Hava soluduğumuzda, ilkönce oksijen olarak akciğerlerimize gelir. Akciğerlerimiz, kendisine gelen bu oksijeni kılcal damar denen küçük kan damarlarına aktarır. Buna karşılık, bu kılcal damarlar oksijenden zengin kanı kalbe gönderir. Kalpte, bu kanı vücudun geri kalan organlarına pompalar. Organlarımızın düzgün çalışması için sürekli oksi jen kaynağına ihtiyacı vardır.
Ülkemizde bazı insanlar oksijen yerine içlerine şeytan çekmekte ve şeytanın manevi atmosferini solumaktadır. Solunan ve içe çekilen bu, şeytani hava ve atmosfer akciğerlere taşınmakta ve akciğerlere gelen bu şeytani ve atmosfer oradan da kılcal damarlara nakledilmektedir. Kılcal damarlara gelen bu şeytani atmosfer kalbe gönderilmekte oradan da tüm bu şeytani hava ve atmosfer vücudun tümüne yayılmaktadır. Artık tüm vücut ve organlar şeytanca çalışmakta ve tüm organlar artık şeytanlaşmış durumdadır.
Artık tüm damarlarda kan yerine şeytan dolaşmaktadır. Şeytan bu durumdan çok memnundur. Artık ikametgahını bulmuştur. Şeytanı bu ikametgahından Allah tarafından gelecek olan bir hidayet ile yerinden edilebilir....
Artık tüm vücut maddi ve manevi olarak şeytanca çalışabilir... Bu şeytanileşmiş vücut artık şeytanca düşünce ve fikirlerin emrine girmiştir. Çünkü tüm fiziksel faaliyet ve eylemlerin kaynağı zihindir.
Artık, şeytani bir bakış, şeytani bir düşünüş, şeytani bir adım atış, şeytani bir yöneliş söz konusudur.
Zihin ve fikir açısından bu kişide "Hak" namına birşey bulamazsın! O, şeytani görür, şeytani işitir, şeytani yürür... O, artık hakkı kabul etmez, ona kapalıdır, hak ve doğru olan herşeye muhalefet eder... O artık yıkıcıdır, yapıcı değil... O artık tamamen "Fenafişşeytan" olmuştur.
Bu, şeytanın bineği olmuş insan görünümlü şeytanlarla mücadele etmek, uğraşmak için Hz. Eyyüp sabrı gerekmektedir....