Yaklaşık bir haftadır ülkemizin dört bir yanından gelen yangın haberleriyle, yurdumuz cayır cayır yanıyor.
Dağlarımız, taşlarımız, binbir çeşidiyle ormanlarımızda barınan hayvanlarımız, ağıllarımızda bulunan koyun, kuzu ve ineklerimiz, çaresizce yangından çıkış bulamayan insanlarımız ve bu insanların evleri, barkları, çoluğu, çocuğu, malı mülkü, geleceği, toprağı ne varsa hepsi kül ve dumana karıştı.
Hepimizin ciğerini yaktılar. Biz de adeta onlarla beraber yandık. Geleceğimizi, umutlarımızı, hayallerimizi yakıp, kül ettiler.
Onlar orada, biz ise burada yandık. İnsanların çaresiz bekleyişleri karşısında biz sadece gözyaşımızı akıttık.
Günlerdir bitmeyen yangınlar Türkiye'nin ciğerlerini, ormancıların ise gözlerini yaktı.
Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını bir kez daha gösteren kardeş Azerbaycan'a, yetkililerine ve can kardeşlerimize, yardımınıza koşan tüm Azerbaycanlı canlara bir kez daha buradan teşekkür etmek istiyorum. İyi ki varsınız, sağolun, varolun, inşaallah...Allah ayağınıza taş, gözünüze yaş değdirmesin.
Ege ve Akdeniz bölgemizi etkisi altına alan yangınlarda canla başla evini, yerini, yurdunu, toprağını, geleceğini kurtarmaya çalışan, gece gündüz kazma ve kürekle yangınlara müdahale eden tüm kardeşlerimi de ayrıca can-ıı yürekten kutluyorum. Bazıları gibi yerini, yuvasını terk etmeden "bir karış toprağımızı nasıl kurtarabiliriz" diye alın teri döktüler. Helal olsun. Türk dediğin, işte böyle olur.
Bu yangınlar Türk ve Kürt kardeşleri birbirine düşürmek için, hain terör örgütü tarafından çıkarılan, kahpece bir plandır. Kimse Türk ile Kürt'ü karşı karşıya getirerek bu ülkeyi bölmeye kalkamazlar. Bizler aynı vatan üzerinde, aynı bayrağın sancağı altında yıllarca beraber yaşamış bir milletiz.
Allah Türk halkına bir daha vöyle kötü günler göstermesin. Her ne olursa olsun, kimse bizi parçalayıp bölemez. Rabbimize bin şükür...