Her şeyin bir ilki vardır şu hayatta. İlk nefesle başlar hayat mesela. İlk ağlamamız, ilk tebessüm edişimiz, ilk gıdamız, ilk sesler, ilk adım, ilk kelimeler, ilk okulumuz, ilk öğretmenimiz, ilk arkadaşımız, ilk okuma ve yazmalarımız, ilk başarı hikayemiz... çoğaltabiliriz.
Hiç unutulmaz ilkler. Daima konuşulur sohbetlerimizde ben ilk defa... diye başlarız çoğu muhabbete. Neden bu kadar değerli ilkler? Çünkü her ilk en masum adımımız, başlangıcımızdır. Masumiyetin, samimiyetin olduğu her şey çok değerlidir. Onun için hata bile olsa yapılan şey ilk defa olunca affetmek kolay gelir.
Biz de bir ilke niyet ederken bismillah demek istiyoruz. Hayırlı olmasını umut ve niyaz ediyoruz. Her hayrın başı besmele, her işin güvencesi duadır diye biliyoruz. Umuttur besmele, duadır, cesarettir... Arkanda, önünde, her yanında, gönlünde, şah damarından daha yakınında en Güçlünün olduğunu bilmenin verdiği güvendir besmele. O yüzden bir kez daha bismillah diyoruz biz de. O'nun adıyla, izniyle diyoruz.
Ordu Hürses çocukluğumuzun kırmızı puntolu sarı kağıda yazılmış her çay ocağında, lokantasında, iş yerinde, köy minibüs duraklarında, okullarında... gördüğümüz, evden, içimizden biri olmuş bize ait bir gazete. Bir dostun vesilesiyle bize de bir köşe de duygularımızı paylaşma, dertleşme, muhabbet etme imkânı nasip oldu. Vesile olandan, kabul edenden, her okuyandan, Allah razı olsun.
İlk yazımızın heyecanı, samimiyetini, amatör ruhunu kaybetmeden ömür lütfettikçe Mevla, devam dedikçe kıymetli okurlarımız ve imtiyaz sahibi; yazmaya gayret edeceğiz, yazdırana da şükrederek inşaallah.
Bir eğitimci olarak 20. Yılını nihayetlendirirken meslek hayatımızın; eğitime, hayata, eşref-i mahlûk olan insana, iyiye, güzele... dair ne varsa heybemizde biriktirdiğimiz naçizane paylaşmak niyetimiz. Otorite değiliz, hiç bir şey bilmediğimizin bilincindeyiz, her şeyi bilenin bildirdiğinden müsaadesi nispetince yazma niyetindeyiz. Kusurlarımızı hoş görün lütfen şimdiden. Eksik ne varsa bizden, güzel olan ne varsa O'ndan.
En büyük derdimiz, en büyük umudumuz gençliğimizi çokça ele alma niyetindeyiz. Bir memleketin gücünün iyi eğitilmiş ve sayıca çok olan gençlik olduğu bilincini taşıyoruz. Millet olarak kaybettiğimiz özgüvenin en büyük yitik hazinemiz olduğu kanaatindeyiz. Şan ve şeref dolu tarihimiz ile hiç bir millete nasip olmayacak büyük dehalar yetiştirmiş Türk İslam medeniyetinin binlerce ilim insanının dünyaya ışık olacak, bugünün dünyasının oluşmasında rehberlik edecek yüzlerce icat ve eser ortaya çıkardığını bilenlerden ve geçmişiyle gurur duyanlardanız.
Üzerimizdeki ölü toprağını attığımızda, onlar yapar biz yapamayız, onlar süper güç biz kimiz ki gibi aşağılık kompleksinden, kurtulduğumuzda, bulunduğu coğrafi konum itibariyle, yetişmiş insan gücü ve genç nüfusuyla, iklim ve ürün çeşitliliği ile, binlerce yıllık devlet tecrübesiyle dünyanın gözbebeği bir ülke olmamız içten bile değil.
Kısır çekişmeler, bilhassa dış mihraklarca desteklenen sosyal medya üzerinden yürütülen öldük, bittik, yok olduk algıları üzerinden birbirimizi yıpratmalar, sığ ve sonu olmayan ve bilimsel veri ve bilgiye dayanmayan kulaktan duyma ve sosyal medya yalanlarından ibaret paylaşımlar ve siyasilerin seviyesiz kavgalarının sahiplenilerek devam edilen ve bitmeyen sürtüşmeler enerjimizi tüketmekten başka hiç bir işe yaramadığı gibi bizi asıl hedeften de uzaklaştırdığını bilmemiz gerekir. Asıl hedefin vatanımızı dünyanın 1 numarası yapmak için var gücüyle herkesin üzerine düşen görevi yapmak ve çok çalışmak olduğunu tüm vatanını seven vatandaşların bilmesi gereken bir hedef olduğu kanaatindeyim.
Dünyanın 1 numarası olması için çalışma sözünü laf olsun diye söylemiyorum. Bütün samimiyetim ve inancımla söylüyor ve inanıyorum ki; bütün dünya mazlumlarının dünyadaki tek umudu, güvenci, tutunacak dalı, sığınacak limanı olarak Türkiyemizi gördüğünü bilin ve unutmayın bize güvenen bizimdir...
Selam ve dua ile kalın sağlıcakla.