Ne kolay işmiş be ülkücü Olmak, koskoca everest kadar, hıra kadar. Yalçın dağlar olan ülkücülüğü, o sevgi yumağını, sevgi devlerini, pardüsesi omuzda, yan yana yürümeyi, elinde tesbihi sallayarak, yumurta topuklu ayakkabısını yere tak -tak vuranlar ile ülkücü olduğunu sanan bazı canları bilipte, o yiğit vatan evlatlarını sakın ne olur yan yana koyupta incitmeyin, onca şehidi, yaralı yürekleri. Başbuğuyu, Muhsin’i, Dündarları, Kürşatları, onca şehitleri, dua ile anın, orası bir peygamber ocağı, okuma ocağı, sevgi yumağı olan yer...
Başbuğum onca çaresiz için, aç , susuz sokaklardaki garipler için, acı çeken babalar, analar için, okuyamayan, okutulamayan gençler için bir yuva oldu o ocak...
Ben o yuvada oldum, bir cok değerleri dinleyerek büyüdüm, bu ilde başım dik yürüdüm, şükürler olsun ögretmen oldum, toplumda oldum, ocakta oldum ama asla omzumun biri yerde, pardüsem omuzumda, elim tesbihte yan yana yürüyen ülkücü arkadaşımla caddelerde hiç olmadım.
Cemiller, Kenanlar, Kürşatlar, Mağdenler, İbrahimler, Cengizler, Salihler, Ömerler, Serdarlar, Aliler, Hüseyinler, Cemaller, Yusuflar vs. Oldu...,
Hepsi de alanında okumuş bu vatana hizmeti aşk bilenler oldu..
‘DAVA’nın anlamı çok derin aslında, öyle 6 harf değil.
D. Sinde, dert, duruş, A sında adamlık, Asalet, V sinde vatan, yine A sında ise aşk vardı...
Ülkücü eşkıya değil, serseri değil, kabadayı değil, bir bilgi evi, bir okunacak kütüphane ve garibin, açın sofrasına uzanmış ekmek aş dı. Bugün de öyle, yarın da öyle olacak inşallah. Ve bütün ülkücü ölmüş canlar için rabbim cennet mekan ihsan eyleye, kalan canlara da uzun sağlıklı ömür..
Ne mutlu müslümanım diyene, ne mutlu Türküm diyene...
Allah bu ilde bu ilin değerli insanlarına huzur dolu hane sıcaklığı, helalinden sofra ve vatan için insanlık için ise eğitimli kocaman nesiller nasip eyleye...
inşallah.