Ta Elestü Bezminden söze sadık kalarak,
Dünya denen limandan biraz azık alarak;
O her şeyi kuşatan rahmetine dalarak,
Huzuruna af için geliyorum Allah´ım!
Yokluk denen âlemden geldiğimi bilerek,
Doğduğum andan beri “Rabbim Allah” diyerek,
Ağlayan gözlerimden yaşlarımı silerek,
İki büklüm kapına geliyorum Allah´ım!
Dünyanın girdabında günahlara batarak,
Elem, keder yükünü sırtımızdan atarak,
Madde denen her şeyi bu pazarda satarak,
Sonsuzluk keremine geliyorum Allah´ım!
Daha henüz doğarken ağlayarak gelmiştim.
Bir zamanlar dünyayı, çok da fazla sevmiştim.
Kör nefsime dur deyip hakka karar vermiştim.
Hakka boyun eğerek geliyorum Allah´ım!
Çocukluk, gençlik derken ömrün sonuna geldim
Fani metalar için mühim değerler verdim.
Dünya huzur vermedi, cennet bağını sevdim.
Günahımı affeyle geliyorum Allah´ım!
O kadar tez bu ömür biter diye sanmazdım,
Memleket mülküm olsa yine de ben kanmazdım.
Bari kefenim kalsa bu kadar çok yanmazdım
Her şeyi bırakarak geliyorum Allah´ım!
Resimlere baktıkça yaşarıyor gözlerim.
Ellerim titremekte hoş çıkmıyor sözlerim,
Dermanımda kalmadı tutmuyor ki dizlerim.
Utanarak huzura geliyorum Allah´ım!
Aynalara düşman oldum, ne yaptımsa pişman oldum,
Musibetler karşısında, hem sarardım, hem soldum,
Hakikatin yolunu, sana imanda buldum.
“Rabbim Gafur” diyerek geliyorum Allah´ım!
Malım mülküm her şeyim bana huzur vermedi.
Neyim varsa alan dünya, bu da senin demedi.
Sana âşık olan gönlüm, faniyi pek sevmedi.
Mücrimi de kabul eyle geliyorum Allah´ım
Nefsimden çok ben seni seviyorum Allah´ım!