteki fasulye filizlerinin 15-20 cm. uzağına dikmiş olduğumuz çangal ismiyle andığımız kesilmiş fındık çalılarına yönelişini ve ona sarılışını gözlemlediğimde geçmişte doğayı sadece manzara olarak algıladığımı yeni fark ettim. Doğanın ruhunu hissetmeye başladığımı anladım.

      Gelelim başarının ölçüsü nedir sorusuna cevaplamaya. Sadece bir yıl içinde yapmış olduğum çalışmalar neticesinde eğer mevsim koşulları normal geçerse, bir önceki yıla göre en az yüzde otuz oranında verim artışının olacağını gözlemledim. Velev ki incecik dallar yerine gelişmesini tamamlamış dallara sahip olabilseydim, muhtemelen bu oran %100 e yaklaşırdı hatta daha fazlasını da alabilirdim. Zaten en az 4 yıllık çalışmayla maksimum seviyeye ulaşabileceğimi değerlendiriyorum. Yapmış olduğum araştırmalar ve analizlerim neticesinde her bahçenin kendine özgü gelişimi var ve her birine farklı çalışmak gerektiğini gördüm. Her toprağın farklı analiz sonuçlarına göre de bitkilerdeki gelişimlerin farklı olduğunu gözlemleyip ihtiyaç duyulan elementleri ve gübrelemeyi uyguladım. Bunun sonucunda ise atadan kalma yöntemlerle bahçelerine uygulama yapanlara oranla daha az masrafla çalıştığımı gözlemledim. Yani minimum masrafla maksimum verimliliğin sağlanılabildiğini fark ettim. Dahası taklit etmeden, kendi tarzımı oluşturdum. Elbette bunun ölçme ve değerlendirmesi hâsılat sonrası görülecektir. Ancak keyif aldığım ve kendimce belirlediğim disiplin üzerinden hareket ettiğim sürece çiftçiliğin ilk başarısını yaşayacağımın emarelerini görüyorum.

    Benim geçmiş hayatımın 15 yaşıma kadar olan kısmı köyde geçti. Sonrasında ise liseyi askeri okul da okuyup, sınıf okulu derken astsubay olarak kıtalarda görevimizi tamamlayıp 2009 yılında emekliliğimi isteyip TSK’dan ayrıldım. Bu süre içinde Üniversite eğitimimi de tamamlamıştım. Emekliliğim sonrasında özel eğitim kurumlarında çalışmış olsam da maalesef kurum sahibi arkadaşımızın şöyle bir şikâyeti nedeniyle işi bıraktım. “ Komutan bu kurum da çalışanlar seni benden daha çok sayıyor. Sanki sen patron ben çalışanım” dedi ve ertesi gün o kurumla ilişiğimi kestim. Tek evladım, Kızımın Çanakkale’de ki yüksek öğrenimi nedeniyle Çanakkale’ye taşındım. Turizm sektöründe denetim görevlisi olarak işe başladım. 4,5 yılın sonunda Ankara merkezli kurumun yönetim kurulu üyeleri değiştiğinde ilk iş olarak benimle ilgili tespiti, “Çok başarılı ve ismi marka haline gelerek kurumunda önüne geçmiş. Bunu kabul edemeyiz. Ayrılması gerekir.” Ayrılmama engel olmaya çalışan dostlarıma, kalmam için Yönetim Kuruluna direnmemelerini söyleyip yollarımı ayırdım.

     Çanakkale’de işten ayrılmama müteakip ÇOMÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yüksek Lisansımı tamamlayıp, yapmış olduğum bir araştırmaya esas çalışmam kitap olarak bastırıldı. Kendim, yapmış olduğum çalışmanın kitabını hediye etmek için parayla satın alıyorum. Böyle de bir ironi yaşıyorum. Bir yıl sonra Ordu’ya döndüm. Topraklarım üzerinde Çiftçilikte nirvanayı yaşadığımı zannederken, akademisyen bir arkadaşıma telefonda çalışmalarımı anlatıyorum, arkadaşım dedi ki ” Hocam senin gibi biri için bu kariyer olamaz ki”

     Elbette ki bu kariyermidir, değilmidir hiç umurumda değil. Emin olduğum bir şey var ise toprağı olup ta işlemeyen ve üretmeyenler, fazla değil 1-2 sene içinde çok pişman olacaklardır.  Yazımın başlığı, başarının ölçüsü nedir? Benim için ölçü, keyif almaktır. Kalın sağlıcakla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —