Menü Ordu Hürses Gazetesi
Mehmet Ali AYDIN

Mehmet Ali AYDIN

Tarih: 15.03.2023 08:45

KAMU HAKKI

Facebook Twitter Linked-in

 

Dinimizde en önemli konulardan biri de “Kul Hakkıdır.” Kul Hakkının ne olduğunu da uzun uzun anlatmaya gerek yok. Hepimizin bildiği ama uygulamada sınıfta kaldığı bir konudur. Kişinin isteği dışında ve onun haberi olmadan onunla ilgili yapılan haksız bir tasarruftur. Yetimin, zayıfın, sahipsizin, güçsüzün malını yemek kul hakkı olduğu gibi birinin arkasından konuşmak, gıybet, dedikodu da kul hakkıdır. Birine söz verip sözünü yerine getirmemek de kul hakkıdır. Örnekleri çoğaltmak mümkündür ama galiba siz anladınız. Birisi ile ilgili olarak onun rızası olmadan, haberi olmadan yapılan her şey kul hakkıdır.

Ve insanlar yaptıkları amelleri ile cenneti hak etseler dahi başkalarına olan haklarını ödemeden veya onlarla helalleşmeden cennete giremez. Tabi girdiği kul haklarını öderken bütün güzel amellerini kaybetmezse. Bununla ilgili olarak Hz. Peygamberin (s.a.s) güzel bir hadisi ile devam edelim. 

Peygamberimiz (s.a.s.), bir gün ashabı ile birlikteydi ve sohbetine şöyle başladı: “Müflis kimdir bilir misiniz?” Ashabdan söz alan biri, “Bizim aramızda müflis, malı mülkü olmayan kimsedir.” dedi. Bu cevap üzerine Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekatla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (Bunların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr, 59) Gerçek müflis işte budur. Cennete girmeyi beklerken cehennemi boylar.

Buraya kadar kul hakkı ile ilgili olarak bir şeyler söylemeye çalıştık fakat esas üzerinde durulması gereken konulardan biri de hiç şüphesiz kamu hakkıdır. Kamu kelimesinin anlamını az çok hepimiz biliriz ama burada bir kez daha vurgulamak gerekirse birincisi; “halk hizmeti gören devlet organlarının tümü” kamu personeli denilince devlette çalışanların tümünün akla gelmesi gibi. Bir başka tanımı da; “bir ülkede yaşayan halkın tamamı, halk, amme” dir. 

Mesele buradan baktığımızda devlet mekanizmasında çalışan herkes kamu hakkına da muhataptır. Görevimiz sırasında yapacağımız her türlü ihmal, suistimal, gevşeklik, aksaklık, görevi kötüye kullanma sonucunda üzerimizde tıpkı kul hakkı gibi kamu hakkının doğmasına yol açar. Kul hakkı hakkına girdiğiniz kişi ile helalleştiğinizde ortadan kalkar ve kurtulabilirsiniz.

Ya kamu hakkına girdiğiniz ya da kamu hakkı yediğinizde bundan nasıl kurtulacaksınız? Öyle ya kul hakkı bir kişi ile sizin aranızda ama kamu hakkı 85 milyonla sizin aranızda, nasıl kurtulacaksınız, nasıl helalleşeceksiniz? Konuyu birkaç müşahhas örnekle ortaya koyalım isterseniz.

Çöpçüsünüz, göreviniz uhdenize verilen mıntıkayı en güzel şekilde temizlemek. Bunun içinde az ya da çok bir ücret alıyorsunuz ve bu ücret size 85 milyonun vergilerinden ödeniyor. Göreviniz layıkı ile yapmıyorsanız o ücreti hak etmiyorsunuz demektir. Hak etmediğiniz bir şeyi alıyorsanız hakka giriyorsunuz demektir.

Bekçisiniz ve belli bir bölgenin emniyetinden sorumlusunuz, ama görevde kaytarmalar yapıyorsunuz. Devlet dairesinde memursunuz, amirsiniz işiniz vatandaşın işinin en kısa zamanda ve usulüne uygun halledilmesi, ama siz vatandaşın işini savsaklıyor, bugün git yarın gel yapıyorsunuz, masanın başında muhabbet, sohbet yapıyorsunuz, vatandaş da sizin kendisi ile ilgilenmeniz bekliyor ama siz mesaiden çalıyorsunuz. Bekleyen vatandaş da size içinden bildiği bütün duaları okuyor (!). 

Amirsiniz ve sorumlu olduğunuz birimde işler yolunda gitmiyor, emriniz altındakilere düzgün çalışmıyor, sizde çalıştıramıyorsunuz ve görevi aksatıyor, yetkilerinizi kullanamıyorsunuz. Ehliyet, liyakat denilen hiçbir şey sizde yok ama adamınız var ve bu sayede bir mevki ve makama gelmişsiniz ve burayı hak eden birinin hakkını yemişsiniz. Sizce bütün bunlar ne demektir.

Öğretmensiniz, millet size çocuklarını emanet etmiş, bunları yetiştir, ahlaklı, namuslu, memleketini ve milletini seven biri olsun demiş, siz zamanında dersinize eğirmemişsiniz, bilgi, beceri ve gerekli donanımdan yoksunsunuz ve kendinizi yetiştirmemişsiniz ve dolayısıyla göreviniz doğru dürüst yapmaktan acizsiniz. Derse saatinde girmiyor, dersinizi gerektiği yapmıyor, sınıfta alakasız şeylerle öğrencilerin zihnini bulandırıyorsunuz ve “Milli Eğitimin Maç ve İlkeleri” doğrultusunda değil de kendi sapık ideolojilerinizin doğrultusunda yetiştiriyorsunuz. 

Hiç layık olmadığınız halde birilerinin tavassutu ile bir makama geliyorsunuz ama oranın hakkını veremiyorsunuz, beceriksizliğinizin acısını da çalıştığınız insanlardan çıkarıyorsunuz. Sizce bu nedir?

Milletin oylarıyla seçildiniz vekil oldunuz, bakan oldunuz cumhurbaşkanı oldunuz verdiğiniz sözleri tutmuyorsanız, akçeli işler takip ediyor kısa zamanda köşe dönmenin hesaplarını yapıyorsunuz. Eş, dost, akraba ve yakınlarınızı bir yerlere yerleştirirken oralara gelmesi gerekenleri dışlıyor ve yardımcı olmuyorsanız. Sizi seçen insanları seçim zamanlarının dışında hatırlamıyor ve onların derdine çare olmuyorsanız. Sizce bu nedir?

Bunların hepsi kul hakkı olduğu gibi kamu hakkıdır ve kamu hakkı kul hakkından daha dehşetli bir haktır ki 85 milyonun hakkını yemiş ve gasp etmiş olursunuz ki hepsinden helallik almanız gerekir. Peki alabilecek misiniz? Öyle bir babayiğit var mı aramızda? Varsa biz ona saygı duyar, şapka çıkarırız…

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —