Paylaşmaktır, sevgidir, saygıdır, merhamettir, vefadır, beraber ağlamak ve beraber gülmektir. Dünü unutmamaktır. Allah’ın rızasını kazanmaktır. Nereden geldiğini unutmamaktır. Şükrü elden bırakmamaktır.
Ukalalık saymayın lütfen, bugün sırf gençlere örnek olsun diye kendi hayatımdan kısa kısa hisseler aktararak’ “dün anılarda kaldı” ya devam etmek istiyorum. Nedense anılar kitabımı yazdıktan sonra yaşadığım tüm anılar bir şarkıda olduğu gibi, gözümde daha çok canlanmaya başladılar.
Daha dün gibi hatırlıyorum.Çok meşakkatli ve uzun üniversite yıllarımdan sonra Ordu’ya dönüş yaptım. Yıl 1983, elektrik mühendisi olarak Ordu’da ilk büroyu ben açtım. Belediyede elektrik mühendislik projesinin esamesi bile yok. Sadece inşaat mühendisi ve mimarların projesi ile inşaat ruhsatı veriliyor. İlk çizim masamı taksit ile yaptırarak büromu açtım. Ama bunun mücadelesini yalnız başıma verdim. Çok şükürler olsun kırk yıldır hala mühendislik faaliyetim devam ediyor. Şükrü elden bırakmadan ve dünü unutmadan bu günlere geldim. Para kazanırken, ülkenin zaman zaman yaşadığı ekonomik sıkıntılardan dolayı çok zor günlerde yaşadım. Bir gecede mal varlığımızı sıfırladığım günlerde oldu. Ama pes etmedim, yılmadım, hiç kimseyi yarı yolda bırakmadım. Bu arada siyaset ile de iç içe oldum. Yönetimlerde bulundum. Hep çevreme faydalı olmaya çalıştım. Belediye Başkan yardımcılığı yaptım. Hep emekçinin yanında oldum. Çalışanı mükafatlandırırken, arazi olmayı sevenleri hep takip ettim ve daha verimli olmalarının gayretini gösterdim.
Belediyecilik dönemimde disiplinimden dolayı eleştirenlerin bile daha sonra beni daha iyi anladıklarını tahmin ediyorum. Ordu Belediyesi’nde hala ulaşılamayan yüzde yüzaltmışyedilik sözleşme ile işçi babası olmayı da nasip etti Allah bana. Belediyespor Başkanlığım döneminde kulübü arkadaşlarım ile beraber zirveye taşıdım. Takıma bir çok Orduspor’a emek veren arkadaşları kazandırdım. Ordu Belediyesi Yardımlaşma Derneğini kurduk. Fakir, fukara, öğrenci ve kimsesizlere yardım ettik. Engel Tanımayanlar Basket Takımının başkanlığını yaptım ve başarılarımız oldu. Daha sonra takımın Büyükşehir Belediyesinin himayelerine alınması için Hilmi Güler bizi kırmadı ve Sayın Başkanın desteği ile takım Süper Lig’e yükseldi.
Nerede insan unsuru önde ise orada insanlarımıza sahip çıkmaya çalıştım.Televizyon ve gazete sahipliği yaptım. Ordulu gençlere hep sahip çoktım. Akın Çiçek, Babürhan Cörüt, Durmuş Karaağaç, Esra Uyanık, Birol Yılmaz, Hayati Altunbaş, Kemal Çekiç, Nuh Kırca, Metin Akyürek ve isimlerini unutmuş olabileceğim nice arkadaşlar ile beraber çalışmalarımız oldu. Hep çevreme yardımcı olmaya çalıştım. Kanal 52 televizyonunda rahmetli Yüksel Poyraz, Şükrü Bodur, Mustafa Poyraz ile ortaklığımız oldu. Bu ağbilerimden çok şey öğrendim. Rahmetli Namık Altaş ile çok yakın bir dostluğumuz oldu. Ulu Cami’nin proje safhasından son ana kadar birlikteliğimiz oldu. Poyraz Kardeşlerin hem Ulu Cami’ye, hem de başkanlığını yaptığım Durugöl Cami’sine çok büyük katkıları oldu. Rahmetli Yüksel ağbi şimdi rahmetli olduğu için yazıyorum, hep yaptığı yardımlardan dolayı ismini saklı tutmayı istedi. Çok yakın zamanda Ulu Cami’nin dördüncü ve son minaresinin de bittiğini görünce çok duygulandım. Başta rahmetli Namık Altaş olmak üzere buraya hayrı geçen ve rahmetli olan İbrahim Maden gibi her hayır severin ruhları şad olsun inşallah. Hayırseven, insanları seven, insanları kucaklayan her bireye hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Diğer varlıklı insanlara da teşvik olsun diye bu tür yardımsevenleri saygı ile yad etmek de bizim görevimiz.
Unutmadan ORT’yi de anmak istiyorum. Bir dönem Sefer Koçak, Mustafa Duran ve ben ORT ye ortak olduk. Yönetim Kurulu başkanı olduğum dönemde yepyeni bir yayıncılık dönemi yaşadık. Av. Rıdvan Yalçın, Mustafa Resuloğlu ile hukuk danışmanlık programları, Orhan Gündoğdu ile isim babası da olduğum” Konuşan Ordu” programını başlattık. Hekim arkadaşlarımız ile sağlık programları başlattık. Kendim de haftalık televizyon programı yaptım. Netice olarak yaş kemale ermeye başlayınca yazı yazma hevesim daha da artmaya başladı. Arkamızda güzel anılar bırakabilirsek ne mutlu bize.
Son söz; dünü unutmayın, insanları hep sevin. Sakın paraya tamah edip merhameti elden bırakmayın. İNSANLIĞI ANCAK SEVGİ KURTARIR. MADDE İÇİN, PARA İÇİN BİRBİRİMİZİ KIRMAYALIM. PARA NE Kİ? MUTLULUK BİRBİRİMİZİ SADECE ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEKTİR.