Söze nereden, nasıl başlayacağımı ve neler söylemem gerektiğini düşünüyorum. Kaş yapayım derken göz çıkarmakta var. Bir tarafı desteklemek varken bir tarafı da kösteklemek var. Ama doğruya doğru demekte şart.
Geçtiğimiz günlerde 20. Eğitim Şurası yapıldı ve burada eğitimle ilgili görüşler, düşünceler ve gelecekle ilgili yapılması gerekenler gündeme getirildi, tartışıldı alınması gereken kararlar oylama sonucu alındı. Kimi kararlar oybirliği ile kimisi de oy çokluğu ile alındı. Ayrıca bu kararlar bakanlığı bağlayıcı değil, tavsiye niteliğinde. Bakanlık gereken inceleme, değerlendirme ve gözden geçirmelerden sora yapılması gerekenler konusunda karar alıp uygulamaya koyacak.
Şurada pek çok öneri sunulmuş, bunlardan bir kısmı kabul edilmiş, bu önerilerden birisi de eğitim camiasının en fazla üyeye sahip ve toplu görüşmelerde söz hakkı molan sendikalardan Eğitim Bir Sen’in önerisi.
Öneri de şu:” Okul öncesi eğitim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır.” Bu öneri şurada oy çokluğu ile kabul edilmiş. Şurada kabul edilmiş ama uygulayıp uygulamamak bakanlığın bileceği iş.
Zaten bakanlıkta bu konuda açıklama yapmış diyor ki: “Bizim bakanlık olarak; şurada alınan bütün önerileri kabul ettiğimiz, benimsediğimiz ya da ret ettiğimiz anlamına gelmiyor. Alınan kararları gözden geçireceğiz, değerlendireceğiz ve ona göre yol haritası çıkaracağız.”
Eğitim Bir Sen’in önerisinde ne var diyebilirsiniz. Müslüman halkın çoğunlukta olduğu bir ülkede gayet normal bir istek. Ayrıca burada İslam dini kelimesi de geçmiyor, herkes kendi inançları doğrultusunda çocuklarının okul öncesinde bu eğitimi aldırabilir.
Fakat ülkemizde ne yazık ki din kelimesi geçtiğinde bu kelimeden hemen İslam’ı anlayan ve histeri nöbeti geçiren bir kesim var. Belki de eski nüfus kağıtlarında din hanesinde “İslam” yazan bu zındıklar Müslümanlık ve İslam’la alakalı her şeyden nefret ediyorlar ve savaş açıyorlar.
Yukarıdaki öneriyi görüp kırmızı boğalar gibi saldıran Cumhuriyet adında ki paçavra bu haber yaparak şöyle diyor: “Okul öncesinde din eğitimi usul ve esaslar çiğnenerek genel kurul gündemine alındı.” Demek ki bizim bilmediğimiz ama Cumhuriyetin bildiği başka usul ve esaslar var. Ayrıca bu öneri “Okul öncesinde çocukların düzeyine göre, bale, dans, caz, tiyatro ve heykelcilik eğitimi verilmeli” şeklinde olsaydı malum paçavra bunu yere göğe sığdıramaz ve ilericilik ve çağdaşlık nutukları atardı herhalde.
Ayrıca paçavra Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay denilen zatında bir demecine yer vermiş. Bu zatı muhterem diyor ki:” Bunun adı eğitim değil beyin yıkama olur. Beğenin, beğenmeyin bu ülke laik bir cumhuriyettir. Anayasaya, laikliğe, çağdaşlığa, insanlığa bu kadar aykırı bu kararı hayata geçiremezsiniz. Bu skandal, karanlık ajandaya karşı her yönüyle açıkça hukuk savaşı vereceğimizi açıkça ilan ediyoruz.”
Nasıl buldunuz adamın demecini. Her yanı ile skandal bir açıklama. Millete karşı savaş ilan ediyor ve milletin çocuklarının hangi dinden olursa olsun dini eğitim almasına karşı olduğunu beyan ediyor. Ve bu birde eğitimci ve eğitimle ilgili bir sendikanın da başkanı. Eğitimin kimlerin eline kaldığına bir bakın.
Hem dine ve dindarlara savaş açıyorlar hem de geberince imamın önüne gelip dini kurallara göre yıkanıp, kefenlenip cenaze namazlarını bize kıldırıyorlar. İlyas Salman bunların yanında adam gibi adam ya hu! En azından hiçbir dini merasim istemiyorum deme cesaretini gösteriyor.
Bu adamın ne olduğu ile ilgili ben bir şey söylemek isterim ama söylemeyeceğim. Sonra başka yerlere çekilir. Ama Yüce Allah böyleleri için Yüce Kitabımız da gerekeni açıkça söylemiş:
“İnsanlar içinde öyleleri vardır ki bilgisi, kılavuzu ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, büyüklük taslayarak, başkalarını Allah yolundan saptırmak için Allah hakkında tartışır durur. Onun dünyadaki payı rezil rüsva olmaktır; kıyamet gününde ise ona yakıcı ateşin azabını tattıracağız.” (Hac Suresi 11. Ayet)
“Allah’a ve Peygamberine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunluk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları aşağılayıcı cezadır. Ahirette ise onlar için büyük bir azap vardır.” (Maide suresi 33. Ayet)
Laiklik nedeniyle belki dünyada bu cezayı vermek mümkün olamayabilir ya öbür tarafta ne yapacaklar acaba. Söylenecek çok şey var dilimin ucunda ama söyleyemiyorsun işte.