Mehmet Ali AYDIN

Tarih: 10.02.2022 07:10

EVLERİMİZ

Facebook Twitter Linked-in

Ben evcil bir insanım, günümün çok önemli bir bölümü evde geçer ve en rahat, huzurlu ve mutlu olduğum yer evdir. Ev kelimesi belki iki harften ibaret gibi gelebilir bazen ama o iki harfte dünyanın hazinesi saklıdır. Bizim en büyük sırdaşımızdır o aslında ve çok da iyi sır tutar. En yakınınız bile bazen sizin gizeminizi ifşa eder ve anlamsızlaştırır ve sıradanlaştırır. Hatta sizi zor durumda bırakabilir.

Ama evlerimiz öyle midir? O çok ketumdur ve ondan laf alamazsınız. Hatta bazılarında yılların gizemi saklıdır. Hal dilinden anlıyorsanız o size çok şey anlatır. Geçmişi yaşatır, geçmişte olmazsanız bile hatırlatır. O nedenle ev denince benim için akan sular durur.

Hele bazen yılların ötesinden gelen, yarı harabeye dönüşmüş, terk edilmiş, sırları saklayan kapısı bile yıkılmış evler görünce içim sızlar. Bu sanki en sevdiğinizi sokak ortasında bırakmış ve geriye dönmeden terk etmişsiniz hissi verir insana.

Her gördüğümde bu tür evler ilgimi çekmiştir. Hemen aklıma yıllar önce sıcacık bir yuva olduğu aklıma gelir. Ki bizim yaşımızda olanların çocukluğu böyle ahşap, kargir evlerde dedeler, nineler, amcalar, halalar ve bir sürü kuzenlerle dolu dolu yaşanmıştır.

Bu evlerde küçücük bir odaya kocaman kocaman yürekler sığmış ama hiç darlık çekmemişlerdir. Şimdi kocaman kocaman evlere bir yürek iki yürek sığmaz olduk. Ne hazin değil mi? Uygarlaştık, modernleştik dedikçe kendi kendimiz yalnızlığa mahkum ettik. Aynı evde oturan yabancılara döndük. Aynı blokta yaşayan yabancılarız artık. Farkına varmadan bize ait bütün değerleri öldürdük.

Kim bilir bu evlerde neler gizlidir. Bunların kıymetini bilip, korumalı ve yaşatmalıyız. Bunlar geçmişten bizi geleceğe ulaştıran köprülerdir. Nereden geldiğimizi unutmamamız bu evleri korumamıza bağlıdır.

Burası Giresun-Dereli Uzundere köyünde mahzun ve kaderine terk edilmiş yalnızlığın kucağında sevgi, ilgi ve alaka bekliyor.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —