Hüsnü YÜCEL

Tarih: 10.02.2026 08:55

BETONUN GÖLGESİNDE KAYBOLAN KÖYLERİMİZ

Facebook Twitter Linked-in

Tren yolculuklarını oldum olası çok severim. Özellikle Avrupa seyahatlerimde şehirlerarası rotalarda rayların üzerinde süzülmeyi tercih ederim. Neden mi? Çünkü tren sizi tabiatın kalbinden, en bakir ormanlardan ve o masalsı köylerin içinden geçirir.

Avrupa’da camdan dışarı baktığınızda sizi selamlayan manzara hep aynıdır: Yeşillikler içinde, sanki tek bir elden çıkmışçasına düzenli, bahçeli ve estetik yapılar... Şehirde hangi konfor varsa, o köy evlerinde de aynısı mevcuttur. Modern tarım araçlarının parladığı çiftlikler, tamamlanmış altyapı ve doğayla kavga etmeyen bir mimari... İster istemez imreniyor insan.

"Abur Cubur" Yapılaşmanın Pençesindeyiz

Dönüp kendi köylerimize baktığımızda ise maalesef içimiz sızlıyor. Bizim köylerimiz ne yazık ki "abur cubur" bir yapılaşmanın kurbanı oldu. Hiçbir ön çalışma yapılmadan, estetik kaygı gütmeden, "canım ne isterse onu yaparım" mantığıyla yükselen beton yığınları, o canım doğayı adeta nefessiz bıraktı. Planlı bir yerleşim yerine, plansız bir karmaşanın içinde kaybolduk.

Tek Tip Proje Bir Zorunluluk Olmalı

Hep savunduğum bir fikri burada yüksek sesle dile getirmek istiyorum: Henüz her şey için çok geç değil. Eğer yerel yönetimler ve belediyeler, köylerde uygulanmak üzere bölgenin dokusuna uygun "bahçeli tek tip proje" mecburiyeti getirebilseydi, bugün o görsel kirliliği değil, huzuru konuşuyor olurduk. Bu önerim, sadece bir görsel düzenleme de değil. Mühendislerin kontrolünde, standartlara uygun yapılacak bu projeler sayesinde:

• Hiçbir meslek grubunun (mimar, mühendis, müteahhit) hak kaybı olmayacak.

• Depreme dayanıklı, güvenli konutlar inşa edilecek.

• En önemlisi; köylerimiz o çarpık, ruhsuz kimliğinden kurtulup Avrupa’daki benzerleri gibi çağdaş bir görünüme kavuşacak.

Neden Bizim Köylerimiz de Birer Tablo Olmasın?

Betonlaşmayı modernleşme sanmaktan vazgeçmeliyiz. Köylüye modern imkanlar sunarken, doğanın estetiğini bozmamak mümkün. Bizim topraklarımızın bereketi de, doğamızın güzelliği de Avrupa'dan eksik değil; eksiğimiz sadece biraz nizam ve biraz estetik vizyon.

Köylerimizi beton yığınına çevirmek yerine, onları yeniden "yaşayan birer tabloya" dönüştürmek bizim elimizde. Yeter ki o iradeyi gösterelim.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —