Menü Ordu Hürses Gazetesi
Olgun YÜKSEL

Olgun YÜKSEL

Tarih: 30.06.2022 07:47

ORADAN BURADAN

Facebook Twitter Linked-in

Bugün biraz daldan dala atlayarak devam etmek istiyorum. Ne zaman yazı yazmak için klavyeyi elime alsam ilk aklıma gelenler, Dünya nereye gidiyor, Türkiye nereye gidiyor, gelecekte bizleri neler bekliyor? Sorularına odaklanıyorum. Ancak bugün gelecekten değil biraz geçmişe gitmek istiyorum.

     Şöyle Japonya’ya doğru uzanalım. Mutlaka bilenleriniz vardır Japonya’daki Yamato hanedanlığı 2682 yıl önce kuruldu. Tam 2682 yıldır Japonya’yı idare ediyorlar. En son parlamenter monarşi sistemine 1947 yılında geçtiler. 1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atılan atom bombaları neticesinde ABD’ye teslim olmuşlardı. ABD tarafından hazırlanan Anayasa ile parlamenter monarşiye geçtiler. 1945’te 3 Milyon civarındaki Orduları feshedilerek, “Ordu” yerine öz savunma kuvvetleri kurularak ada ülkesi olan vatanlarını savunmaya yönelik kuvvetler oluşturulmuştu.  Artık onlarda tüm güçleriyle yeniden ordularını kurmaya çalışıyorlar. Çin ve Kuzey Kore tehdidine karşı hazırlanıyorlar. Bugün Japon Hanedanlığının başında 2019’dan beri 126. Hükümdarları İmparator Naruhito bulunuyor. Uzakdoğu temkinli ve sinsice Avrupalıları izleyip bunların ne kadar salak oldukları yönünde muhtemelen kıs kıs gülüyorlardır.

       2500 yıl önce yaşamış olan Çinli komutan, devlet adamı ve bilge Sun Tzu diyor ki,  “Önderlik; zeka, güvenilirlik, insancıllık, cesaret ve kararlılık ister” Bugün Dünya’nın en büyük sıkıntısı milletine önderlik yapabilecek devlet adamlarını yetiştirememiş olmasıdır. Belki size çok hamasetli gelebilir fakat bana göre bugün en iyi devlet adamı ve politikacı olarak gördüğüm lider Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’dir. Daha yapılacak çok işleri var. Az nüfusu, küçük sınırları olsa da Ülkesini hem geliştirdi, hem de güçlendirerek işgal altındaki topraklarını kurtarıp 21. Yüzyılın Türk tarihine ismini yazdırdı. Bizimkilere göre usta bir politikacı olduğunu her haliyle belli ediyor.

      Adolf Hitler, Almanya’nın önce şansölyesi ve sonrasında diktatörü ve Almanya’nın felaketi olan şahıs Kavgam isimli kitabında ki Atatürk bu kitabı okuduğunda söylediği rivayet olunur  “ Yazarını tanımıyorum ancak emin olduğum bu kitabı yazan adamın delinin teki olduğudur"  demiş.  Hitler diyor ki, ” Kendimi zorlayarak marksist basının yazılarını okumaya çalıştım. Fakat onlara karşı duyduğum tiksinti sonuç olarak o kadar şiddetli oldu ki bu alçaklık koalisyonunu meydana getirenleri daha yakından tanıma çabasına itti beni. Bunların hepsi, müdürlerinden başlayarak istisnasız yahudilerden oluşuyordu. Bulabildiğim bütün sosyal demokrat bildirileri ilanları ve broşürleri toplayarak imza sahiplerine baktım. Hepsi yahudiydiler. İster milletvekilleri söz konusu olsun, ister sendika başkanları olsun karşıma çıkan tablo değişmiyordu… Ahlaka aykırı en hayasız yazılar bu gazetelerde sürekli tefrika edliyordu… Bu adamlar sanki bir püskürtme aleti gibi bütün pisliklerini insanlığın üzerine boşaltıyordu…"  1970’lerden başlayarak 2000’lere kadar bu ülkede Türk Toplumunun tüm örf, adet ve hasletlerine kaşı yapılan saldırıları ve uğradığı dezenformasyonları hatırlıyorum. Bir el, kasıtlı olarak tüm hukuki boşlukları kullanarak toplumumuza tuzak kurup Türk demokrasisine ve Mustafa Kemal Atatürk’e karşı düşman güruhlarını yarattı. Yaptıkları tüm gayri ahlaki neşriyatları ve davranışları Atatürk’e ve Atatürkçülüğe yamamayı başardılar. Eğer Atatürk hayatta olsaydı bu neşriyatları yayınlayanların tamamını asardı. Bugün objektif gözlerin, Masonik ve emevik ittifakını çok daha iyi görmeleri mümkündür. Mason armalarla damgalı düğmeler taşıyan Cüppeli şeyhlerin Türk evlatlarını götüreceği yer felaketleridir. 

      Türk evlatlarına gerek marksizm üzerinden gerek milliyetçilik üzerinden, gerekse din üzerinden çok büyük operasyonlar çekildi ve çekilmeye devam ediliyor. Geçmişte solcuyu ve sağcıyı vuran aynı silahtı. Bunlar kriminal gerçekliktir. Troçki ile Lenin’e sürgündeyken ABD pasaportu verip Rusya’ya gönderip Komünist devrimin gerçekleştirilmesini sağlayanlar ile kapitalizmi kuranlar yine aynı akıldı. Savaş süreci içinde Hitlerin savaş ekonomisini finanse edenlerde aynı kişilerdi. Neleri kaçırıyor ve göremiyoruz bir bilseniz?

      Adolf Hitlerin sözlerinin devamını yazmıyorum. İçinde o kadar nefret söylemi var ki buraya taşımam halinde nefret suçuna girebileceği kuşkusu nedeniyle devam etmiyorum. Malumunuz olduğu üzere 12 Eylül 1980 öncesinde kapitalist sisteme karşı şiddet, tedhiş eylemleriyle ülke yönetimini değiştirmeyi ve Marksist, Leninist sistem kurulması hayaliyle solcu gençler tarafından eylemler gerçekleştiriliyordu. Onlara karşı ise milliyetçi, ülkücü gençler örgütlenerek karşı eylemlerde bulunuyorlardı. Her iki grubunda asla dokunmadığı Din üzerinden siyaset ve politik görüşler ortaya koyan Milli Görüşçülerdi. Asla şüphe etmediğim ve emin olduğum Milli Görüş Lideri Merhum Necmettin Erbakan’ın gerçek anlamda Siyonizm karşıtı olduğudur ve güçlü bir referanstır. Peki ya onu destekleyen emeviliğin kalesi, tarikatlar, cemaatler öylemi idi?

      Değerli okurlar bazen böyle sorguluyor, bulduğum cevapları yazıyor bazen de bulanıklık yaşıyorum.  Kuvva-i Milliye ruhumuz gerçek ruhtur. Bu kurtuluş ruhudur. 100 yıl önce bizi kurtuluşa taşıyan ruh budur. Bu günde çok sıkıştırıldığımız bir realitedir. Kuvva-i Milliye ruhuna çok ihtiyacımız olacak. Kalın sağlıcakla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —