Adolf HİTLER. Almanya şansölyesi, sonrasında ise Tek Adam FÜHRER oldu. 1. Dünya Savaşına er olarak katıldı. Savaş bittiğinde ise başarıları nedeniyle onbaşılığa kadar yükselmişti. Muharebeler esnasında iyi bir savaş baltasıydı. Her manga komutanının ve hatta takım komutanının takımında olmasını isteyeceği niteliklere sahipti.
Savaş bittikten sonra Alman Ordusunda kaldı. Yüzbaşı rütbesindeki komutanı tarafından ona sivil kıyafetle bar gibi yerlerde ve toplantı salonlarında bazı aşırı milliyetçi grupları izlemesi ve rapor etmesi için görevler verildi. Bir süre sonra içlerine girerek üyelerin kimler olduğunu öğrenmesi talimatı verildi. Oda öyle yaptı. Toplantılarına katıldığında Almanya ve Alman milliyetçiliği üzerine atılan nutuklardan çok etkilendi. Çünkü kendisi de aynısını düşünüyordu. Nutuklar atılırken bir akşam kendisini tutamayarak o da konuşma yaptı. Güçlü kalın ses tonuyla öyle bir bağırarak konuşma yaptı ki içtikleri biranın etkisiyle çakırkeyf almanlar onu bulundukları barda alkış ve tezahürat yağmuruna tuttular. Bu olay artık her akşam ve her toplantıda bir ritüele dönüştü. Marjinal küçük bir grup olan aşırı milliyetçiler, birde parti kurmuşlardı. Adolf Hitler'i partinin başına geçirmek istediler. Bunun üzerine Hitler askerlikten onbaşı rütbesiyle ayrılarak terhis edildi. Otuzlu yaşın başlarında parti başkanı oldu. Konuşurken kalın ses tonuyla öyle bağırıyor ve öylesine hamaset yapıyordu ki biracı, cahil almanlar ile savaştan döndükten sonra anlaşma gereği terhis edilerek işsiz ve yoksul kalan milyonlarca alman askerler onun etrafında kenetlendiler.
Alman Ordusunun Versay Antlaşmasıyla mevcudu 100 bin ile sınırlandırılmıştı. (Aynı dönemde Sevr Antlaşmasıyla Osmanlı Devletine getirilen sınırlamalar ve hükümler Mustafa Kemal Liderliğinde gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşıyla ortadan kaldırılmıştır. Almanların bir Mustafa Kemali olmadığından böyle bir şey olmadı.) Hitler eski askerlerden oluşan ve mevcudu milyonları bulan SA antetli gayri resmi yeni bir Ordu yapılanmasını oluşturdu. Hava kuvvetleri yasaklanmıştı. Ufacık düzeltmeyle yani modifiye ile savaş uçağına dönüşecek binlerce sivil uçaklar ürettiler.
2. Dünya Savaşı başladığında Versay Antlaşmasıyla getirilen sınırlandırmalar tamamen bitmişti. 2. Dünya savaşını yazacak olursak çok uzun olur. Ben direkt 1941 yılının son baharından devam edeyim. Sovyetler Birliğine savaş ilan etmek isteyen Hitler'e, Savaşın en parlak generalleri şiddetle karşı çıktılar, fakat dinletemediler. Barbarossa Harekatı ismiyle başlayan Sovyetler Birliğine karşı taarruz 1943 yılına kadar başarılı geçti. İklim koşulları ve uzak mesafelere olan lojistiğin kesintilere uğramasıyla birlikte Alman Ordusunun generalleri, Napolyon'un başına gelen felaketin kendi başlarına da gelmekte olduğunu görüp çok fazla ilerleyen birliklerini toparlayıp geriye çekilmesini ve savunma tertiplenmesine geçmesini istemelerine rağmen Hitler bu tekliflerin tamamını reddetti. Bununla da yetinmeyip kendisine karşı çıkan generallerin tamamını görevden alıp cepheye, kendisine tam itaat eden generallerini gönderip kendisini de fiilen savaşın başkomutanı ilan etti. Cephelerdeki tüm ordu komutanları, talimatları kendisinden almak zorundaydılar. Genel Kurmay ya da kuvvet komutanlıkları kağıt üzerinde olsa da fiilen ortadan kalktı.
Başkomutan olan FÜHRER'in (hitler) askeri strateji deneyimi onbaşılık rütbesi kadar ve eğitimi ise lise dahi değildi. Okulu bitirememiş ressam olmak istemiş, fakat çizimleri değer görmemişti. Beş parasız olduğundan tren garlarında yatıp kalkan bir gariban iken 1. Dünya savaşı başlayınca kurtuluşunu Ordu'ya yazılmakta görüp er olarak savaşa katıldı. Yıllar sonra FÜHRER olsa da Generallerinin gözünde hala bir onbaşıydı. FÜHRER'e bağlılık yeminiyle göreve başlayan birliklerden oluşan Ulusal Ordu'dan sayısal olarak çok daha fazla olan, Özel bir Ordu olan SS'ten alıyordu. Bunlarla, Ulusal Ordu arasında bir komuta birliği yoktu. Daha sonra bu komuta birliği HİTLER'e geçti. Askeri stratejinin en küçük bir eğitimini dahi almamış, lise mezunu dahi olmayan psikopat kişilikli bir adamın Ülkenin başına geçmesini, tek adam olmasını ve yetmediği gibi Dünya'nın bu güne kadar gördüğü en büyük yıkımlı savaşta baş komutan olduğunu düşünün. Bu bir felakettir. Zaten Almanya içinde bu durum tarihte hiç bir devletin görmediği yıkım oldu. Artçı etkileri Almanya'da halen devam ediyor.
Almanya'nın Ekonomik büyüklüğüne gelişmiş sanayisine bakmayın. ABD'nin eyaletlerinin dahi onlardan daha fazla, ABD'ye karşı direnme gücü vardır.
Günümüze dönecek olursak hangi ülke olursa olsun birbirini denetleyen güçler ayrılığı olmayan tüm rejimleri sağlıklı bulmadığım gibi sakıncalı bulurum. Tarih bu tür rejimlerin ülkelerine yaşattıkları felaketlerin örnekleriyle doludur.
Her ne hikmetse bu tür rejimlerle yönetilen tüm ülkelerin yönetim kadrolarının mal ve sermaye varlıkları aşırı şişkin olduğu gibi tamamını yurt dışına kaçırmak gibi özellikleri vardır. Kaddafi'nin ve Libya'nın yurt dışında dondurulmuş varlıklarının 300 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Kullanılamıyor. Saddam Hüseyin'in varlıklarının tamamına ABD çöktü. Rus oligarklarının ve Putin'in varlıklarını şimdilik dondurdular. İlerleyen süreçte onlarınkine de çökecekler. Yurt dışına varlıklarını kaçıranlara duyurulur. Yeter ki Batı Ülkelerinden biriyle külahlar değişmeye görsün, size de çökecekler bilin istedim. Kalın sağlıcakla...