(Alıntı)
(Yolcu olmayanlar lütfen okumasınlar)
Genç gezgin, ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti.
Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü.
Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra , yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:
“Neden hiç eşyanız yok?” dedi “Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz onlar nerede?”
Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence;
“Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum” dedi “Peki, senin eşyaların nerede?”
Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu:
“Ama görüyorsunuz ben yolcuyum.”
Ünlü bilge, hak verircesine güldü:
“Ben de öyle, yavrum” dedi “Ben de bu dünyada yolcuyum . . .”
Bu dünyada yolcu olmayanınız var mı?
Aşık Veyseli'in de dediği gibi iki kapılı bir handa gidiyoruz gündüz gece ve bir an gelecek dünya yolculuğunuz bitecek. Gerçek dünyaya göç edeceksiniz. Ve esas yolculuk orada.
Bu dünyada yaptığınız yolculuğun karşılığı olarak ya cennete yüreyecek ya da cehenneme.
Yolunuzu ve yolculuğunuzu doğru istikamette yapın. Orada burada olduğu gibi torpil yaptırabileceğiniz kimse de olmayacak.