Bir zamanlar bir gölde, iki ördek yaşıyormuş. Kaplumbağa ise onların çok candan arkadaşıymış. Güzel bir dostluk havası içinde günlerini geçiriyorlarmış. Bir gün gelmiş, gölün suyu çekilmeye başlamış. Ördekler:
-Eyy sevgili arkadaşımız kaplumbağa! Görüyorsun ki, gölün suyu kuruyor. Biz, buraların başka ülkelere gideceğiz. Haydi, vedalaşalım, demişler.
Kaplumbağa, buna çok üzülmüş ve şöyle konuşmuş:
-Böyle susuz bir yerde bende çok sıkıntı çekerim. Siz, en iyisi beni de aranıza alın, birlikte gidelim.
Ördekler:
-Tamam senide götürelim, diye söz vermişler.
Kaplumbağa, biraz tedirgin:
-İyi ama, beni nasıl götüreceksiniz? Demiş.
Ördekler:
-Biz, bir çubuğun uçlarından tutarız. Sen, bu çubuğa ağzınla asılırsın. Hep birlikte gideriz.
Kaplumbağa buna çok sevinmiş. Ördekler, bir şeyi özellikle hatırlatmışlar:
-Bak arkadaş, biz havada uçarken hiç konuşmayacaksın. Yoksa yere düşer, ölürsün.
Kaplumbağa, bu sözü pek dikkate almamış. Öylesine, “Olur.” Der gibi başını sallamış. Neyse, planladığı gibi üçü birden havalanmışlar.
Bir grup insan onları görünce:
-hayret, iki ördek bir kaplumbağa ile acaba nasıl uçuyor? Demişler.
Kaplumbağa boş boğazlık yapmış:
-Size ne? Gidiyoruz işte, diye bağırmış.
Daha sözünü bitiremeden zavallı kaplumbağa yere çakılmış ve paramparça olmuş.
(Avrupa Masalı)
Görüldüğü gibi, söz dinlememenin sonu çok fena olur…