Menü Ordu Hürses Gazetesi
Abdullah ALTAŞ

Abdullah ALTAŞ

Tarih: 18.04.2022 08:45

BATI VEYA BAĞNAZLIK!

Facebook Twitter Linked-in

Ukrayna'daki savaştan kaçan mülteciler, başta Polonya olmak üzere çevre ülkelere sığındı. Her fırsatta İslam düşmanlığı yapan Batı dünyası, savaşta bile İslam nefretini körüklemekten geri durmadı. Polonyalı bir milletvekili  katıldığı bir tv programında "Bir tane Müslüman mülteci almadık bir tanesi bile Polonya'ya giremeyecek. 2 Milyon dan fazla Ukraynalı aldık ülkemize. Ama tek bir Müslümanı bile almayacağız, çünkü almayacağımıza söz verdik. Gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.

1772–1795 yılları arasında Polonya toprakları Rusya, Avusturya ve Almanya arasında paylaşıl mıştır. Takip eden 123 sene boyunca Polonya bağımsızlığını kaybetmiştir.

Polonyalılar bu süreç içerisinde çeşitli dönemlerde bağımsızlık mücadelesi versede başarıya ulaşamamışlardır.

Bu süreçte özellikle Rusya’ya karşı 1830 yılına gelindiğinde Polonyalılar büyük bir ayaklanma başlatmışlar ancak ayaklanmanın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine  büyük bir göç başlamıştır. Göç edenlerin büyük kısmı başta Fransa olmak üzere çeşitli Avrupa kentlerine gitmiştir.

Ulusal ayaklanmalarda başarısızlığa uğrayan Polonyalı lider ve taraftarların bazıları da Osmanlı devletine sığınmışlar ve Polonya'nın bağımsızlık mücadelelerini Osmanlı Devleti toprakları içinde devam ettirmişlerdir.

Polonyalı prens ve taraftarları Osmanlı devletine sığınmışlar siyasi mülteci durumuna düşmüşlerdir. 1842 yılına gelindiğinde, Osmanlı Devleti, Polonya’nın bağımsızlığı için mücadele eden bu siyasi mültecilere kapısını açmış, İstanbul'un Beykoz ilçesine bağlı bir köye yerleştirmiştir. Bu köyün ilk adı "Adampol" dür. Daha sonraları "Polonezköy" olarak adı değiştirilmiştir. .

Yazımın girizgahında söz konusu polonyalı milletvekili unutmasın! Polonya'nın, Rusya tarafından daha önceki işgali "Tadı damağında" iz bırakmış olabilir! Rusya bu tadı yeniden almak isteyebilir! O zaman senin milletvekilliğin elden gider, kimbilir sen de Türkiye'ye sığınırsın! Büyük lokma ye! Büyük konuşma!

Bu yazımı bir derviş hikayesi ile bitirmek istiyorum.

Derviş'in biri birgün, suya düşen akrebi kurtarmak ister, elini uzatınca akrep sokar, Derviş tekrar dener, akrep yine sokar.. Bunu görenler dayanamaz dervişe: "İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye yardım edersin?" derler.

Dervişin cevabı manidardır :"Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek merhamet etmek, o fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratımı değiştireyim?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —