Öncelikle dava nedir sorusuyla başlamak isterim. Herkesin kendine göre mutlaka bir dava tanımı, doğal olarak bir de davası vardır.
Bana göre dava: Doğru olduğuna inandığın ve kurallarına göre yaşamaya çalıştığın, savunduğun ve yaymaya çalıştığın düşünce, hayat tarzı, değerler topluluğu ya da kurallar bütünüdür diyebiliriz.
Dava adamı ise, Yukarıda özetle yazdığımız dava ile ilgili içeriklerin savunucusu, uygulayıcısı, mücadele vereni, hizmetkârı diyebiliriz.
Peki, Dava Adamı Nasıl Olur?
Bir kere, savunduğu davasının alanında, seçenekler arasında tartışmasız en iyi olduğuna gönülden inanacak. İnandıktan sonra davasının tüm tezleri ve uygulamalarını öğrenmek için çalışacak. Öğrendikçe ve geliştikçe de önce en güzel şekilde kendisi yaşayacak, davanın vücut bulmuş hali olacak. Gelişim süreci devam ederken davasını insanlara anlatma, aktarma, davasına çağırma, davet etme çabası da sürekli devam edecek. Devamlı davasını yüceltme gayreti içerisinde olacak. Özetle davasına hizmetkâr olacak.
Bu süreçte yorulacak, yıpranacak, ezilecek, dirençle karşılaştığı, kavga ettiği dönemler olacak elbet. Ancak inandığı davası uğruna verdiği mücadele onu pişirecek, olgunlaştıracak, dava adamı yapacak.
Dava adamının görevi nedir dersek: Dava adamı görev istemez, her ne görev verilirse elinden geldiğince yapar. Dava adamı görevden kaçmaz, dava adamı sorumluluktan kaçmaz, dava adamı davasına küsmez, kişilerin hataları yüzünden davasını terk etmez. Yol arkadaşlarında hatası, yanlışı olan varsa o yanlışlarla ve yanlışı olanlarla da mücadele eder. Yanlış insanlara küserek kenara çekilmek, davaya küsmek davayı kötü insanlara teslim etmek demektir. Kötü insanların elinde davaya halel gelir. Karşıt görüşteki insanlar dava içerisindeki kötüler yüzünden davayı yıpratır. Netice itibariyle ortada ne dava kalır, ne kutsal kalır. Dava karşıtı insanların hegemonyası ve etkisi artar. Zamanla kutsal olan, iyi olan davanı terk ettiğin için yapayalnız kalır, zayıf düşer düşmanlarının boyunduruğu altında zilletle yaşamak zorunda kalırsın. Sana ait olan tüm değerlerin hoyratça aşağılandığını izledikçe acı çekersin. İzlemekten başka da elinden bir şey gelmez. Ya da onlar gibi olur yok olur gidersin.
İnsan inandığı değerlerle insandır. Bir amaca hizmet ettiği sürece insanlığını korur. Dünyadaki tek amacı rahat bir hayat yaşamaktan öteye geçmeyen, hiçbir ulvi gayesi olmayan insanın diğer canlılardan farkı ne olabilir ki. İnsan davasına hizmet ettiği sürece, inandığı değerleri ile yaşayabildiği sürece huzur bulur. Şuurlu bir insana dünyaları verseniz davasını satmaz, inandığı yoldan sapmaz. Onun davası dünyalık değildir. Dünyalıktan dava olmaz zaten. Bir gönle dokunmak, bir yaraya merhem olmak, insanlara faydalı olmak, mazlumun savunucusu, zalimin hasmı olmak gibi ulvi görevleri vardır dava insanının. Gönlüne giremediğin hiç kimsenin beynine bir mesaj gönderme şansının olmadığını bilir dava adamı. Fetihler gönül fetihleriyle tamamlanmadıkça yarımdır, eksiktir.
Bir de davaların büyüttüğü insanlar vardır. İki türdür bu insanlar: 1.) Makamı büyüdükçe davanın yükünün altında ezilen, makamından mütevellit her gelenin övgüler dizdiği, methiyeler düzdüğü makam sahibinin mütevazı yapısına yönelik saldırıları göğüsleyip; olduğu gibi kalma mücadelesi veren, her dertlinin derdi altında inim inim inleyen ender insanlardır bunlar.
2. Tür insan ise davayı basamak olarak, makama, güce ulaşmak, toplumda yer edinmek için kullanan insanlardır. Onların davaları dünyalıklardan ibaret olduğundan dünyalık menfaatleri bitince menfaatinin olduğu mecraya yılan gibi kıvrılarak akan, her şekle girebilen bir yapıları olduğundan hiçbir devirde sıkıntı yaşamayan omurgasız yapıda insanlardır onlar. Sürekli dava için neler yaptığını ancak kendisinin haksızlığa maruz kaldığını, daha önemli yerlerde olması gerektiğini, önemli yere gelenlerin hak etmediğini vb. zırvalar durur. Bu insanlar davanın ve davaya gönül verenlerin sırtındaki en büyük kamburdur. Atsan atılmaz satsan satılmaz türünden.
Ne mutlu; insanlık ile yaşıt olan, iyi ile kötünün mücadelesinde, iyilerin safında haklının, mazlumun yanında, Peygamber Efendimiz (SAV) rehberliğinde, Allah indinde tek din olan İslam’ın kurallarına ve Hakk’ın rızasına uygun bir hayat yaşamak ve yaşatmak için çabalayan tüm dava insanlarına.
Selam ve dua ile kalın sağlıcakla.