Değerli okurlar, bugün gündemin hangi sayfasından başlayayım diye düşündüm, gündeme yetişmek mümkün değil. İç siyaseti geçiyorum, hangisinden başlasam diye düşünüyorum ve geleneği bozmadan kısaca Ukrayna-Rusya savaşından başlayalım. Çünkü oradaki savaş normalimiz gibi olsa da her gün onlarca hatta yüzlerce insan can vermeye devam ediyor.
Ukrayna-Rusya Savaşı hiç çıkmayabilirdi. Ukrayna’ya bir soytarı devlet başkanı oldu. Sonuç olarak soytarıların yönettiği bir ülkeden ne bekleyebilirsiniz? Yıkım. Savaşın ilk günlerinde komedyenliğinide iyi kullanarak oldukça popüler olan Ukrayna Liderinin artık dizginlerinin nereden idare edildiğini herkes görmeye ve anlamaya başlamış olmalı ki Batı Kamu oyununda tepkisini çekmeye devam ediyor. Batı halkına dayatılan enerji ve gıda sorunu, muhtemelen Ukrayna’ya verilen desteğin sonunu getirecek. Bu kıştan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Göreceğiz.
Almanya Başbakanı, ABD’ye rağmen ÇİN’e ziyarete gidecek. Almanya, malumunuzdur 2. Dünya Savaşının sonundan itibaren ABD’ye bağlı politika üreten hatta ABD’deki eyaletler kadar dahi ABD aleyhine bir siyaseti mümkün değildir. ABD’ye rağmen Almanya Başbakanının ÇİN’e gidiyor olmasından anlaşılan Almanya’da da stratejik kırılmalar ve bıçağın kemiğe dayanması gibi durum yaşanıyor. Eğer Almanya, ABD’den ayrışmayı başarabilirse yaklaşacağı yer Avrasya bloğudur. Bu ise AB’nin bir daha bir araya gelemeyecek şekilde kesin olarak sonudur.
Yunanistan! Ah Yunanistan! Son yazımda Stratejik hamlelerimiz sonrası Yunanistan’ın gerilim politikasından geri adım atabileceğini umuyordum. Malumunuz olduğu üzere dizginleri ABD’ye iyice kaptıran Yunanistan’dan böyle bir şey beklemek hayal olsa gerek. Yunan halkı asla savaş istemiyor. Türk haklıda asla savaş istemiyor. Fakat Yunan politikası, tamamen ABD’nin kontrolüne geçtiğinden bizim için yapacak başka da çare kalmıyor. Muhtemelen bu serseriler bile bile lades misali 12 Mil ilanını yapacaklar gibi gözüküyor. Bunun anlamı Türkiye ile doğrudan savaştır. 9 Eylül 1922 tarihinden bu güne kadar geçen süre içinde, Yunanistan ile savaşa bu kadar çok yakın olmadık. Bu Yunan halkının değil, ABD’nin tercihidir. ABD, kendisi gerilerken yükselen tüm güçleri savaştırarak yavaşlatmayı amaçlıyor. 12 Kasım 2022 tarihinde uygulanacak afet tatbikatını da bu sürece hazırlık olarak algılıyorum.
İran’da işler iyice çığrından çıktı. Halk faşist rejime karşı neredeyse 1,5 aydır ayaklanmasını sürdürüyor. İran’a acil savaş lazım. Azerbaycan olabilir mi? Bana göre çok zor. Ancak Batıdan yani Yunanistan üzerinden Türkiye’ye uygulanacak bir basınçla doğudan harekete geçebilirler mi? Bu zamanda bildiğim tek şey beklenmeyeni beklemektir. Hiç belli olmaz. İbni Haldun, Coğrafya kaderdir demiş. Dünya’nın en stratejik ve önemli coğrafyasında yaşıyoruz. O nedenle en zor coğrafyadayız. Her şey olabilir.
Libya yeniden hareketleniyor. ABD, Rusya. Suud-i Arabistan ve Mısır’ın desteklediği, kendini Mareşal ilan eden palyaço Hafter tekrar savaşın startını verdi. Türk güçleri ile birlikte Trablus Hükümet kuvvetlerinin bu sefer yarım kalan işi bitirmelerini umuyorum. Allah yar ve yardımcıları olsun.
Güneyimiz de donatılan PKK ordusuna da girmiyorum. Suriye konusuna da girmiyorum. Hangisini yazayım? Değerli okurlar, 2 yıl önce Çanakkale’de iken Eylül 2020 yılında yazdığım “KUŞATILAN TÜRKİYE” başlıklı yazımın bir kısmını alıntılayarak ekledim. Sanki yeni yazmışım gibi geldi. Ancak yeni değil. Bakın neler söylüyorum.
“Herkes şunu bilmelidir ki muhalefet ya da iktidar kim olursa olsun Devlet Politikası olan FETÖ ile mücadeleden mağduriyet çıkaranlar, Libya politikasına orada ne işimiz var diyenler, Azerbaycan’ımıza bize ne diyenler, sınır ötesinde teröre karşı yapılan operasyonlar ile Ege, Doğu Akdeniz politikasını ve Mavi Vatanı eleştirenler, ihanet edenler ile yan yanadır. Bu politikaların, hükümet politikaları değil, beka meselesi olarak devlet politikaları olduğunu bilmeliler. Geriye dönüşümüzün mümkün olmadığı politikalarda en küçük bir yalpalama sonumuzu getirir. S 400 hava savunma sistemlerini neden alıyoruz diyen ve bunun üzerinden ABD veya AB ile stratejik müttefiklikleri ve iyi ilişkileri vaat edenlerin, ihaneti vaat ettiklerinden asla şüphe etmemeliyiz. Bunlarla iyi ilişkiler kurabilmek için savunma sanayimizden ve Pompeo’nun söylediği askeri kabiliyetlerimizden vaz mı geçeceksiniz? Libya’dan çekilecek misiniz? Irak’tan başlayarak Suriye’yi de içine alan coğrafya da kurulacak bir PKK devletine göz mü yumacaksınız? Doğu Akdeniz’deki haklarımızdan vazgeçip Ege’deki Yunan dayatmalarına da göz mü yumacaksınız? Afrika’da Fransız etki alanlarında ki varlığımızı mı sonlandıracaksınız? Atlantik kuşağının en büyük amacı, Rusya ile bizi savaştırmaktı. Olmadı. Şimdi ise öncelikli hedefleri gözden çıkardıkları ve yok olmasına neden olacakları Yunanistan ile savaştırılarak Ordumuzun bir kısmının imha edilmesi suretiyle güç kaybetmemiz, bu arada çözemedikleri askeri kabiliyetlerimizi net olarak ortaya çıkmasını sağlamaktır. Yunanistan ise bildiğimiz Yunanistan ve 100 yıl önce olduğu gibi yine denemeye gönüllüler. Onları motive eden tek politika Türkiye düşmanlığıdır. Borç batağı nedeniyle boyunlarındaki tasmaları, kendi insiyatifleriyle Ege’de barışı sağlayacak politika üretmelerine engeldir. Tek cümle ile özetleyecek olursak güneyden ve batıdan bize karşı ağır basınç uygulanıyor. Her şey olabilir.”
Bu günde aynı yerdeyim.” Her şey olabilir” Kalın sağlıcakla.