Menü Ordu Hürses Gazetesi
Muzaffer GÜNAY (GİZEMLİ HİKAYELER)

Muzaffer GÜNAY (GİZEMLİ HİKAYELER)

Tarih: 25.02.2023 07:25

GOLİT AHMET -3-

Facebook Twitter Linked-in

İmam işi daha da ciddiye bindirdi:

-              Çok büyük laf ediyorsun be emmi. Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın. Bu kadar iri lafları konuştuğuna pişman olacaksın gibime geliyor.

Bu arada koyunlar, çoktan mezarlığın içine girmeye başlamıştı.

Golit Ahmet, dün geceki sesin etkisine girmişti bile yeniden, mezarlığa doğru yürürken.

Bu gece, hava kapalıydı.

Ay görünmüyordu.

Gece yarısına doğru. Golit Ahmet bir tıkırtı ile irkildi.

Bu işin şakası kalmadığını anladı. Ama, belki de dün geceki gibi ses, bir iki kez homurdanır ve erir giderdi, böyle düşünerek kendisini güvencede hissetmek istiyordu.

Otları yara yara gelen bir cisim gördü.

Gördü ama, güya önemsemezden geldi.

Cisim giderek, ama yavaş bir şekilde kendisine doğru yaklaşıyordu. Tabancasını eline aldı. Tetiğe dokunmak istedi, sanki parmağının bütün hareket yeteneği kaybolmuştu.

İçine ılık ılık bir şeyler aktı gibi geldi kendisine, eli ayağı dolaştı. Efelik yapmasının ne mana sız bir şey olduğunu, ilk defa anlamıştı. “şeytan,cin, hortlak bunlara pabuç bırakmam..”  gibi yüksekten atmalarının, şimdi hiç bir yararının olmadığını gördü.

Ortalık kapkaranlıktı ve üstelik bir çise başlamıştı.

Cisim, bir süre yerinde kaldı.

Bu durum, Golit’i ümitlendirdi. Belki de tabancasını görmüştü ve artık yaklaşamayacaktı bu ne idüğü belirsiz cisim.

Oysa, bu bir kuruntudan ibaretti.

Bir süre önüne bakındı adam. Sanki, meçhul cismin bir anda ok gibi fırlayıp üstüne çullanacağından korkuyordu ve etrafına bu sebeple bakınmaktan çekiniyordu.

Bir kaç dakika, hiç bir ses, hiç bir tıkırtı olmadı.

Golit Ahmet, yavaş yavaş başını kaldırıp, cismin bulunduğu yere doğru bakındı. Hayret etti. Yoktu çünkü. Neler oluyordu bu gece, bu mezarlıkta? Golit, bir sigara yaktı, ıslık çalmaya başladı. Güya, hiç de korkmuyormuş havalarındaydı. Karşıki mahallenin bir kaç evinden sızan ölgün ışıklara bakarak, ferahlamaya çalıştı. "Ah şimdi ben de evimde olsaydım” diye inledi. Mezarlıktan acaba nasıl kaçabileceğinin hesabını kitabını yapmaya başladı. İyi de, bunu yapamayacaktı. Buna önce, duyguları elverişli değildi. Sonra, bütün vücudu, hamurlaşmış gibiydi. Kimyası bozulmuştu düpedüz. O mudarasız adam, şimdi, şu anda, şu kapkaranlık mezarlığın ortasında, Allah’ın ismini anmak için dilini çevirdi, ama kelimeyi söyleyemedi. Ecel terleri dökmeye başladı.

Tam bu anda, meçhul cisim hemen yakınında belirdi. Acaip bir görünümü vardı. Beyazlara bürünmüş olan bu cismin hiç bir yeri gözükmüyordu. Sanki orta büyüklükte bir deveyi andırıyordu. İnsana benzetmeye gayret ettiyse de olmadı.

Ön ayaklarını yukarı doğru kaldıran bu heyula yaratık, bir hamlede Golit Ahmet’i yutacak gibi bir vaziyet almıştı.

Golit, can hıraş bir feryat ile koşmaya başladı.

Mezarlıktan çıkmıştı.

Sürekli haykırıyor, “kurtarın beni, kurtarın beni!” diye imdat çığlıkları atıyordu.

Sabah olduğunda Golit Ahmet, köy çeşmesinin peteğinde suya gömülmüş vaziyette bulundu. Ama artık, akli dengesi yerinde değildi.

O günden sonra, Golit Ahmet veya başkası mezarlığa hayvan otlatmak veya başka bir aykırı amaç için giremedi.

Bu olay, dilden dile dolaştı.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —