Kırk yaşlarında, ünlü bir hariciye uzmanı ve operatör olan Dr. Paul, bir kaç günlüğüne dinlenmek amacı amacı İle hastaneden gerekli izini aldı ve bir nevi küçük bir malikaneyi andıran evine geldi.
Kansı:
- Paul (Pol), kaç gün kalacaksın Filadelfiya’da?
Doktor, eşyalarını toplarken:
- Sanıyorum bir hafta kadar, dedi.
- Bakıyorum, bu defa kitap çantanı almıyorsun.
- Sadece diz bilgisayarımı aldım, kafidir. Çalıştığım derginin sağlık köşesi için bir kaç yazı yazacağım o kadar Jennifer. Biraz kafamı dinleyeceğim ve ormanlarda tek başıma dolaşacağım.
- Çok yorgunsun. Gerçekten böyle bir tatile acilen ihtiyacın var.
Dr. Paul, valizlerini karısının da yardımıyla lüks otomobilinin bagajına yerleştirirken, kücük ala renkli köpeği debacaklarına dolanıyordu
DR. Paul, köpeğinin başını tuttu kucağına aldı ve:
- Boşuna kur yapma, diye güldü, seni götürmeyeceğim. Zira, başına bir hal gelmesinden korkuyorum.
Kansı:
Onu götürmemene sevindim. Bana iyi bir arkadaş çünkü, dedi.
Doktor, karısını öptü, arabasına bindi ve korna çalarak geniş çimenlerle kaplı ve ağaçlarladonanık evinin bahçesinden çıktı.
Kansı hala el sallıyordu. .
Gayet neşeli vaziyette, bir süre gitti doktor Paul. Gür bitki örtülerinin arasından geçen simsiyah ve oldukça geniş asfalt yolda ilerlerken, yolun sağında bir çocuk gördü.
On iki yaşlarında idi çocuk. Başında çizgili gri bir kasket vardı. Sarışın ve gözleri masmaviydi. Zeki ve duygusal bir çocuk olduğu halinden anlaşılıyordu. El kaldırmamıştı. Ama. Doktor.kendisine burukça ve endişeli gözlerle bakınan bu çocuğunçekigenliğinden dolayı el kaldırmadığını düşündü ve arabasını çocuğun yirmi metre kadarilerisinde ancak durdurabildi. Çocukta hala kıpırdama yoktu.
Doktor, arabasını geri vitese taktı hızlıca geri çocuğun yanına geldi. Hala konuşmuyor ve fakat öylece dalgın dalgın bakıyordu.
devam edecek….