Çoğumuzun bildiği bir hikâyedir, Afrika'da yaşayan hayvanlar için var olma mücadelesi. Afrika'da yaşamak isteyen bir hayvan her yeni günde bir önceki günden hızlı olmak zorundadır. Hızlı koşamazsanız ya yem olursunuz ya da yiyecek bir şey bulamazsınız.
“ Her sabah bir ceylan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır: En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek. Yoksa aslana yem olacaktır.
Her sabah bir aslan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır: En yavaş ceylandan daha hızlı koşabilmek. Aksi halde açlıktan ölecektir.”
İster aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok. Yeter ki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini, hem de önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.
Hayat adlı koşuyu bundan daha güzel anlatabilecek sözler bulabilir misiniz? Yaşamak istiyorsanız bir önceki günden daha hızlı koşmak zorundasınız. Çünkü eğer aslansanız ve en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız ve bu gün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır. O halde düne göre hızınız artırmanız gerekmektedir.
Yok, eğer ceylansanız ve henüz aslana yem olmamışsanız hızınızı düne göre mutlaka arttırmalısınız. Çünkü av olma sırası size gelmiş olabilir.
İnsan olarak, millet olarak ve devlet olarak hayat koşusuna devam edebilmenin tek şartı vardır. O da dünden hızlı olabilmektir. Yoksa sizinle aynı kulvarda koşan diğer devletler ve milletler sizi geçecektir.
Ülkemizin etrafı ateş çemberi misali yanmaktadır. Her tarafta kan ve gözyaşı. Çocuk, kadın, yaşlı ve genç demeden insanlar, insan kılıklı cani hayvanlar tarafından bir hiç uğruna katledilmektedir.
Sınır komşumuz olan ülkelerin bugün içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Bu ülkelerden de ülkemize milyonlarca insan daha rahat huzurlu ve güvenli bir hayat yaşamak için iltica etmişlerdir. Tek bir amaçları vardır hayatlarını sürdürebilmek ve kör bir kurşunun hedefi olmamak. Yoksa insan neden doğduğu toprakları sebep yokken terk etsin ki?
Ülkemiz bulunduğu konum itibarı ile dünyanın en önemli yerinde bulunmakta ve düşmanlarımız kadar, bize dost olduğunu sandığımız ülkelerinde iştahını kabartmaktadır. Bu nedenle Osmanlı Devletinin kuruluşundan günümüze kadar bize huzur vermemek için ellerinden geleni arkalarına koymamaktadırlar.
Bazen doğrudan, bazen de buna cesaret edemediklerinden içerdeki maşaları vasıtası ile dolaylı olarak huzurumuz hedef almakta, birlik ve beraberliğimiz bozmak için her fırsatı değerlendirmektedirler. Kimi zaman inanç farklılıkları kimi zaman dünya görüşü ayrılıklarını kimi zaman ideolojik saplantılarımız kimi zaman da sosyal ekonomik ve bölgesel sıkıntılarımızı kaşıyarak bunu gerçekleştirmeye çaba göstermektedirler.
Her yolu denemektedirler ve denemeye de devam edeceklerdir.
Düşmanlarımızın görevi de zaten budur. Ama işin acı tarafı içimizde bizden görünen ama bize düşman olanların onların ekmeğine yağ sürmeleridir.
Bir siyasi parti lideri vurun, kırın ve kavga çıkarın ortalığı karıştırın memleketin huzur ve rahatını bozun diyor, çevresinde yer alan taraftar kılıklı holiganlarda akılları sıra ona gaz veriyor yaşa, var ol tezahüratları yapıyor.
Bir başkası çıkıyor yapılan o kadar güzel işler varken “öküz altında buzağı” ararcasına, bulduğu iğne kadar yanlışı deve yaparak aklı sıra taraftar toplamaya ve milleti ayartmaya çalışıyor.
Bir başkası göçmenlere kafayı takmış onlar üzerinden hükümete vurmaya ve kendisi gibi fanatik göçmen düşmanlarına mesaj verme peşinde.
Evet daha çok örnek vermek mümkün ama bence gereksiz. Hepimiz he rşeyi biliyoruz. Yapmamız gereken Afrika’da ki aslan ve ceylanın yaptığını yapmak.
Her yeni gün bir öncekinden daha sağlam durmalı, tetikte olmalı, birlik ve beraberliğimizi her geçen gün daha sıkı hale getirmeliyiz. Dava siyasi, sosyal, ekonomik ve makam davası değil memleket davasıdır.
Ya var olacağız ya da yok olacağız. Ortada duralım ve durumu idare edelim gibi bir tercihiniz yok. Ortada duranları yanlarda duranlar hap edip yutuyor.
Bu nedenle dışardaki düşmanlarımızla onların içerdeki hain işbirlikçilerinin oyununa gelmeden sıkı sıkı sarılmanın zamanıdır.
Unutmayalım ki bizim için Türkiye'den başka vatan yok. Sıkışınca kaçacağımız bir ülke olmadığı gibi bizi kabul edecek bizim gibi insanların yaşadığı başka bir ülke de yok.